Pages

Ads 468x60px

Planlanmamış Gebeliğin En Büyük Sebebi

İstenmeyen daha doğrusu beklenmeyen bir bebek haberi çiftleri nasıl etkiler, bunun sebebi ne olabilir?

Hamile kalma riskini neler oluşturur, çiftler gebelik hakkında nasıl tedbirler almalıdır? ABD’de sayısı artan kürtaj vakalarında incelemeler yapılmış ve bazı sonuçlara varılmıştır. Kısır olduğuna inanan hatta emin olan çiftlerin korunmadıklar ve bu hesapta olmayan gebeliklerin sonucunda bebeğin düşürülmesi ya da alınması kararı verilmeye başlanmıştır.

Bazı kazalar sonucunda beklenmedik gebelik haberleri özellikle çocuk düşüncesini tamamen hayatından çıkaran çiftler için sarsıcı olabiliyor. Durumu ne olursa olsun planlarında bebek olmayan çiftlerin mutlaka iyi bir şekilde karşılıklı olarak korunmaları gerekiyor. Aile planlaması ve doğum kontrol kesinlikle gebelik olasılığını ortadan kaldırır. Hamile kalma ve çocuk sahibi olma gibi bir sağlık durumunuz yoksa bile korunmaya devam edin..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Neden Çocuk Sahibi Olunamıyor? Sebepleri Neler?

Çocuk sahibi olmak isteyipde olamayanların bilgilenebileceği ve sebepleri hakkında detaylara ulaşabileceği farklı kaynaklarla beslenen gebelik makalesi.

Çocuk sahibi olamamak, tıbbi anlamda, herhangi bir korunma yöntemi kullanmaksızın yeteri kadar sıklıkla cinsel ilişki olmasına rağmen 1 yıl içersinde gebe kalınamaması olarak tanımlanmaktadır. Örneğin; bugün çocuk sahibi olmak isteyen 100 çift var ise, bunların ilk ay sadece 15 tanesi gebe kalabilmekte, 6 ay sonunda ise bu rakam 60′a ulaşmakta 1 yıl sonunda ise 85′i gebe kalabilmektedir. Gebe kalamayan 100 kişiden 15′i ise tıbbi yardım almak için doktora başvurmaktadır. Bu durumda en önemli etkileyen faktör, çiftlerin yaşları ve cinsel ilişki sıklığı olmaktadır.

Ülkemizde ve tüm dünyada, çocuk sahibi olamayan çiftlerin tıbbi değerlendirme, tedavi ve takipleri maddi olarak ailenin ekonomisine yük oluşturmaktadır. Pahalı bir tedavi olduğu için, yurt dışında sigorta şirketleri, ülkemizde de sağlık politikası olarak maliyet desteği düşük olmakta ve tüm yük aile üzerinde kalmaktadır.

4 FAKTÖR

Çocuk sahibi olamayan çiftlerde tedaviye geçmeden önce dikkatli bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Hem erkek, hem de kadın bu değerlendirmeden geçirilmelidir. Çocuk sahibi olamamanın nedenleri 4 grupta incelenebilir. Erkek faktörü, kadın faktörü, tubal faktörler ve açıklanamayan faktörlerdir.

Erkek faktörü: Laboratuar analizinden önce, hastadan iyi bir anamnez almak önemlidir. Kullandığı ilaçlar, daha önce geçirilmiş genital bölge ile ilgili cerrahi operasyonlar, sigara veya alkol kullanımı, çalıştığı iş koşulları, işte maruz kalabileceği kimyasallar, stres durumu vs. Bundan sonra, Semen analizi tek ve en önemli tetkiktir. Sperm laboratuar olarak değerlendirildiğinde, sayı, hareket ve sperm kalitesi olarak bir rapor hazırlanır ve doktor tarafından değerlendirilir.

Kadın faktörü: Erkekte olduğu gibi, kadında da ilk adım iyi bir anamnez ile başlar. Erkekte sorgulananlara ek olarak, ilk adet yaşı, adetlerinin düzeni, adet görme miktarı, adetlerinin sancılı geçip geçmediği titizlikle araştırılmalıdır. Sancılı adetler, endometriozis ile ilişkili olabilmektedir. Daha önce rahim içi araç (spiral) kullanıp kullanmadığı, vajinal akıntı ve kasık ağrıları sorgulanmalıdır. Vücutta aşırı tüylenme veya tam tersi saç dökülmeleri araştırılmalıdır. Meme başından süt gelmesi prolaktin hormon yüksekliği ile ilişkili olabilmektedir. Sosyoekonomik düzeyden bağımsız olarak, ülkemizde büyük bir eksiklik, kadınlarımız adet günlüğü tutmamasıdır.

Kadın Faktöründe Başlangıç Laboratuar Testler: Adetin ilk günleri, rutin kan testleri, kan grubu tayini ve FSH, Prolaktin ve E2 bakılmalıdır. Bunun yanında, kızamıkçık ve su çiçeği taraması yapılmalı eğer negatif ise gebe kalınmadan önce aşısı düşünülmelidir. Adetinin 21. günü progesteron bakılabilir. Ovaryan rezerv dediğimiz, yumurtalıkların kapasitesini ölçmek için kullandığımız Clomiphene Challange Test (CCT) veya AMH (Anti-müllerian hormon) testi gerekli ise yapılabilir.

Tubal Faktör: Tedaviye başlamadan önce yapılması gereken bir diğer test, yumrtalıklar ile rahim arasında bağlantı gören ve döllenmenin gerçekleştiği tüplerin durumu hakkında bize bilgi veren Histerosalfingografi (HSG – Hysterosalphingography) yapılmalıdır. Bu işlem kadın açısından sancılı bir işlem olduğu için anestezi altında yapılması doktorunuz ile birlikte değerlendirilebilir. Rahim içinin video kamera ile görüntülenmesi ve olası problemlerin çözümü için histeroskopi de tetkik aşamasında düşünülebilir.

Tüm bunlar ile çocuk sahibi olamamış çiftlerin değerlendirmesi yapıldıktan sonra tedavi planlanabilir. Çiftlerin daha ilk doktor ile karşılaşmasında bilmeleri gereken; bu tedavinin sabır, güç, destek gerektirdiğidir. Tedavi süresinin uzun olması özellikle kadında stres faktörünü de artırmaktadır. Stresin kadın üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkileri kaçınılmaz olmaktadır. Bu tedavi sürecinde stres faktörünün azaltılması önemlidir. Hatta bu süreçte psikolojik destek almak faydalı olabilmektedir.

Daha Detaylı Akademik Bilgi İçin Wikipedi Sayfasına Bakabilirsiniz..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Güzellik Uykusunun Yararları, Uyuyan Güzel Gerçeği

Cilt güzelliği için uykunun önemi büyük. Uyuyan güzel efsanesi boşa yazılmamış.

Sağlık ve güzellik anlamında pek çok yararı var uykunun. İyi hissettirir ve cildi gençleştirir. Taze ve kanlı canlı bir cilt ile uyanırsınız. Uyku, cildi netleştirir renk ve güzellik verir. Uyku eksikliği siyah nokta, sivilce ve strese yol açar. Tabii stres de yine cilde yansıyacaktır. Stresliyken özellikle gençlerde sivilceler çıkar.

Gözlere parlaklık ve ışıltı verir. Gözlerde morarma, kararma ve şişlikler azalır. Gözlerin de uyku sırasında dinlenmesi mühimdir. Gözlerin karanlık ortamda dinlenmesi güzelliğine de yansır. Göz kremi ve kapatıcıdan da yardım alınabilir. Yatmadan gece kreminizi sürüp güzel bir uyku çekin. Soluk ve lekeli cilt tonunu da düzenler.

Pembelik katar. En az 8 saat uyuyan kişilerdeki güzellik yansımasını herkes fark eder. Dinlenmiş, daha az yorgun, dinç ve güzel görünürsünüz. Gözlerinizi şişkinlik ve izden korumak için kafanızı ve suratınızı yastığa gömerek yatmayın. Sabahları buz torbası uygulanabilir. Tuzu kesinlikle azaltın hatta kesin.

Çünkü sıvı tutar şişkinlik verir. Bir kadeh şarapla rahatlayabilir ve uykuya dalabilirsiniz. Pürüzsüz ve yumuşacık bir cilt için makyajınızı çıkarıp cildi temizleyip yatın. Sıcak bir banyonun ardından ferah odanızda temiz yatağınızda uykuya dalın. Tüm cilt için A vitaminli ve shea yağlı bakım kremleri kullanabilirsiniz..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Kalıtımsal kökene sahip bir rahatsızlık olan depresyon, çevresel etkenler neticesinde de meydana gelebilmektedir. Depresyonun oluşumuna ortam hazırlayan etkenler son derece fazladır. Bununla birlikte depresyondan kurtulmak için, tüketmenizde büyük fayda bulunan besinler bulunmaktadır. Peki bu besinler neler? İşte, depresyona iyi gelen besinler: Depresyon Hastalarının Yemesi Gerekenler 1)Sarı Kantaron Depresyonunuz orta ve hafif derecede ise tedavi sürecinde oldukça etkilidir. 2)Kakule Kakule, ruh halini tedavi etmede son derece etkili olupaynı zamanda hücrelerin gençleşmesine katkı sağlar. 3)Safran Ürettiği karotenoid ve B vitamini sayesinde vücuttaki mutluluk hormonunun salgılanmasını artırmaya yardımcı olan safran depresyona da iyi gelmektedir. 4)Kaju Sinir sistemini etkileyici bir özelliğe sahip olan kajunun depresyona son derece iyi geldiği uzmanlar tarafından kanıtlanmıştır. 5)Balık Yağı Depresyon problemi yaşayan bireylerin Omega-3 oranlarının eksik olduğu saptanmıştır. Depresyondan kurtulmak için muhakkak Omega-3 içeren balık yağı, somon, sardalye hamsi, keten tohumu, soya ürünleri tüketmek son derece faydalı olacaktır. 6)Bal Yıpranmış sinirler üzerinde büyük bir etkiye sahip olan bal, doğal olarak depresyonla da mücadele eden bir besindir. 7)Elma İçeriğinde bol miktarda B vitamini, potasyum ve fosfor bulunan elma da depresyona iyi gelen ve depresyonu doğal yollarla tedavi eden besinler arasında.

