Pages

Ads 468x60px

Gebelikte Görülen Hematolojik Hastalıklar Nelerdir?

1)Demir Eksikliği Anemisi.
Bütün gebelerin yüzde 20 sinde görülür.
Fetüsün annenin demir depolarını kullanması ve gebelikte kan volümünün artması sonucunda görülür. Daha çok beslenmesi bozuk, düşük sosyoekonomik düzeydeki gebelerde görülür. Hemoglobinin 11 g/dl’nin veya hemotokritin yüzde 35 in altına düşmesi olarak tanımlanır.
Hemoglabin 8 g/dL bin altına düşerse kalp yetmezliği gelişebilir. Kronik anemisi olan gebelerde abortus ve prematüre doğum riski vardır.

2)Folik Asit Eksikliği Anemisi
Folik asit eksikliği anemisi yol açması yanında tüp defektleri adı verilen fetusta sinir sisteminin gelişimi sırasında önemli bozukluklara yol açan konjentinal malformasyonlardan sorumlu tutulmaktadır. Daha önceki gebeliğinde konjenital anomalili bebek doğuran gebelere gebe kalmadan önce ve gebelik sırasında mutlaka folik asit verilmelidir.

3)Talasemi (Akdeniz Anemisi)
Akdeniz ülkelerinde ve ülkemizde sık görülen genetik geçişli bir kansızlık tipidir. Hastalığın homozigot şekline talasemi majör denilmektedir. Bu durumda gebelerde anne ile ilgili komplikasyonlar artar, fetal kayıp ve düşük doğum ağırlıklı bebek oranı yükselir.
Heterozigot olan tipinde ise (talasemi minör) hafif anemi görülür. Demir tedavisine yanıt vermezler. Taşıyıcıların diğer bir taşıyıcı ile evlenmeleri durumunda çocukların 1/4 ü sağlam, 1/4 ü hasta, 1/2 si de taşıyıcı olur. Kaynak.7gunsaglik.com

Menstrüasyon (Adet Görme) Nedir? Adet Görme Hani yaşlarda Gerçekleşir?

Östrojen ve progesteronun etkisi ile hazırlanan endometriumun periyodik olarak dökülmesi ve kanama şeklimde vajinadan atılmasına menstruasyon (adet görme) adı verilmektedir.
Ergenlik çağında beyindeki hipotalamus ve hipofiz bezlerinden sal8nan hormonlar overlere ve uterusa komutlar göndererek hazırlanmalarını sağlarlar.

İlk adet görme (menarş) 13-14 yaşlarında olur. İlk 1-2 yıl çok düzenli adet kanaması olmayabilir.
Hormonların etkisi ile uterusun iç tabakası yani endometrium kalınlaşır ve gebeliğe hazır hale gelir. Genellikle 28 günlük siklusun 12-14. günlerinde yumurtlama olur. Yumurtlama sırasında tek taraflı, fazla şiddetli olmayan ve 12 saat kadar süren alt karın ağrısı olabilir. Buna ara sancısı adı verilir. Gebelik oluşmadığı takdirde tabaka dökülerek adet kanaması şeklinde vajinadan atılır. Buna menstruasyon adı verilir. Sağlıklı kadınlarda 21-35 (ortalama 28) günler arasında adet kanaması tekrarlanır. Genellikle 1-8 )ortalama 5) gün süren süreçte ortalama 2-3 ped kirletecek kadar kanama olur. Bazı kişilerde günlük aktiviteyi etkilemeyecek kadar ağrı görülebilir .
Adet görememeye amenore adı verilir. Üreme çağı dışında, gebelik ve laktasyo da amenore normaldir. Bunların dışında oluştuğunda araştırılması gerekir.

Menstruel siklusun ikinci yarısında kimi kadınlarda daha çok hissedilen, siklusun sonuna doğru tamamen belirginleşen bulgular görülür. Ödem, baş ağrısı, gerginlik gibi bulguların olduğu bu tabloya premenstruel gerginlik sendromu adı verilir.
Menstrüasyon sırasında hijyenik önlemlere dikkat edilmelidir. Akan kanlı sıvı enfeksiyonlar için zemin hazırlar. Sık ped değiştirilmeli, pedlerin temizliğine özen gösterilmelidir.