Kalıtımsal kökene sahip  bir rahatsızlık olan depresyon,  çevresel etkenler neticesinde de meydana gelebilmektedir. Depresyonun oluşumuna ortam hazırlayan etkenler son derece fazladır. Bununla birlikte depresyondan kurtulmak için, tüketmenizde büyük fayda bulunan besinler bulunmaktadır.

Peki bu besinler neler?
İşte, depresyona iyi gelen besinler:
Depresyon Hastalarının Yemesi Gerekenler

1)Sarı Kantaron
Depresyonunuz orta ve hafif derecede ise tedavi sürecinde oldukça etkilidir.

2)Kakule
Kakule, ruh halini tedavi etmede son derece etkili olupaynı zamanda hücrelerin gençleşmesine katkı sağlar.

3)Safran
Ürettiği karotenoid ve B vitamini sayesinde vücuttaki mutluluk hormonunun salgılanmasını artırmaya yardımcı olan safran depresyona da iyi gelmektedir.

4)Kaju
Sinir sistemini etkileyici bir özelliğe sahip olan kajunun depresyona son derece iyi geldiği uzmanlar tarafından kanıtlanmıştır.

5)Balık Yağı
Depresyon problemi yaşayan bireylerin Omega-3 oranlarının eksik olduğu saptanmıştır. Depresyondan kurtulmak için muhakkak Omega-3 içeren balık yağı, somon, sardalye hamsi, keten tohumu, soya ürünleri tüketmek son derece faydalı olacaktır.

6)Bal
Yıpranmış sinirler üzerinde büyük bir etkiye sahip olan bal, doğal olarak depresyonla da mücadele eden bir besindir.

7)Elma
İçeriğinde bol miktarda B vitamini, potasyum ve fosfor bulunan elma da depresyona iyi gelen ve depresyonu doğal yollarla tedavi eden besinler arasında.
Kaynak.7gunsaglik.com

Doğum Sonrasında İdrar Kaçırma

İdrar kaçırma; idrarın kontrol edilememesi durumunun bir sonucu olarak bir sızıntı şeklinde kaçırılması durumu olarak adlandırılmaktadır.

Bu durum en çok kadınları sosyo-kültürel faktörlerin etkisiyle zor anlar yaşamasına sebebiyet verir. Elbette ki hijyen konusunda da problemler yaşanması son derece muhtemel bir durumdur.

İdrar Kaçırma Nedenleri Nelerdir?
İdrar kaçırma, pek çok nedene bağlı olarak gelişebileceği gibi genç yaşlardan itibaren idrar kaçıran bayanların önemli bir kısmında bu rahatsızlık doğum ile beraber kendini gösterebilir. Doğum yapan kadının doğum şekli, gerçeklestirdigi doğum sayısı, çocuğun büyüklüğü ya da doğum esnasında vakum kullanılması gibi durumlar daha sonra idrar kaçırılması gibi problemlere neden olur.

İdrar Kaçırma Tedavisi Mevcut mu?
Doğum sonrası kadınların pek çoğunda görülebilen idrar kaçırma çeşitli yöntemler uygulanarak tedavi edilebilir. İlaç tedavisi ve cerrahi yöntem uygulamaları ile birlikte günümüzde idrar kaçırma tedavisi kolay bir şekilde gerçekleştirilebilir. Doğru doktor seçimi ve doğru yöntemler ile hastaların çoğu tedavi olmaktadır.
Kaynak.7gunsaglik.com

Acil İlk Yardıma İhtiyacınız Olduğunda

Tıbbi acil durumlarda yaralanma kaza hastalık gibi anlarda neler yapılmalı mutlaka bilmeliyiz.

Altın saatler değerlidir ve geç müdahale kötü sonuçlar doğurabilir. İşte duruma göre acil tıbbi müdahale önerileri…

İnme-Felç…
3-4 saat içinde acil müdahale gerekir. Beyne yeterince oksijen gitmez ve gecikilirse ölüme kadar gidebilir. Beyin hücreleri birkaç dakikada ölebilir beyinde ani kanama felç ve ölüm sebebidir. Bu kalıcı beyin hasarı, uzun süreli sakatlık ve hatta ölüme neden olabilir. Tıkanıklık için koldan ilaç enjekte edilir. Ambulans ve acil serviste gerekli tedbirler alınır tedavi uygulanır.

Yüz felci…
Şişkinlik, seğirme, kasılma, sarkma ve yırtılma gibi yüz ve organların kötüye gitmesi durumunda 72 saat içinde acil müdahale gerekir. Sinir fonksiyonları yeniden normale getirilir.

Tetanoz…
Aşısı yapılır gerekli ilaç tedavisi ve sterilizasyon uygulanır.
Yüksek tansiyon…

Ağızdan alınan ilaçlar ve iğne etkili olacaktır.Kaynak.7gunsaglik.com

Ergenlerde Kilo Algısında Hata Obezite Sebebi

Florida State Üniversitesi araştırmalarına göre ergenlik ve gençlik büyüme döneminde kilo algısında hatalar yapılıyor ve bunun sonu obezite ile bitiyor.

Boy kilo ile vücut kitle indeksi ölçülmeli ve ideal orana kavuşulmalıdır. Bu dönemler hassastır ve ileride kalıcı hasarlar yaratabilir. Yetişkinliğe gelmeden vki değerinin 30 ve üzerinde olmaması gerekir yoksa ileride de obez olma riski yüksektir. Ergenlikte kilo algısı hataları yetişkinlikte obez olma riskini %40 garantiliyor.

Uzun vadede sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hareketsizlik ergenler ve gençler ile çocuklar için olumsuz sonuçlar getiriyor. Kilo ve görüntüyle ilgili hassas dönemlerde yapılan damgalama, alay vs davranışlar da obeziteye sürüklüyor. Ergenlikte içe dönen gençler kendini sağlıksız ve aşırı yemeye veriyor. İlaç kullanımı ruh sağlığı sorunları toplumsal baskı ve önyargılar ile bu alışkanlık kalıcı hale gelebiliyor.
Kaynak.7gunsaglik.com

Genital Siğiller Ve Kanser İlişkisi

Siğiller çoğu kez her ne kadar iyi huylu oluşumlar olarak ifade edilseler dahi, bazı siğil virüsü türlerinin, daha çok genital bölgede (rahim ağzı, vajina, penis, anüs) siğil yapan HPV virüslerinin kansere sebebiyet verebileceği kesinlikle akıllardan çıkarılmamalıdır.

Hele ki rahim ağzı kanseri vakalarında HPV virüslerinin ciddi bir rolü olduğu gözlemlenmiştir.

Genital siğillerde virüs cinsel yolla bulaşır ancak cinsel ilişkiden hemen sonra vücutta siğil meydana gelmeyebilir. Siğillerin oluşması kimi zaman 5-6 ayı bulabilmektedir.

Genital bölgede meydana gelen her siğil kanser riski taşımaz. Ancak böyle bir durumla karşılaşılması durumunda muhakkak doktor tarafından muayene olunması gerekmektedir.

Daha az görülmekle beraber HPV virüsleri penis kanserine ya da oral seks yolu ile bulaşarak ağız veya boğazda kanserli tümörlerin meydana gelmesine sebebiyet verebilir. Düzenli aralıklar ile jinekologa gitmek ve pap smear testi yaptırmak erken teşhis ve tedavi açısından oldukca önemlidir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Diş Kanal Tedavisi

Tanımı
Kanal tedavisi dişteki iple benzer küçük dokunun yani bir diğer adı ile pulpanın çıkarılması işlemidir. Hasar görmesi sonucunda ölmesi sonucunda bu doku çıkarıldığında geride kalan boşluk temizlenerek yeniden doldurulmaktadır.

Seneler önce bu şekilde zarar gören dişler çekilirdi. Günümüzde yapılan kanal tedavisi ile kaybedilecek durumda olan dişlerin bile kurtarılması mümkündür.

Pulpa Hasarının Önde Gelen Nedenleri
1)Dişin çatlaması
2)Dişte derin çürük bulunması
3)Dişe gelen ciddi darbe

Potanın enfeksiyon kapması ya da ölmesi halinde eğer tedavi edilmezse dişin kökünde, çene kemiği içerisinde apse birikebilmektedir.

Kanal Tedavisi Nasıl Yapılıyor?
-Ilk olarak ön dişin arka tarafında bir delik açılmaktadır.
-Hasarlı ya da ölmüş pupa çıkarılır ve daha sonra pulpa boşluk kök kanalları ile birlikte temizlenerek genişletilir kanal dolgusu yapmak üzere şekillendirilir.
-Birden fazla seans ihtiyaç duyulması halinde, uygulanan seanslar arasında dişi korumak amacıyla açılan deliğe geçici olarak dolgu yapılır.
-Geçici dolgu çıkarılarak pulpa boşluğu doldurulur.
-Son olarak şekli ve doğal görünümü eski haline döndürmek için diş yüzeyine kuron kaplanır. Eğer diş kırılmışsa roman yerleştirmeden önce dişi onarmak amacıyla post uygulamasının yapılması uygun olabilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Akıllı Cep Telefonlarına İlaç Takip Sistemi Geldi

İlaç Takip Sistemi artık akıllı cep telefonları üzerinden de hizmet vermeye başladı.

Halk sağlığını korumak, sahte ilacın önüne geçebilmek, Türkiye’deki her ilacın takibini yapabilmek için Sağlık Bakanlığınca kullanılan ”İlaç Takip Sistemi”nin mobil uygulamasına artık vatandaşlar da cep telefonları üzerinden ulaşabilecek.

Tiga Bilişim tarafından geliştirilen uygulama ile vatandaş ilaç kutularının üzerindeki karekodu akıllı cep telefonlarına okutarak ya da elle sorgulayarak satın aldığı ilacın durumu hakkında bilgi edinebilecek.

Böylelikle vatandaş sahte, piyasadan toplatılmış veya son kullanma tarihi geçmiş ilaçlardan haberdar olacak ve ilacın Sağlık Bakanlığında kayıtlı olup olmadığı bilgisine istediği an ulaşabilecek.

İlaç hakkında toplatma kararı olup olmadığı öğrenilebilecek

Zararlı madde, yan etkisi tespiti gibi nedenlerle piyasadan toplatılma kararı olan ilaçların bilgisine de hastalar İTS mobil üzerinden ulaşabilecek.

Uygulama ile ilaçların son kullanma tarihi bilgisine kolayca ulaşılabilecek. Bu sayede günü geçmiş ilaç kullanımından dolayı oluşabilecek muhtemel sıkıntıların önüne geçilebilecek.

İnternet üzerinden de ilaçlar sorgulanabilecek

Akıllı telefonu olmayan hastalar da internet üzerinden aynı sorgulamaları yapabilecek. Buna göre, ” http://itsportal.saglik.gov.tr/index.php?run=qrcode&w=0&mp=72,69 ” linkinden hastalar kolayca ilaç bilgilerine ulaşabilecek.

Sistem nasıl çalışacak?

İTS Mobil uygulama ile herhangi bir ilacı sorgulamak için, ilacın üzerindeki datamatrix kamera ile tarama özelliğinden kameraya okutularak veya elle sorgulama özelliğinden barkod numarası ve seri numarası girilerek yapılabilecek. İTS Mobil uygulamasının ilaç durumunu gösterebilmesi için cihazın internet bağlantısının olması gerekiyor.

İTS mobil uygulaması Iphone ve Ipad uygulamaları Apple Store üzerinden Android uygulamaları ise Google Market üzerinden ücretsiz olarak indirilebilecek.

Sistem hakkında ayrıntılı bilgi ” http://tiga.com.tr/ilac-takip-sistemi-its-mobil ” internet adresinden temin edilebilecek.

Uygulamada ilaçla ilgili 4 yanıt gelecek

Uygulama ile ilaç sorgulandığında sistem 4 çeşit cevap verecek. Buna göre ilaçla ilgili bir sıkıntı yoksa sistem ”ilacınız sistemde kayıtlıdır” şeklinde yanıt verecek.

İlacın son kullanma tarihi geçmişse, ”ilacın son kullanma tarihi geçmiştir, ilacı aldığınız eczaneye durumu bildiriniz” şeklinde uyarı gelecek.

İlacın sahte olması durumunda ise uygulama ”İlaç sistemde kayıtlı değildir, lütfen durumu bildiriniz” şeklinde uyarı verecek. Bu durumda sistemde ”bildir” butonu çıkacak ve durum kullanıcının inisiyatifiyle merkeze bildirilecek.

Bunun dışında ”ilaç piyasadan toplatılmıştır ve kullanımı sakıncalıdır, ilacı aldığınız eczaneye durumu bildiriniz” şeklinde de sistem cevap verebilecek.

(AA)
Kaynak.7gunsaglik.com

Merhaba Ben Başarı, Kendinizi Sevin

Merhaba Ben başarı ben kendime hiç güvenmezdim biliyor musunuz? Ama şimdi kendimle barışık biriyim kendin mi tanıyorum isteklerim ve istediklerim belli…
1-Kendinizle yazarak veya ayna karsısında konuşun..
2-İyi ve kötü yanlarınız bir kâğıda yazın ve kendi değerleriniz ne olduğunu unutmayınız
3 Sosyal çevreniz belirleyin ve her zaman dürüst olun
4-Hatalarınız ve doğrularınız yazarak ya da görerek öğrenebilirsiniz
5-Karışınızdakini her zaman dinleyin
6-Her zaman aynı işte aynı seviyede kalmayın her zaman bir üst seviyesini isteyin
7-Kendinize vakit ayrın ve sevdiklerinizle bol bol zaman geçirin
8 ‘’Ben her zaman en iyisini başarabilirim ‘’diyin kendinize
9-Kendinizden başka kimse size yardım edemez asla
10-Her zaman gülün ve çok sevin (sevgiyle kimseyi bunaltmayalım herkese hak ettiği kadar )
11-Amaçlarınız ve hedefleriniz belirleyin ve çabalayın elde edin olmadığı zaman peşini bırakmayın ( bazen hayır dediklerimiz şer, şer dediklerimizde hayır çıkabilir)
12.Herşey sizin elinizde dua edin ve isteyin ..kendinizi sevin değerlisiniz. Bunu unutmayın ..
Kaynak.7gunsaglik.com

Sarıhumma Hastalığı

Sivri sineklerin ısırması sonucunda virüsün bulaşması ile kanamalı şekilde meydana gelen bu hastalık sarıhumma olarak adlandırılmaktadır. Aedes neya Haemagogus adı verilen sivrisineklerin ısırması sonucunda insana geçmektedir.

Ormanlık alanlarda çok fazla bulunan kişilerde yaygın olan bu hastalık, hem insanlara hem de maymunlara etki etmektedir. Ormanlık alanlardaki maymunların önemli bir kısmı bu virüsü taşır.

Belirtileri
Sarıhumma hastalığı ile birlikte belirtilerinin bilinmesi de son derece önemlidir. Ani şekilde meydana gelen ateşlenmeler, mide bulantısı ve baş dönmesi, titremeler ve uyuşukluk hissi, halsizlik ve yorgunluk ile şiddetli baş ağrıları gözlenen en önemli belirtileri arasında yer almaktadır.

Tedavisi
Hasta olan insanların önemli bir çoğunluğu ilk döneminden sonra iyileşme gösterirler fakat küçük bir kısmında hastalık yeniden kendinigösterir ve hayati sonuçlar doğurabilir. Kan testleri ile tanı konulması mümkündür. Detaylı bir tetkik yapılması hastalık icin zorunludur. Yapılan tetkikler ile hastalığın hangi boyutta olduğu da anlaşılacaktır. Hastaların sürekli olarak takipte olabilmesi ve bir an önce bu virüsten kurtulması açısından hastanede gözetim altında tutulması zorunludur.. Sarıhumma hastalığı ciddiye alınması gereken ve kesinlikle ihmale gelmeyecek önemli bir hastalıktır. Gerekli aşıların olunması ve dezenfekte edici takviyelerin uygulanması şarttır.

Sarıhumma hastalığına karşı pek çok ülke çeşitli destekler v sağlamaktadır. Hastanelerden de bu konuda bilgi alınması ve muayene anlamında başvurulması herkes açısından olumlu sonuçlar doğuracaktır.
Kaynak.7gunsaglik.com

İnme Riski Olan Kişilerin Gözleri Nasıl Olur?

Çoğu zaman inme yaşanan durumlarda kişinin gözleri bir işaret verir. Singapur National Üniversitesi araştırmasına göre, gözler inme riskinde ve inme anında haberci olabiliyor.

Retina görüntüleme sonucunda bu kanıya varılmıştır. Retina beyindeki kan damarlarının durumu hakkında bilgi verir. Retina görüntüleme, beyindeki kan damarlarını incelemenin kolay ve ucuz bir yoludur. İnme için tek ve yüksek faktörlü risk etkeni yüksek kan basıncıdır. Yüksek tansiyon inme nedenidir.

Bu hastalarda ani felç gelişimi de olasıdır. Araştırma ekibi 13 yılda ortalama 3000 hastayı incelemiş inme ve retina arasındaki ilişki incelenmiştir. Retina, gözün arka kısmında hücrelerin ışığa duyarlı tabakasıdır. Retinada kan damarları zarar görmüşse hipertansiyondan etkilenmiş olabilir ve hipertansif retinopati meydana gelmiştir.

Hafif ve ağrılı ılımlı türleri vardır. Kan pıhtılaşması ve yüksek tansiyonu izleyen inme durumlarında beyin kanaması gerçekleşebilir. Yaş, cinsiyet, ırk, kan basıncı gibi etkenler kan pıhtılaşmasını etkiler. Gözlerde değişiklikler kan damarları gibi belirtiler dikkate alınmalıdır. Göz Sağlığı Haberleri, Kaynak.,

Hamilelikte Fitness: En İyi Hareketler

Bebeğiniz gelmeden önce sizin ve onun sağlığı için en iyi gebelik egzersizleri neler?


Yüzme. Eklemlere nazikçe davranır şişmiş ayak bileklerini rahatlatır. Bebeğinizi hafif bir yumru gibi rahat hissedeceksiniz.
Yoga. Çekirdek kasları güçlendirir, sırt ağrısını giderir ve dinlenmenizi sağlar. Dinginlik katar.

Kondisyon bisikletine binerek kapalı mekanda güvenli spor yapılabilir.
Ağırlık çalışması da bir iki kiloluk dambıllarla rahatça yapılabilir.

Tempolu yürüyüş. Koşu bandında da yapılabilir ama açık havada tercih edilmelidir. Güvenlidir, kasları düzenler ruh halini pozitif yapar.
Düşük etkili aerobikte su altı hareketleri veya hafif bir dans olabilir.

Yoğun spor olarak tenis gibi bir aktivite seçilebilir.
Güvenli sporların başında pilates ve yoga geliyor. Hafif esneme ve germe hareketleri yapılabilir. Pelvik taban kasları denilen rahim ve karın altı bölgesini rahatlatıcı egzersizler olan Kegel egzersizleri yapılabilir.

30 dakikalık normal bir turu gebelikte 15 dakika yapabilirsiniz. Toplam almanız gereken kiloyu hesaplayarak buna uyun. Sauna, hamam ve plajlardan kaçının. Hava basıncı zarar verebilir. Riskli sporlardan kaçının, kayak, dağ ve hava sporları size göre değil.