Eklem Zarı Yangısı, Sinovit Nedir?

Sinovit nedir, kimlerde neden ortaya çıkar? Nedenleri, belli başlı belirtileri nelerdir? Tedavisi nasıldır? Eklemlerde oluşan bu hastalık hakkında ayrıntılı bilgiler..

Lady Gaga’nın muzdarip olduğu ve konserlerini iptal etmek zorunda olduğu sinovit, eklem zarlarında meydana gelen iltihap sonucu görülür. Eklemler, zar sıvısının birikmesi sonucu şişer.

Sinovit, arterit, lupus ve gut gibi rahatsızlıklar sonucu da görülebilir. Uzun süreli görüldüğünde eklemi kalıcı zarar görmesine neden olabilir.

Sinovit, eklemlerde hassasiyet ve ağrıya neden olur.

Tedavisinde antienflamatuvar ilaçlar kullanılır. Ekleme enjeksiyon yöntemiyle steroid verilebilir..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Burnumuzun İçinde Tehlikeli Bakteriler Gizleniyor

Potansiyel zararlılar olan stafilokok bakterileri aslında uzağımızda değil, burnumuzun içinde gizleniyor.

Sağlıklı kişiler üzerinde yapılan testler ve araştırmalarda burunda yaşayan gizli tehlikeler ortaya çıkmıştır. Yaklaşık olarak yarısının antibiyotiğe karşı duyarlı olduğu yani ilaçla yok edilemeyen Staphylococcus aureus zararlıları burun deliğimizden girip orada yaşamaya başlıyor. Birkaç haftalık direniş ve tedavi sonrasında burundan düşerek ya da ölerek yok olabiliyorlar.

İnsanların yaklaşık üçte biri bu bakterinin taşıyıcısı ve bu sorunla karşı karşıya. Bulaşıcı bir rahatsızlık olduğundan yakın teması kabul etmiyor. Grip gibi dinlenmek ve soğuktan kaçınmak, insanlardan uzak durmak gerekiyor.

Zayıf bağışıklık sistemi olanlar da cilt hassaslığı olanlar da belirti gördüğünde ya da riskli durumda hastaneye gitmeli. Yara, kesik, kateter ya da kan yoluyla bir şekilde vücuda girebiliyor. Daha sonra kalp rahatsızlığı, pnömoni ve enfeksiyona yol açıyor. Yaşamı tehdit eden bu bakteri moleküler enfeksiyonun kaynağı..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Soğuk Algınlığı ve Grip Sezonunu Nasıl Atlatırız?

Ellerinizi iyice yıkayın. Kirli eller hastalığın başlaması için yeterlidir. Parmaklardan ağıza ve göze mikroplar yayılır.

Sıkça su ve sabunla ellerinizi yıkayın. Mevsiminden önce grip aşısı olun. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve hastalar aşı olmalı. Hamileler de doktor kontrolünde aşılanmalı. Ağrı kesiciler, grip ilaçları, bitkiler, sabun ve antibakteriyel temizlik ürünlerini önceden dolabınızda stoklayın. Termometre, derece, hazır çay ve çorbaları doğal olanlarından depolayın.

Belirtileri de izleyin fakat doktora da mutlaka gidin. Burun akıntısı veya tıkanıklığı bile olsa hastalanmış olabilirsiniz. Ateş, ağrılar, yorgunluk ve grip belirtileri ile başlar. Doğru ilacı kullandığınızdan emin olun. Eczacınıza ya da doktorunuza danışın. Antibiyotikleri kafanıza göre kullanmayın hatta bunlar en son çaredir. Hastaysanız dışarı çıkmadan sıcak evinizde dinlenin.