Diyabeti de önlemeye çalışarak beslenin. Bol su tüketin. Ağrılar başlarsa veya bebeğin hareketlerinde azalma başlarsa sporu kesin. Bebeğiniz doğduktan sonra onu arabasına koyup birlikte yürüyüşlere çıkın.Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

15 Dakikalık Egzersizlerle Seksi Bacaklara Kavuşun

 
En hızlı eriyen yerler aslında alt kısımlardır. Bacaklarınızı heykeltıraş gibi güzelleştirmek sizin elinizde.

15 dakikalık basit egzersizlerle seksi ve muhteşem bacaklara kavuşun. Genel ve büyük bir metabolik tepki yaratmak gerek. glutes, dörtlüler ve hamstrings kasları hedef alınacak. Tepeden tırnağa bacak yağlarını yakmaya hazır olun. Egzersiz sırasında ve sonrasında toplam kaloriyi daha fazla yakın. İleri, geri ve yanal hareketleri atlamadan yapın. 3’er setten tekrarlar yaparak ve mola vererek güzel bir egzersiz planı yapalım.

Yanal Bant Yürüyüşü Hareketi.
Dizlerimizin hizasına lastiği geçirelim ve ayak dururken bacakları hafifçe omuz genişliğinde açıp duralım. Bu direnç bandı pilates lastiği olarak da bilinir. Dizler çok hafif bükük olacak. Bacakları bir kapatıp bir ayakları yanlara bakacak şekilde açın ve 30 40 adım atar gibi yapın.


90 Derece Dizden Kırmalı Çömelme Hareketi.
Bu hareketi çok iyi biliyoruz. Tek bacak öne gidecek ve dizden bükülüp çömeleceğiz. Gerideki bacakta özellikle sıkı tutulacak ve gerilecek. Başa dönüp iki bacağa da 10 tekrardan 12 set yapın.


Ağırlıklı Squat Hareketi.
Ellerimizde ağırlık olsun ve çömelme hareketine başlayalım. Kalça hafif dışarı bakacak ayaklar yanlara açılacak. Göğüs ve sırt dik konumda duracak. Mümkün olduğunca dizlerinizi bükerek aşağı eğilin. 15-20 tekrar da bunu yapın.


Top ve Kıvrılma Hareketi.
Yerde yatalım büyük topa ayaklarımızı koyalım. Bacaklar düz konumdayken topu kendimize çekelim ve dizleri kıralım. Dizler kırılıp yukarı kalktığında popoyu da sıkıp yukarı kaldıralım. 15-20 tekrarda bitirelim..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Tansiyonun Gözler Üzerindeki Etkisi

Genel olarak yüksek tansiyon hastalarının gözünden kaçmasına rağmen aslında bu rahatsızlığın son derece tehlike arz eden bir yan etkisi olduğu asla göz ardı edilmemelidir.

Göz tansiyonu olarak nitelendirilmese de yüksek tansiyonun gözün arka kısmında yer alan damarları hırpaladığı ve zorlama sonucunda onarılması mümkün olmayan tahribatların ortaya çıkabileceği ortaya konulmuştur. Yani tüm tansiyon hastalarının belli aralıklarla göz doktoru muayenesi yaptırması kendi sağlıkları açısından oldukça önemli bir gereklilik olarak ifade edilmektesir.

Zamanında gerçekleştirilecek müdahaleler insanların tansiyonun kontrol altına alınmazsa, gözde meydana gelecek ve daha sonra tahribatların geri dönüşü ve iyileşmesi hiçbir şekilde mümkün olmayacaktır. Kalıcı körlüğe sebebiyet veren ve tedavisinin de hiçbir şekilde mümkün olmadığı bu duruma düşmeden, tüm tansiyon hastalarının zaman kaybetmeden göz muayenesi yaptırması son derece önemli bir zorunluluktur.

Muayenenin yanı sıra tansiyon hastaları, beslenmelerine de büyük özen göstermeli, yaşam kalitelerini en üst düzeyde tutmaya gayret etmelidirler.
Kaynak.7gunsaglik.com

Meyve Ve Bal İle Kolesterole Çözüm

Son zamanlarda insanların aşırı kilolar konusunda ciddi problemler yaşadığı herkes tarafından bilinen önemli bir gerçek olup dikkat edilmemesi durumunda sağlık açısından önemli bir tetikleyici unsur olmaktadır.

Öncelikli olarak sağlıklı beslenme konusunda gerekli adımların atılmaması ve insanların günlük yaşamlarında hareketsiz kalması birçok rahatsızlığı beraberinde getirirken, en başta vücudun belli bölgelerinde meydana helen yağlanmalar bu hastalıkların başı çeken ilk belirtisi olarak göze çarpmaktadır.

Beslenme Şeklinizle Kolesterole Savaş Açın

Kolesterol özellikle de son yıllarda insanları en çok etkileyen sağlık sorunları arasında yer alırken, yüksek kolesterole bağlı olarak gelişen rahatsızlıkların insanların başına büyük bela olduğunu söylemek gayet mümkündür. Uzmanlar bu hususta insanları sebze ve meyve tüketimine yönlendirirken, meyve olarak, muz, çilek, elma ve portakal gibi meyvelerin sık sık tüketilmesini önermektedirler. Ortaya çıkan pek çok rahatsızlığın tedavisinde kullanılan bal, kolestrol problemleri için de önerilirken, anti kanserojen içeriğe sahip olan bu tür meyveler diyet rahatsızlıklar için de insanlara güç verecektir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Hazımsızlık Ve Nedenleri

Hazımsızlık ve mide yanması benzer sebeplere bağlı olarak tetiklenebilmektedir. Hazımsızlık kişilerin farklı şekillerde ve başka başka sebeplerle şikayette bulundukları bir deneyim olabilir.

Sebeplerine göz attığımızda stresten yeme hızına kadar uzanan birçok farklı neden görebiliriz. Kimi zaman birkaç sebep aynı anda hazımsızlığa neden olabilmektedir.

Yeme Şekliniz Önemli

Öğünlerde büyük porsiyonlara yer vermek ve çok fazla yiyecek tüketmek, midenin çok fazla asit üretmesine sebebiyet verebilir. Fiziksel olarak mideyi haddinden fazla doldurmak mideye baskı yapacağından, bu durum mide asidinin yemek borusuna doğru kaçmasına neden olabilir. Kısacası çok fazla yemek yemek birkaç koldan hazımsızlığı tetikleyebilmektedir.

Makul porsiyonlarda ya da gün içinde azar azar birkaç öğün tüketmek hazmın kolaylaşmasını sağlayacaktır.
Düzensiz  aralıklarla veya  çok hızlı bir şekilde yemek yemek midedeki asit seviyelerinin normale dönmesini engellemektedir. İş ya da ev işi koşullarına bağlı olarak yaşanan koşuşturmaca esnasında genellikle düzensiz ve hızlı şekilde öğünlerin geçiştirilmesi hazımsızlığa neden olan bir diğer  etkendir.


Hareket halindeyken veya yatmadan önce yemek yemek, mide asidinin yemek borusuna çıkmasını kolaylaştırmaktadır. Yenilen en son yemek ile yatağa girme arasında minimum 2-3 saat olması önerilmektedir. Yatmadan hemen önce yemek yemek hazımsızlığa yol açabileceği gibi uykusuzluğa da neden olabilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

2 Yaş Sendromu Nedir

Yalnızca emme refleksi.ile doğan o küçücük bebeğiniz büyüdü ve görüp işittiği ve hatta kokladığı tüm nesneleri merak etti.

Çevresindeki bu nesnelere ulaşıp onların ne olduklarına yönelik fikir edinmek için engellemeye, sonra da yürümeye başladı. Onun için daha çom yeni olan hayat, çok heyecanlı bir sürece döndü ve merak ettiği her şeyi eline almak, tatmak için can atar oldu. Ancak siz de bir anne olarak en değerli varlığınızı koruma içgüdüsüyle onun erişmek için büyük çaba harcadığı şeylere olumsuz yanıt verdiğinizde büyük bir tepkiyle size karşı koyduğuna sık sık şahit olabilirsiniz. Hatta çocuklar yaşadıkları bu sinir haliyle kendilerini yere atıp başını bir yerlere vurabilirler.

2 yaş; ebeveynler ve evin geri kalan bireyleri için son derece için zorlu bir dönemdir ve bu dönemde özellikle de anne babaların bilmesi gereken durum şudur ki o artık her şeyde size muhtaç olan bebeğiniz değil, tam tersi hayatın nasıl bir yer olduğunu tek başına çözmeye çalışan bir bireydir.

Bahse konu bu dönem çocuğun kendisini önce ailesine daha sonra da çevreye büyüdüğünü kanıtladığı bir dönemdir ve anne babalar için son derece zorlu bir süreçtir. Çocukların gösterdiği bu bağımsızlık döneminde çocuk kendi koyduğu kuralların geçerli olmasını ister ve aynı zamanda var olan her şeyin kendine ait olduğunu hisseder. Bu, son derece olağan bir süreçtir.
Çocuğunuz için son derece kritik olan bu süreç için bilmeniz gereken şey sizi ne kadar sinirlendirip yıpratsa da bu durumun geçici olduğu ve sabırlı olmanızın büyük önem arz etmesidir.Kaynak.7gunsaglik.com

Ispanağın Fatdaları

Ispanağın faydalarından bahsedildiğinde ilk akla gelen, demir depolarını besleme özelliği gelmesine rağmen ıspanak, demir deposundan ziyade daha çok vitamin ve mineral destekleyici özelliğe sahip bir sebzedir.

Bu vitaminlerin en başında A ve K vitamini gelmektedir ki bu iki vitamin, aslında çok güçlü antioksidan özelliğe sahip olan vitaminlerdir. Ispanak, A ve K vitaminlerinin haricinde suda eriyen bir vitamin olan C vitamini bakımından da son derece zengindir. Bundan dolayı ıspanak, pek çok hastalıktan koruyucu olmasının dışında özellikle İnüs sistemi, bağışıklık sistemini güçlendirici bir sebze olarak da nitelendirilebilmektedir.

Tüm bunlarla birlikte ıspanak, omaga 3 ve E vitamini gibi, yine gençlik üzerinde etkili olan ve bu yönüyle de yaşlanmayı geciktirici, hafızayı güçlendici özelliklere bir takım vitaminleri ve etken maddeleri içeriğinde barındırmaktadır. Omega 3, balıkta bulunan bir mineral olarak bilinmekle birlikte, ıspanakta omega 3 yönünden son derece zengin bir kapasiteye sahiptir. Burada göz önünde bulunduracağınız tek fark, omega 3 almak zorunda olduğunuzda, balık yediğinizde, çok daha küçük dilimlerde daha yüksek oranlarda omega 3ineraline sahip olduğunuzdur
Kaynak.7gunsaglik.com

Östrojen, Menopozdan Sonra İdrar Yolu

Vajinal yoldan östrojen tedavisi menopoz geçiren kadınlarda idrar yolu enfeksiyonu riskini önler.

Yeni bir laboratuar araştırmasında bu durum kanıtlanmıştır. İdrar yolu enfeksiyonları kadınların belli dönemlerinde tekrarlanan bir durumdur. Yaşa bağlı değişimler ve östrojen seviyesine bağlıdır. Menopoz sonrası bu hormon üretimine bağlı olarak enfeksiyon olasılığı da artar. Standart olarak antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır. Antibiyotiğe karşı enfeksiyon direnci bir süre sonra artıyor ve faydasız kalıyor. Bakterilere cevap biçimi değiştirilirse bu tip hastalıklar daha kolay önlenir.

Bu sebeple vajinal östrojen kullanımı daha uygun bulunmuştur. Kadın cinsiyet hormonu maalesef enfeksiyonu çeken bir yapıdadır. Topikal östrojen vajinal krem, temel mekanizmaları sunarak iyileşmeye çare bulur. İsveçli bilim adamları kadınların yarısında bu tedavinin olumlu etkilerini görmüştür. Tüm kadınlar yaşamı boyunca en az bir kez idrar yolu enfeksiyonu yaşar. %25 oranında kadında enfeksiyon tekrarlar. Farelerde ve insanlarda deneyler yapılmış ve sonuçlar elde edilmiştir.

Mesanede doğal antimikrobiyal madde üretiminde teşvik ortaya çıkmış ve hormon da mesane boşluklarında idrar yolunu tıkamaya başlamıştır. Bu zor duvarların arasında da bakteriler üremeye başlamış ve hastalık yayılmıştır. Östrojen ise bu yayılmayı önlemiştir. Çalışmaya göre, östrojen hücrelerinin dağıtılması teşvik eder ve bir enfeksiyon sırasında hücrelerin aşırı kaybını önler. Hap şeklinde östrojen alanlar meme ve rahim ile mesane kanserine karşı riskli durumda kalırken, vajinal östrojen kremi kullanan kadınlar daha güvenli bir konumdadır. Jinekolog veya ürolog ile mutlaka görüşün ve doğru tedaviyi birlikte bulun.

Kaynak.7gunsaglik.com

Raşitizm Nedir,Çocuklarda Raşitizm

Raşitizm, vitamin yetersizliği olup, D vitamini alımı eksikliğine bağlı olarak gelişir. Anneden alınan D vitamini çocuk vücudunda 2 ay kadar depolandığından ilk aylarda raşitizim nadiren görülür. D vitamini eksikliğine bağlı raşitizm 3 ay – 2 yaş arasında sık görülür.

Çocukta terleme artmıştır. Uyku düzensizlikleri, huzursuzluk ve anemi görülür. Bir ay – 2 yaş arasında bebeklere düzenli olarak ağız yoluyla günde 400 ünite D vitamini verilmesi ile raşitizm önlenebilir.

Kemik oluşumunun tam olmaması nedeniyle tedavisi geciktirilmiş, ihmal edilmiş vakalarda uzun kemiklerde şekil bozukluğu meydana getirir. Omurga, kol ve bacak kemiklerinde biçim bozukluklarına yol açar. Başlıca nedeni güneş yetersizliğine bağlı D vitamini eksikliğidir.

Çok ender rastlanan bir nedeni de, bazı böbrek borucukları hastalıklarıdır. D vitamini eksikliğinden kaynaklanan raşitizm, biçim bozuklukları bırakarak kendiliğinden iyileşme gösterir. D vitamini iyileşmeyi sağlarsa da, doğuştan başlanarak 18. aya ya da 2 yaşına kadar D vitamini vermek yoluyla ortaya çıkmasını önlemek daha doğru bir yöntem olur.
Çoğunlukla yeteri kadar güneş görmeyen, sıhhi olmayan, rutubetli, karanlık ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri kadar süt içmeyen ve haddinden fazla miktarda unlu gıdalarla beslenen çocuklarda görülür. Çocukta huysuzluk ve devamlı terleme görülür, iştahı azdır.

Bazıları kabızlık çeker, bazıları da ishal olurlar. Adaleleri gevşektir. Derileri soluk ve kansızdır. Dişleri geç çıkar ve erken çürür. Ayakta durmayı ve yürümeyi geç öğrenir.

Bacak kemikleri çarpıktır. Düztabanlık görülür. Deniz, kum veya güneş banyoları, kış aylarında da, haftada 3 kere ılık banyo yaptırmak yararlıdır.
Kaynak.7gunsaglik.com.tr

2013’ün En Başarılı Zayıflama Önerileri

Yeni yıla girdik ama geçtiğimiz yılda kilo verme konusunda neler yaşadık gözden geçirmek gerek.

2013 yılının en başarılı zayıflama öyküleri ve stratejileri hangileriydi? Doğru kahvaltı yapmak ve öncesinde bu öğünü atlamamak. Uzun süre tok tutan, sağlıklı, kilo vermeyi hızlandıran ve kalorisi az besinlerle güne başlayın.

Kahvaltıda protein de olsun yulaf ezmesi de. Açsanız alışverişe sakın gitmeyin. Çünkü bu duyguyla yiyecek almaya kalkışırsak açlığı çabuk bastıracak en doyurucu gıdaları alıyoruz.

Gıdaları ambalajına göre yargılamayın. Kalorili bol gıdalı yiyecek paketleri cezbedici ve süslüdür. Siz de duygusal olarak buna kanıp besin alışverişi yaparsınız. Oysa gayet sade ve basit bir ambalajı olan gıda ürünü çok sağlıklı olabilir. Abur cubur tarzı gıdaların paketleri bu sebeple de biraz daha süslü ve şatafatlıdır.

Sağlıklı atıştırmalıklara güvenin. Aralarda acıkınca cips ve tatlı yerine meyve, yoğurt gibi sağlıklı besinleri seçin. İyi uyumak da kilo vermenin altın anahtarlarındandır. Uykunuzu sonuna kadar alın çünkü uykusuzluk çok acıktırır. Tatlı seçimlerinizi akıllıca yapın.

Zayıflamak için yardım destek gruplarına katılın, psikoloğa ve diyetisyene gidin, gerekirse salona yazılın. Zayıflamak için kalkış ve yatış saatlerinizi sabitleyin hergün aynı saatte kalkın. Bu şekilde daha çok yağ yakarsınız. Zayıf halinizin fotoğrafını gözünüzün önünde tutun ki hedefe çabuk varın..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Boyun Fıtığı Hakkında Geniş Bilgiler

Boyun fıtığının neden olduğunu Nöroşirürji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan şöyle anlatıyor:

“Boyunda yedi tane omur kemiği vardır. Bunlardan birinci ile ikinci arasında disk yoktur, diğerlerinin arasında vardır. Diskin içinde yumuşak, dışında da daha sertçe bir yapı bulunur. Yumuşak kısım dışarıya çıkınca, arkadan kanalın içinden geçen omuriliğe ve yanlara ayrılan sinirlere basar. Bu durumda hem boyun ağrısı hem de kollarda, omuzlarda, sırt ve belde ağrı oluşabilir. Bacaklara giden sinirler boyundan geçtiği için ağrı konusunda bacaklar da etkilenebilir ve bacaklarda güçsüzlük dahi oluşabilir.”

Boyun fıtığı belirtileri

Dr. Yıldızhan, boyun fıtığı belirtisi olarak boyunda, kollarda, omuzlarda, sırtta ve kürek kemikleri arasında yayılabilen bir ağrı olacağını, bazen şiddetli kol ağrısı, kolda uyuşma, kuvvet kaybı, felce doğru gidiş, hatta adalelerde erime görülebileceğini belirtiyor. Ancak fıtığın bu derece ilerlemesine izin verilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.

Her ağrı boyun fıtığından mı?

Bel ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Aybars Akkor, boyunda oluşan her ağrının boyun fıtığı ağrısı olmadığını, boyun fıtığı olması için ağrının mutlaka kola da vurması gerektiğini, kolda uyuşma ve güç kaybı hissedilir olması gerektiğini belirtiyor. “Ağrı sadece boyun ve sırta vuruyorsa, boyun düzleşmesi, boyun tutulması gibi başka rahatsızlıklardan şüphelenilmeli” diyen Dr. Akkor, hastalığın boyun fıtığı olup olmadığını anlamanın en iyi yolunun MR tetkiki olduğunu ifade ediyor.

Boyun fıtığı nasıl tedavi edilir?

Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan, tedavide cerrahi dışı metotlara öncelik verilmesi gerektiğini, ancak bu yöntemlere rağmen hasta iyileşmiyor ve yaşam kalitesi düşük kalıyorsa cerrahi müdahalenin söz konusu olduğunu belirterek, tedavi biçimlerini şöyle sıralıyor:

Ağrı kesici ilaçlar
Adale gevşetici ilaçlar
Anti enflamatuar ilaçlar
İstirahat tedavisi
Fizik tedavi
Cerrahi tedavi

Boyun fıtığı ne zaman ameliyat edilir?