Virüslerle hareket ederek baş edemezsiniz. İstirahat ve beslenmeyle üstesinden gelin. Bol sıvı ve C vitamini tüketin. Öksürük şurubu veya ılık bal için. Ekinezya, mürver ve C vitaminli otlar ve karışımlar da gribe karşı etkilidir. Et suyu, su, meyve suyu gibi sıvı gıdalar tüketin. Sıcak çorba ve ıhlamur iyi gelecektir. Tıkanıklığı çözer, solunumu rahatlatır..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Çocuk Sahibi Olabilmenin Farklı Yolları

Bazı insanlar istese de çocuk sahibi olamıyor, ya da bir çocuktan sonra başka çocukları olmuyor. Peki buna sebep hangi taraf?

Tedavide izlenecek yol hangisi? Kadınlarda çok sınırlı sayıda bebek sahibi olabilme seçenekleri vardır, fakat erkeklerde bu durum daha kolay yaratılabilir. Vazektomi cerrahisiyle testis kanalları açılarak sperm alınır ve yumurtalıkta bütünleştirilebilir. Kadınlarda da tüp ligasyonu işlemi uygulanabilir. Spermleri alan yumurtalık bölümü fallop tüpleri kapalı ise çocuk sahibi olunamıyordur ve ligasyon yöntemiyle bu sorun çözülebilir.

Rahim ve tüplerin içine bu cihaz yerleştirilerek sperm enjekte edilebilir. Kadınlar, erkeklerden 3 kat daha zor imkanlara sahip. Onlarda bu işlemleri uygulamak daha zor. Üreme çağındaki kadınların %16’sı vazektomi benzeri işlemlerden geçiyor yani çocuk sahibi olamıyor. Bazı kadınlar bu sürece açık ve hazır değil. Erkekler ise bu konuda daha fazla sorumluluk hissediyor.

Kadınlar doğum kontrol hapını bırakıp hormon tedavisine başlarken erkekler bu konuda daha rahattır sadece sperm kanallarında açma işlemi uygulanır. Bu karar çiftler arası çatışmaya yol açabilir. Hemen sonuca ulaşmak isteyen çiftler tüp açma ve transfer işlemlerini seçebilir. Vazektomiyle birkaç ayda hamile kalmak mümkündür. Emin olmak adına sağlık kontrolleri de gereklidir. Kimseyi kandırmadan eşler arasında açık sözlü olunarak sağlıklı ve stressiz bir şekilde bebek sahibi olunabilir..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Gebelikte Risk Yaratan Enfeksiyonlar Nelerdir?

İnfluenza (Grip)
Fetal malformasyona yol açtığı gösterilmemiştir. Üzerine eklenen bakteriyel komplikasyonlar gebede ağır seyredebilir. Gebelere grip aşısı önerilmez.

Rubella (Kızamıkçık)
Döküntülü bir çocuk hastalığıdır. Gb daha önce kızamıkçık geçirmişse bağışıktır, bu durumda bebek için bir tehlike yoktur. Aksi halde gebeliğin ilk üç ayında hasta bir çocukla karşılaşma sonucu hastalığa yakalanan gebelerde düşük, ölü doğum ya da fetusun enfekte olmasıyla sonuçlanan bir hastalık tablosu ortaya çıkar.

Rubeola (Kızamık)
Toplumda bağışık oranı yüksek olduğu için gebelikte pek karşılaşılmaz. Hastalık gebeliğin erken döneminde geçirilirse malformasyon riski düşüktür. Doğuma yakın s bebek enfekte olabilir.

Toksoplazmozis
Toxoplasma gondi, evcil hayvanlarda bulunan bir parazittir. Parazit özellikle kedi dışkısı ve az pişmiş ya da çiğ et ile bulaşır. Paraziti alan kişide yorgunluk, hafif ateş gibi pek belirgin olmayan bulgularla seyretti için hastalık anlaşılmaz ve genellikle tedavi edilmez. Gebelik yoksa geçirilen enfeksiyon bir sorun yaratmaz. Ancak hastalık gebelikte geçirilirse ve tedavi görülmezse fetusta mikrosefali, görme bozukluğu ve neonatal ölüm görülebilir. Hastalık gebelik sırasında tespit edilirse tedavi edilmelidir.

Suçiçeği
Gebeliğin ilk dönemlerinde nadiren fetal malformasyona yol açar. Doğuma yakın dönemde döküntüler olursa fetusa bulaşabilir. Neonatal mortalite yüksektir.

Tüberküloz (Verem)
Aktif tüberküloz tanısı olan kadın 3 yıl gebe kalmamalıdır. Gebelik sırasında tüberküloz mikrobu alınırsa aktif bir şekilde tedavi edilmelidir. Destekleyici tedavi ve beslenmeye dikkat edilmelidir. Vitamin B6 tedaviye eklemelidir. Ilaçlara bağlı konjenital malformasyon riski düşüktür. Doğumdan sonra anne basil çıkarıyorsa bebek profilaktik tedaviye alınmalıdır.
Kaynak.7gunsaglik.com

Geç Gelen Gebelikte Yaşanan Problemler Nelerdir?

1)Gebeliğin Tetiklediği Hipertansiyon:
Eklemsi-Preeklamsi (Gebelik Toksemisi) : %5-7 gebede görülen maternal ölümlerin büyük bir kısmından sorumlu bir gebelik komplikasyonudur. Tansiyonu 140/ 90 mmHg nin üzerine çıkması veya daha önceden ölçülen hastaya özgü bazal değerlerden sistolik kan basıncının 30 mm Hg bin diastolik kan basıncının 15 mmHg yükselmesidir.
Preeklampsi gebeliğin özellikle son 3 ayından yüksek kan basıncı, idrarda protein ve ödem görülmesidir. Ilk gebelik, 20 yaş altı ve 35 yaşın üzerindeki gebelik, diyabet, böbrek hastalığı, kalp hastalığı, çoğul gebelik preeklampsi için risk faktörleridir.
Tedavi edilmezse annenin ve bebeğin hayatı tehlikeye girer.
Eklemsi, preeklamptik hastada tablonun ağırlaşması ve konvülsiyonlar görülmesidir. Konvülsiyonları uyanmamak için gebe sakin, gürültüsüz ve loş bir yere alınır, medikal tedavi başlanarak acilen doğurtulur.

2)Plasenta Dekolmanı:
Plasentanın zamanından önce ayrılmasıdır. Kanama vajinal yolla dışarıya ya da içine olur. Kan basıncı düşer şok tablosu olur. Çocuk kalp sesleri, duyulmaz. Kendiliğinden doğum eylemi başlayabilir ve arkasından durdurulamayan kanamalar görülebilir.


Bu olgularda plasenta uterusun alt kısmına servikal kanalı kapatacak şekilde yerleşmiştir. Gebelik ilerledikçe aniden başlayan ve giderek artan ağrısız kanamalar görülür. Doğum başlamadan tanı konulursa, sezaryan yapılarak bebeğin ve annenin hayatı kurtulur. Kanama başlarsa gebe kalçası yükseltilerek yatırılmalı ve acilen hastaneye yerleştirilmelidir. Hastanede acilen sezaryene alınır ve gerekirse kan transfüzyonu yapılır.
Kaynak.7gunsaglik.com

Erken Gebelikte Yaşanan Problemler Nelerdir?

Erken Gebelikte Yaşanan Problemler:
1)Dış Gebelik
Döllenmiş yumurtanın uterus dışında bir yere yerleşmesidir. Zigot genellikle fallop tüpleri bazen tüpleri, ve karın boşluğuna yerleşebilir. Nedeni sıklıkla tüplerdeki tıkanıklığa yol açan geçirilmiş enfeksiyonlar ve üreme organlarındaki şekil bozukluklarıdır. Embriyon büyüdükçe tüplere sığmayarak perforasyona yol açar. Ani kasık ağrısı, karında hassasiyet ve şok tablosu varsa hemen hastaneye götürülmelidir. Perforasyon olmadan saptanan dış gebelikler cerrahi müdahale ile sonlandırılır.