Hastanın cerrahi tedavi olabilmesi için gerekli şartları şöyle sıralıyor:
Kolda kuvvet kaybı varsa,
Yavaş yavaş felce doğru gidiş gözleniyorsa,
Kolda uyuşmaların dışında adalelerde erime varsa.

Dr. Yıldızhan, hastalığın bu derece ilerlemesine müsaade edilmemesi gerektiğini, bazen hasta felç kaldıktan sonra yapılan operasyonun etkili olamayabildiğini de vurguluyor.

Boyun fıtığından nasıl korunuruz?

Boyun fıtığından korunmak için yapılması gerekenleri Dr. Aybars Akkor şöyle anlatıyor:
Boyun fıtığının ve başka boyun ağrılarının en önemli nedeni stres olduğundan stresten kaçınmak ilk koşul.
Stresten kaçınmak her zaman mümkün olmadığından, en azından stresliyken çok ters haraket yapmamak gerekir. Gergin ve sinirliyken çok ağır şeyler kaldırmaktan, yukarı doğru uzanmaktan, öne doğru eğilmekten, kolumuzu arkaya doğru uzatmaktan kaçınmak lazım. Eğer bir tatil yerindeysek, keyfimiz yerindeyse ve gevşemişsek yapacağımız birçok ters hareket zarar vermez. Ama gerginken küçük bir ağırlık kaldırmak bile boyun fıtığına sebep olabilir.
Boynu sürekli sıcak tutmak, özellikle soğuk havalarda atkısız dışarı çıkmamak gerekir.
Boyun Omurları ve Yapıları Hakkında Değerlendirme


Boyun omurları çok hareketli bir yapıya sahip olduğu için boyun ağrısı sık karşılaşılan bir yakınmadır. Yapılan araştırmalarda erişkin yaş grubunda insanların yarısının yaşamlarında en az bir kez boyun ağrısı atağı geçirdiği bildirilmektedir. Her boyun ağrısı boyun fıtığına bağlı değildir. Boyun ağrıları başlıca mekanik nedenler ve omurga hastalıklarına bağlı ortaya çıkar.

Aslında en sık görülen boyun ağrısı tipidir mekanik boyun ağrısı.Çoğunlukla boyunu etkileyen küçük travmalar veya boyun kaslarını ve bağ dokusunu etkileyen küçük zedelenmeler nedeni ile olur. Kötü postür, bu tip ağrının en önemli nedenidir. Özellikle gün boyu masa başında öne eğik pozisyonda çalışan kişilerde sık rastlanan bir yakınma olmasına rağmen, genellikle ağrının gerçek nedeni ve yeri bulunamaz.

Mekanik boyun ağrısı başa, omuzlara ve kollara yayılabilir. Bu ağrı 2-3 gün içerisinde giderek azalır ve 1-2 hafta içerisinde kaybolur. Bazen ağrı uzun dönemde kronikleşebilir ve zaman zaman akut ataklar halinde şiddetlenebilir. Ağrının kola ve ele yayılması veya uyuşukluk hissinin varlığı, sinir kökü basısının, yani boyun fıtığının belirtisi olabilir.

Mekanik boyun ağrısının tedavisinde amaç, boyun hareketlerini mümkün olduğu kadar kısa sürede normale getirmektir. Başlangıçta boyun hareketleri ağrılı olduğu için kişi boynunu hareketsiz tutmak ister. Ancak boyun kaslarının kasılmasına bağlı sertleşmenin oluşmasını önlemek amacıyla, ağrının izin verdiği ölçüde, derecesini sürekli artırarak doğal hareketler yapmak gerekir. Bu süre içerisinde ağrının şiddetini azaltmak için de, ağrı kesici- kas gevşetici ilaçlar öneriyoruz. Boyun hareketlerinin en kısa sürede normale dönmesi, ağrının kronikleşmesini engelleyecektir.

Omurga hastalıklarına bağlı boyun ağrıları, mekanik boyun ağrısına göre daha az sıklıkla görülür. Bu tip ağrısı olan hastalarda karşılaştığımız belli başlı nedenler şunlardır:

* Boyun fıtığı
* Boyun omurlarında dejenerasyon / yıpranma
* Boyun omurga kanalında daralmaya bağlı omurilik tutulumu

Daha iyi anlaşılabilmesi için,boyun bölgesinin anatomisini ve boyun fıtığının ne olduğunu kısaca anlatmak gerekir..

Boynumuz, başın ağırlığını taşıyabilecek ve başımızı her yöne çevirmemizi sağlayacak hareket yeteneğine ve yapıya sahiptir. Bu hareketleri, vertebralar (omurlar) arasında bulunan diskler ve eklemler aracılığı ile sağlar. Boyun omurları içerisinden omurilik geçer. Omurlar arasında bulunan deliklerden ise kol kaslarının hareketini ve kolların duyusunu sağlayan sinirler çıkar.

Boyun bölgesinde 7 adet omur bulunur. İkinci ve üçüncü omur düzeyinden başlayarak, tüm omurlar arasında disk adı verilen kıkırdak doku bulunur. İki omur arasında bulunan disk materyali, dışta göreceli olarak daha sert bir kılıftan, iç kısımda ise jel kıvamında bir yumuşak dokudan oluşur. Dış kılıfın zayıflaması veya yırtılması ile, iç kısım dışarıya doğru kayar ve sinirlere baskı yapmaya başlar. Dış tabakadaki zayıflama veya yırtılma, daha çok boyun ağrısına yol açarken; iç tabakanın dışarıya doğru yer değiştirmesi olarak da tanımlayabileceğimiz boyun fıtığı, sinir kökü üzerine baskı yaptığı için özellikle omuza ve kola vuran ağrıya yol açar. Kol ağrısı, sinir köklerine bası söz konusu olduğundan çoğunlukla boyun ağrısından daha şiddetlidir. Sinir köklerine olan basının şiddetiyle ilişkili olarak, kol ve el kaslarında güçsüzlük ve/veya uyuşukluk oluşabilir.

Daha öncede belirttiğim gibi, sinir kökü üzerindeki basıya bağlı olarak kola vuran şiddetli ağrı boyun Fıtığının en önemli belirtisidir. İlk hafta şiddetli olan ağrı 2-3 hafta içerisinde azalarak ortadan kaybolur. Bu süre içerisinde ağrının şiddetini azaltmak için ağrı kesici- kas gevşetici ilaçlar önerilir. Bazı hastalar Fizik Tedaviden de ciddi yararlar sağlayabilirler. Boyunluk yani boyun korsesi doktor önerisi ile kullanılabilir.

Hastaların bir grubunda ağrı, her şeye rağmen devam edebilir. Kronikleşen uzun süreli ağrılarda veya çok şiddetli, ağrı kesicilerin kullanılmasına rağmen dayanılmaz ağrılarda cerrahi girişim düşünülebilir.

Bazı hastalarda sinir kökü üzerindeki basıya bağlı kuvvet kaybı gelişir. Kuvvet kaybının gelişmesi, sinir üzerindeki basının yok edilmesini, yani ameliyatı gerektirir.

Ağrının kendiliğinden iyileşmesi, hastalığın ortadan kalktığı anlamına gelmez. Hastanın tekrar aynı ağrı atağına yakalanmaması için, boynunu koruması ve boyun kaslarını güçlendirmek için önereceğimiz egzersizleri yapması gereklidir.

Özetlemek gerekirse Boyun Fıtığı olan hastalarda 3 çeşit tedavi uyguluyoruz; ilaç tedavisi, fizik tedavi ve cerrahi. İlaç ve Fizik tedavi ile, hastaların yaklaşık % 85’ i rahatlar, bulguları düzelir ve ameliyata gerek kalmaz. İlaç ve fizik tedaviye rağmen ağrıları geçmeyen, özellikle de kolda güçsüzlüğü olan hastaların mutlak surette ameliyat olmaları gereklidir. Çünkü daha sonra gelişecek kayıpların geri dönüşü imkansız hale gelebilecektir.

Günümüzde boyun fıtığı ameliyatlarında, deneyimli ellerde, gelişen yeni teknikler ve mikroskop yardımıyla, son derece yüzgüldürücü sonuçlar alınmaktadır.

Cerrahi tedavinin amacı, omurilik ve sinir dokusu üzerindeki basıyı ortadan kaldırmaktır. Bu amaçla uygulanan ameliyat “Servikal Mikrodiskektomi” dir. Boynun ön tarafından yaklaşık 2-2,5 cm.lik bir cilt kesisi yapılarak, omurgalar arasındaki basıya yol açan kıkırdak doku alınır. Böylece, hastanın ağrısı yok olur, uyuşma-kuvvetsizlik gibi şikayetler hemen ortadan kalkar.

Yaklaşık 30-40 dk süren bu ameliyat sonrasında hasta uyandığında, kol ağrısının dramatik olarak yok olduğunu fark eder. Birkaç saat içinde yürümeye başlayabilir ve aynı akşam ya da ertesi sabah taburcu olabilir. Yaklaşık 1 hafta sonra da işine geri dönebilir.

Genç hastalarda son yıllarda çıkartılan disk materyali yerine yerleştirdiğimiz hareketli servikal disk protezleri ile, daha sonraki yıllarda komşu seviyelerde yeni fıtık oluşumu ve boyun hareketlerinde kısıtlılık gelişmesi de önlenmektedir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Ekinokok Hastalığı Hakkında Ayrıntılı Bilgiler

Hayvandan insana bulaşan ekinokok hastalığı nedir? Belirtileri ve göze çarpan özellikleri nelerdir? Tedavi mümkün mü ve nasıldır?

Özellikle hayvancılığın yaygın olduğu Doğu Anadolu Bölgesi’nde sıklıkla görülen ekinokok hastalığına karşı vatandaşları uyaran Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Yakutiye Araştırma Hastanesi Organ Nakil Merkezi Müdürü Doç. Dr. Bülent Aydınlı, enfeksiyonun özellikle karaciğerden başlayarak diğer organlara tümör gibi yayıldığını belirtti.