2)Abortus (Düşük)
28 haftadan önce gebeliğin sonra sonlanarak fetusun uterustan atılması demektir.
Kendiliğinden oluşan düşüklere spontan abortus, tıbbi nedenlerle yapılıyorsa medikal abortus, istenmeyen gebelik sonlandırılması amacıyla yapılıyorsa dilatasyon ve küretaj terimleri kullanılmaktadır.
Ilk trimesterde olan düşüklerin genellikle kromozom bozuklukları sorumludur.
Gebelik sırasında ağrı ve kanama düşük belirtisi olabilir. Gebe istirahate alınıp gerekli muayene ve tetkikler yapılır. Düşük gerçekleşmişse içeride alınabilecek artıklar kanama ve enfeksiyona neden olabileceğinden küretaj işlemi uygulanmalıdır.

3)Üzüm Gebeliği
Gebelik muayenesinde beklenenden daha büyük bir uterus bulunduğunda şüphelenilmelidir. Vajinal kanama ile birlikte üzüm şeklinde parçacıklar atılabilir. Döllenen yumurta uygun gelişememiş, uterus şeklindeki parçacıklarla dolmuştur. Uterusun boşaltılması gerekir. Koryokarsinoma kadındaki kötü huylu tümöre dönüşmesi riski vardır.

4)Yalancı Gebelik
Döllenmiş yumurta olmamasına rağmen bazı gebelik belirtilerinin görülmesidir. Genellikle gebe kalamayan fakat çocuk arzusu içinde olan genç kadınlarda görülen bir tablodur. Gebelikte görülen subjektif yakınmalar dışında karın büyümesi, adetlerin olmaması gibi bulgular da vardır. Fakat objektif gebelik bulgularının hiçbiri yoktur. Psikolojik tedavi gerekir.

5)Servikal Yetmezlik
Uterusun alt kısmındaki servikal kanalın erkenden açılarak düşüğe neden olmasıdır. Cerrahi olarak tedavisi mümkündür. Tekrarlayan düşüklerde akla gelmelidir.

6)Hiperemesis Gravidarum
İlk trimesterde görülen bulantı ve kusmaların aşırı olması sonucu sıvı ve elektrolit kaybına neden olmasıdır. Gebenin hastaneye yatırılarak damar yoluyla tedavi görmesi gerekir.
Kaynak.7gunsaglik.com

İyi Bir Göz Sağlığı İçin 6 Öneri

Göz sağlığını iyileştirmenin önemini biliyoruz. Peki bunun için neler yapabiliriz işte 6 yöntem.

İyi beslenin. Gözleri korumak iyi beslenmeyle başlar. Omega 3, lutein, çinko,  C ve E vitamini gibi besinler makula dejenerasyonundan korur. Kataraktı geciktirir. Görme sorunlarını önler. Ispanak, lahana, somon ve ton balığı, yumurta, fındık, fasulye, proteinli et grubu, portakal gibi narenciye ve sularını tüketin. Diyabet, obezite ve körlükle başa çıkın.
Sigarayı bırakın. Katarakt, optik sinir hasarı, göz bozukluklarına neden olur. Bırakana kadar azaltın ve denemeye devam edin.
Güneş gözlüğünü ihmal etmeyin. UV ışınları göze direkt temas halinde bozukluğa neden olur. Ayrıca katarakt ve makula dejenerasyonundan korunmak için %100 korumalı bir gözlük edinin. Parlamayı azaltan karartıcı bir cam seçin. Koruyucu lens de ayrıca takılabilir.
Spor ve Bazı işlerde koruyucu gözlük takın. Kaynakçıların özellikle takması gerekir. Bazı sporlarda da gereklidir.
Bilgisayarı bilinçli kullanın. Göz yorgunluğu, bulanık görme, zor görme, göz kuruluğu, baş ağrısı, boyun, sırt ve omuz ağrısından kurtulmak için mola verin fazla bakmayın ve yakından bakmayın. Gözlük ve koruyucu ekran kullanın.
Düzenli olarak göz muayenesine gidin. Doktorunuzun önerdiği ilaçları ve alışkanlıkları deneyin..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

İlaçlar Görme Problemlerine Yol Açar mı?

Ağız ve göz kuruluğu, ışığa hassasiyet, görme sorunları gibi yan etkileri olan ilaçlar hangileri?

Görme kaybına bile yol açan ilaçlar var. Çok az bir oranda olsalar da bazı ilaçlar bu etkiye sahip. Hangi ilaç gruplarına bu risk ve tehlike var, doktora danışmadan kesinlikle kullanılmamalı?

Akne ilaçları. Gece görüşünü azaltır, göz kuruluğu görme sorunlarına yol açar.
Antihistaminikler. Saman nezlesi ve alerjik sorunlarsa alınır. Kaşıntı, sulanma, bulanık ve hareli görme, glokom, şiddetli göz ağrısı gibi sorunlara yol açabilir.
Romatoid artrit ve lupus ilaçları. Kalıcı görme kaybına neden olabilir.
Kortikosteroidler. Prednison artrit, lupus, sedef hastalığı, ciddi alerjileri, ülseratif kolit ve solunum bozuklukları gibi durumların tedavisinde kullanılan ilaçtır. Glokom, göz ağrısı, bulanık görme gibi yan etkileri vardır.
Cinsel uyarıcı ve destekleyici ilaçlar. Göz sinirlerine dokunabilir.
Verem antibiyotik ilaçları görme sorunları sebebi olabilir.
Prostat ilaçları da aynı etkide olabilir.
Şizofreni ve ruhsal hastalık ilaçları renk değişimleri, görmede değişimlere neden olur.
Meme kanseri için kullanılan anti östrojen ilaçlar göz fonksiyonunu bozar.
Epilepsi ve migrende kullanılan topiramatlar göz sorunlarına yol açabilir..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Kış Aylarında Enfeksiyon’dan Korunma

Kış aylarına girdiğimiz şu günlerde havaların değişmesi ve soğuk havanın kendini iyiden iyiye hissettirmesiyle birlikte ortaya çıkan bazı hastalıklar oluyor.

Genellikle her birimizin başından geçen hastalıklardan nezle, grip, faranjit, sinüzit gibi hastalıklar başta geliyor. Soğuğa bağlı gelişen enfeksiyonlar da özellikle çocuklar, yaşlıları ve hamileleri ilk planda etkilemektedir.

Engelli vatandaşlarımızda hastalıkları ile ilgili soğuğa bağlı olarak enfeksiyon kapma durumu vardır. Kış mevsiminde soğuk havaya uyum sağlamak için vücudumuz daha fazla enerji harcamaktadır.

Vücut direnciniz düşer, enfeksiyon kapma riski bulunur.

Soğuk iklimde devamlı yaşayan insanların durumu ılık havaya çıktıklarında nasıl tepki veriyorsa, soğuğa çıkan ılıman ortam insanları da enfeksiyon kapma riskine açıktır. Soğuk özellikle akciğer hastalarını ve kronik hastalığı olanların dikkat etmeleri lazımdır.

çocuklarda grip

Bronşit ve astım hastalıkları ilk planda daha sık olmaya başlar. Böbrek hastaları, diabet hastaları, Kalp hastaları ilk planda tehlikede olurlar.

Kış hastalıklarına kısaca bakacak olursak; En tehlikeli hastalık olarak görülen zatürredir. Bu hastalığa yol açan 30 civarında mikrop cinsi bulunuyor.

Bu hastalığın oluşumu genelde kış aylarına denk gelmektedir. Çünkü mikroplar bazı bakteriler ve virüsler yoluyla insana bulaşır.

Çocuktan ihtiyarlara kadar her kesin başına gelebilecek olan bu hastalık vücut direncinin düşük olduğu kış aylarındaki mikroplardan etkilenen kronik rahatsızlığı olan insanlara hızla bulaşmaktadır. Kış hastalıklarına dikkat etmeli ve vücut direncimizi düşük tutmamalıyız..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...