Doç. Dr. Bülent Aydınlı, hijyenin en önemli koruma tedbiri olduğuna dikkat çekerek "Ekinokok’a Doğu’nun hastalığı da diyebiliriz. Çünkü hayvancılık yaygın olduğu için bölgede çok fazla görülüyor. Ekinokok bir parazitten bulaşan enfeksiyon. Fakat bu öyle bir hastalık ki, özellikle önce karaciğeri tutuyor, daha sonra tüm vücuda kanser gibi yayılıyor. Karaciğere yayılmışsa organ nakli yapıyoruz.

Kişi beyninde tümör olduğunu söyleyerek geliyor ancak çekilen filmlerde karaciğerde de kitle olduğunu görüyoruz. İlerleyen durumlarda karaciğer nakli yaparak hastayı iyileştirmeye çalışıyoruz. Bu hastalıktan dolayı kliniğimize 50 hasta geldi. Bunlardan birçoğuna nakil yaptık. Hastaların yüzde 86’sı Doğu Anadolu Bölgesi’nden çıkıyor" dedi.

BAŞ DÖNMESİ VE AĞRI ŞİKAYETİ

Hastaların baş dönmesi, baş ağrısı gibi nedenlerle hastaneye geldiklerini daha sonra vücudunda ekinokok hastalığının bulunduğunu öğrendiklerini belirten Doç. Dr. Bülent Aydınlı, şöyle devam etti:

"Ne yazık ki insanlar rahatsızlık halinde hemen hekime başvurmuyor. Hastalık bize oldukça ilerlemiş safhalarda geliyor. Bu yüzden genelde organ nakli yapmak zorunda kalıyoruz. Halkımız özellikle hijyene dikkat etmeli. Çünkü vahşi hayvanlar bu hastalığın yumurtalarını doğaya salıyor. Oradan evcil hayvanlara, oradan da insanlara geçiyor. "

Antibakteriyel Sabun İle Vücut Yıkamak

Antibakteriyel sabun ve vücut yıkama hakkında görüşler oldukça vurgulanmakta.

Hastalık ve enfeksiyonlardan korunmak adına antibakteriyel sabunlarla yıkanmalıyız. El, yüz ve vücut temizliğinde bu sabunlara önem vermeliyiz. Normal sabunlara göre etkileri daha fazla. Okulda, işyerlerinde ve evde bu durumun öne çıkarılması gerek. özellikle bulaşıcı hastalıkların kol gezdiği okullarda çocuklar bu sabunları kullanmalı.

Hastalıkları önlemede bu sabunlar ve suyla durulama çok önemli. Sıvı ve bar halindeki antibakteriyel sabunlar bakterilerin ömrünü kısaltıyor ve vücuda girişini önlüyor. Testosteron ve tiroid hormonlarını da bir nevi koruyor. Bakteri direncini kırıyor. Piyasada bolca yer alan bu aktif madde içerikli antibakteriyel sabunları kullanmalıyız.

Soğuk algınlığı ve gribin kol gezdiği şu günlerde bu gibi desteklere daha fazla ihtiyacımız var. %60 alkol içeren dezenfektan sabunlar alkol ve su bazlı içeriğiyle koruyor. Yemekten önce ve sonra, ya da gerekli gereksiz çoğu durumda ellerimizi su ve sabunla iyice yıkayalım, mikropları öldürüp sağlığımızı koruyalım..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Abelcet Iv Flacon

Etkin madde (ler):
Amfoterisin B 100 mg

Pazar:
20 ml 1 i.v. Küçük şişe

Kullanımı:
yetişkinler ve çocuklar, önerilen günlük doz 5 mg / kg tek bir infüzyon olarak için. Abelcet, 2,5 / kg / st oranı intravenöz infüzyon şeklinde uygulanmalıdır mg. iki saat her iki saat süreyle infüzyon süresi, içeriği salladı Eğer karışık infüzyon çanta vardır. kreatinin seviyeleri doza bağımlı böbrek toksisitesi Abelcet’in gösterildi serum ölçerek. Dozaj, hastanın klinik durumu göz önünde bulundurulmalıdır.

Endikasyonları:
Amfoterisin B, en şiddetli mantar türleri gösterilmektedir karşı in vitro aktivite. Histoplazma capsulatum, Coccidioides immitis, Candida türleri, Blastomyces dermatitidis, Rhodotorula, Cryptoccus neoformans, Sporothrix schenkii, muceda Mucor, Aspergillus fumigatus suşlarını engeller. Amfoterisin B, mantar ve vücut sıvıları veya fungistatik duyarlılığı, yoğunluğu veya fungusittir bağlı. Dissemine kandidiyazis, aspergilloz, kronik mükormikoz mysetoma, kriptokokal amfoterisinle menenjit başarıyla tedavi edilebilmektedir. Pozitif deri veya serolojik test sonuçları sadece ne en yaygın ve klinik olmayan önemli mantar enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır olmamalıdır.

Kontrendikasyonları:
Amfoterisine bu aşırı duyarlılığı ile kontrendikedir. Ancak, yaşamı tehdit eden tedavi ve başka hiçbir seçenekleri, tıbbi değerlendirme bağlı olarak gerekirse.

Notlar:
Böbrek, karaciğer ve laboratuar testleri bir hafta düzenli olarak yapılmalıdır en az bir kez kan yapan fonksiyonu. Diğer nefrotoksik ilaçlar birlikte hastaların daha yakından kullanılmalıdır. Bu hastalarda, böbrek fonksiyonu yakından izlenmelidir. diyaliz hastalarında Amfoterisin tam böbrek diyalizi başlanmalıdır. Aralıkları, serum potasyum ve magnezyum düzeyleri kontrol edilmelidir. Amfoterisinle hamile kadınlar üzerinde yapılan. Fetus sistemik mantar enfeksiyonlarının zararlı etkileri hakkında gebelerde amfoterisinle olmadan, ama çok az bildirilen vakalar tedavi edildi. potansiyel zarardan gebelerde yarar tek ilaç kullanmak baskın nedenle gebelerde Güvenilirlik tam olarak tespit edilemedi.

Yan Etkiler:
Geçici renal fonksiyon () hipokalemi, azotemi, serum kreatinin ve renal tübüler asidoz bildirilmiştir, hangi tedavi şiddeti durdurmak oldu kötüleşen. Önemli değişiklikler karaciğer ve hematopoetik fonksiyon gözlendi. Ancak hemoliz tespit imkanı. Hafif baş ağrısı, bulantı, kusma, alt sırt ağrısı nadiren bildirdi. Anafilaktik reaksiyonlar nadiren bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Konvansiyonel amfoterisin B bilinen nefrotoksik ilaçlar (aminoglikozidler, sisplatin ve pentamidine, vb), hipokalemi kortikosteroidler ve kortikotropin yol açabilir (ACTH) ve darbe varlığında hipokalemi ihtiyacı ile dikkatli bir dijital glikozitler, kas gevşetici ve antiaritmik ilaçlar olarak kullanılmaktadır etkileşime artacaktır. Fluzitozin kapsamında soruşturma kullanımı ile gerçekleştirilmiştir. Fluzitozin amfoterisin sinerjik B etkili, amfoterisin B böbrekler tarafından blok artırmak için hücresel alımı ve atılımı artabilir fluzitozinin zehirlilikten.

Kaynak.7gunsaglik.com.tr

Panik Atak Nasıl Bir Rahatsızlık Hangi Sınıfa Girer

Çağlar geliştikçe insanlarda gelişmekte ve insanlarla birlikte hastalıklarda şekil ve konu değiştirmektedir.

Günümüzde yaygın olan psikolojik hastalıklar insanların sosyal hayatlarını olumsuz etkiletmekte ve bu hastalıklardan biri de panik atak olmaktadır.

Panik atak tedavisi mümkün olan psikolojik temelli bir hastalıktır.

Temelinde korku, kaygı, travmalar yatan panik atak hastalığının çeşitli trajik olaylar, yoğun iş hayatı, ani korkular gibi sebeplerden ortaya çıkmaktadır.

panik atak sebepleri

Kendini özellikle kalp çarpıntısıyla belli eden panik atak hastalığı nefes alamamak, vücutta uyuşma, karın ağrı, baş dönmesi, mide bulantısı gibi birçok belirtiyle belli etmektedir.

Çeşitli beyinsel hastalıkların sonucu olarak da ortaya çıkabilen bu hastalık tiroide sorunu yaşayan kişilerde de açığa çıkmaktadır. Panik atak sebepli ataklar on dakika ile bir saat süre zarfında gerçekleşmektedir.

Hasta bu ataklar sırasında nefes darlığı çekmekte, ateşlenmekte ve kalp atışları oldukça hızlanmaktadır. Hasta atak anında ölüm korkusu yaşamakta ve sonrasında da ölüm korkusu endişesi geçmemektedir.

tedavi yolları panik

Panik atak tedavi ile ortadan kaybolacak bir hastalıktır ve bu hastalık üzerinde birçok tedavi yöntemi bulunmaktadır.

İlaç tedavisinde daha çok hastalara antidepresan ve gevşetici ilaçlar uzmanlar tarafından reçeteyle verilmektedir.

İlaç tedavisinin yanında hastalara terapilerde uygulanmaktadır.

Nefes egzersizleri, spor gibi aktivitelerin de yanında grup terapilere de hastalara uygulanmakta ve birçok panik atak hastası bu yöntemlerle kaygısız ve ataksız bir hayata yeniden başlayabilmektedir..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Alkol Bağımlılığından Kurtulun!

Uyuşturucu ve alkol bağımlılığı depresyon gibi birçok rahatsızlığa yol açtığı gibi hayatımızın her dönemini de sekteye uğratabilmektedir.

Bağımlılıktan kurtulma tedavisi yoluyla mutlu ve eğlenceli bir hayata kavuşabilirsiniz. Bağımlılıktan kurtulmak için birçok yöntem vardır. Bireysel farklılıklar bazında uygun yönteme karar verilir. En yaygın olanı detoksifikasyondur. Bu yöntemde hasta uyuşturucu veya alkolden uzaklaştırılır ve tüm süreç tıbbi olarak sürdürülür.

Diğer yöntem ise bireysel terapidir. Bu yöntemde hastanın tedavi yöntemini ve bağımlılığın üstesinden nasıl geleceğini anlaması sağlanır. Grup terapisinde ise bağımlı insanlar birbirleriyle düşüncelerini paylaşmakta, birbirini desteklemekte ve bağımlılıktan kurtulmak için birbirlerini teşvik etmektedirler.

Günümüzde yaygınlaşan ve oldukça etkili olan Residential (uzun süreli rehabilitasyon ağırlıklı, yataklı) tedavide, hasta günlük yaşantısından uzaklaştırılır. Destekleyici bir atmosferde, yoğun bir tedavi ile bağımlılıktan kurtulmaya çalışır.

Bunun yanı sıra bağımlıları doğal yoldan kurtarmaya yardım eden bazı yardım grupları vardır. Örneğin; AA veya Adsız Alkolikler bunlardan biridir. Bu grupta tedavi 12 aşamalı bir programla yürütülür. Bu bağımlılık tedavisinde, kişi verdiği tüm bilgilerin gizli kalacağından ve profesyonel kişiler tarafından desteklendiğinden emin olmalıdır. Bağımlılığın nedenleri anlaşılsın diye bireysel danışmanlık da alabilirler.

Bağımlılıktan kurtulma tedavisinde tek bir yöntem uygulamak yerine farklı tedavi yöntemlerinin kullanıldığı gözlemlenmiştir. Alkol ve uyuşturucudan kurtulmak, zaman almakta ve birçok aşama içermektedir. Hasta uyuşturucuyu bırakmaya karar vermeli ve kendini değişime hazırlamalıdır. Uyuşturucu veya alkolden uzaklaşma, büyük sorunlara yol açabilir. Hasta bağımlılıktan uzak bir yaşam tarzı geliştirmeli ve bunu büyük bir kararlılıkla sürdürmelidir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Sansürsüz Diyet


Dogal Yaşam Alternatif Tedavi . Sansürsüz Diyet Video

Çevreye Duyarlı Modaya Uygun Eşyalar

Çevreye duyarlı çevre dostu malzemelerden yapılmış şeyleri alışverişlerinizde öne çıkarın.

Geri dönüşümü mümkün, varlığı sürdürülebilir kıyafet ve aksesuarlar daha sağlıklı. Mücevher, giysi veya kozmetik ürünü farketmez. Dökümlü v yaka bir elbise tüm vücudu saran bir elbise düşünün. Ama kumaşı spandex, kenevir, pestisit veya herbisit ile elyaf karışımı. Kenevir kumaşı doğal havalandırma özelliğindedir.

Teni havalandırır nemi emer gün boyu rahat hissedersiniz. Çok amaçlı doğal torbalar da oldukça yaygın. Geri dönüşümlü pamuk kanvastan üretiliyor. İç cepler büyüklüğü desenleriyle kullanışlı. Yün ve ipekten yapılma hoş desenli eşarplar da kullanışlı olduğu kadar sağlıklı.

Rahat bir yoga veya spor pantolonu %92 organik pamukta oluşuyorsa kaçırmayın. %8 spandex içerir. Fit gösterir ve hareketleri rahatça yapabilirsiniz. Geri dönüşümlü cam küpeler de başka bir seçenek. Parlak ve renkli olduğundan hoşunuza gidecek.

Kenya’da işçiler bu ürünleri cam ve pirinçten üretiyor. Bambu ve reçineden güneş gözlüğü. Renk tonları harikadır, şık ve özel dizayna sahiptir. Geri dönüşümlü çerçevesi, bambudandır ve iyi görüşe sahip olursunuz. Işık gölgeli ve fosforlu göz farı saf mineralli tozlarda oluşur.

Ham ve toksik olmayan maddelerden yapılır. Ağaç ve odunsu bitkilerden hasat edilen malzemeyle yapılan takıları tercih edin. Antibakteriyel ve UV korumalı kumaşları, kenevir ve organik pamukluları, cam ve bambu eşyaları tercih edin, doğayı koruyun.
Kaynak.7gunsaglik.com

Hızlı ve Pratik Fıtık Ameliyatı

Ağrı’da bir hastanede uygulanan kapalı cerrahi yöntemle hastalar fıtık ameliyatını hemen olup aynı gün taburcu ediliyor.

Ağrı'da uygulanmaya başlanan kapalı cerrahi yöntemle 3 dakikada fıtık ameliyatı olan hastalar 3 saat sonra da taburcu ediliyor.

Ağrı Devlet Hastanesi'nde kapalı cerrahi müdahaleyle bel fıtığının alınması “Perkütan hidrodiskektomi” yöntemiyle fıtığı olan hastaların ameliyatları 3 dakikada yapılmaya başlandı.

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Hikmet Aytekin, Amerika'dan Türkiye'ye gelen bu yeni yöntemin Doğu Anadolu Bölgesi'nde ilk kez Ağrı'da uygulandığını söyledi.

Ciltten kapalı girilerek bel fıtığının alınması yöntemiyle bölgede 9 hastayı ameliyat ettiklerini ifade eden Aytekin, “Ağrı'da, Türkiye'ye Amerika'dan yeni gelmiş bir sistem var. Perkütan hidrodiskektomi sistemi. Biz de Ağrı Devlet Hastanesi'nde bu sistemi kullanıyoruz” dedi.
Aytekin, halk arasında lazer denen sistemlerin ülkede yaklaşık 10-15 yıldır uygulandığını, bu yeni yöntemin lazerli yöntemlere göre daha faydalı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Tabi bu teknikler gitgide geliştiriliyor. Lazer tekniklerinin yanında başka tekniklerde geliştiriliyor. En son lazer tekniklerinin nüks oranının yüksek olması ve çok efektif olmaması nedeniyle yeni tekniklerde geliştirildi. Şimdi bu yeni sistem olan perkütan hidrodiskektomi sistemiyle biz öncelikle hastayı belinden uyuşturuyoruz. Skopi denen röntgen cihazıyla görüntüler alarak gireceğimiz mesafeyi belirliyoruz. Giriş aparatlarıyla fıtık bölgesine girip diski bu cihazla çalıştırarak boşaltıyoruz. Bu cihazla gelen 'L' şeklinde bir aparatı ve bir de yanında bir düz aparatı var. Bu aparatla su çok hızlı bir şekilde saate 900 kilometre saniye hızla diske çarpıyor ve diski toz haline getiriyor. Aynı zamanda diğer aparattan aynı anda çekiyor, alıyor. Biz yaklaşık bu işlemi 3 dakika uyguluyoruz hastaya. Hasta 3 saat sonra kalkıp yürüyor ve taburcu oluyor. Hem hastaneye yatış süresi hem işine dönüş süresi her açıdan çok avantajlı.”

"DOĞU ANADOLU BÖLGESİ'NDE BİR TEK BİZ KULLANIYORUZ"

Bu yöntemin Türkiye'ye 3-4 ay önce geldiğini, Doğu Anadolu Bölgesi'nde ilk kez Ağrı'da uygulandığını anlatan Aytekin “30 Kasım'da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde bu sistemin bir kursu oldu. Cerrahpaşa ekibi zaten oradaydı. Onlarla 22 hekim vardı. Doğu Anadolu Bölgesi'nde bir tek biz kullanıyoruz. Tabi başka dediğimiz gibi bu lazer teknikleri gibi şeyler var ama anlattığım şekilde bu daha efektif bir yöntem. Diğer yöntemlere göre nüks oranı daha düşük. Hasta dramatik olarak fayda görüyor. Çok çabuk iyileşiyor” diye konuştu.

Aytekin, bu yeni yöntemin büyük fıtıklara uygulanmadığına dikkati çekerek, “Hangi doktora gitsem fıtığın küçük dedi ameliyat yapmadı' diyen hastalar bizim aday hastalarımız. Ameliyatın ardından anında hasta rahatlıyor. 3 saat sonra kalkıp yürüyor evine gidiyor” ifadelerini kullandı..Kaynak.7gunsaglik.com

Hafızanızı Güçlendirmek İçin Neler Yapabilirsiniz?

Sürekli bir şeyleri unutuyor ve daha iyi bir belleğe kavuşmak istiyorsanız bu önerileri kaçırmayın.

İyi uyumak belleği güçlendirir. Hafızayı ve beyni güçlendirmek için uyku şart. EEG cihazına bağlanan kişilere bakıldığına gece uykusunu iyi alan ve daha çok uyuyanların belleği daha güçlü bulunmuştur.

Egzersiz hatırlamanıza yardımcı olabilir. Hafızayı artırmak ve güçlendirmek için hareket edin spor ve egzersiz yapın.

Aşırı olmamak kaydıyla kafein de hafızayı destekler. Günde bir iki fincan kahve içilebilir.

Bellek oyunları kurun ve hatırlamak istediğiniz şeyleri sevdiğiniz yerlere ve nesnelere benzetin.

Elektromanyetik stimülasyon tedavisi anılarınızın taze kalmasına yardımcıdır. Epilepside de kullanılır ve beyne akım gönderilir.

Gelecekteki yaşlılık sorunlarında unutkanlık ilacı genelde hap şeklinde verilebiliyor. Yine yaşlanma sorunlarında beyin çipi de aynı görevi görebiliyor.
Kaynak.7gunsaglik.com

Radyo Embolizasyon Nedir? Ne Amaçla Kullanılır?

Radyoaktif parçacıklar kan yoluyla tümörleri hedef alarak uygulanır ve kanser tedavisi yöntemidir.

Parçacıklar tümörü ve kanser hücrelerini öldürür. Bu şekilde bir radyasyon yayar. En sık olarak karaciğer kanserinde bu yöntem kullanılır. Diğer tedavilere yanıt veremeyen hastalar için kullanılır. Anjiyografi denilen bir işlem sırasında gerçekleştirilir. Kasıktan girilerek arterlere kateter ile girilir.

X-ışını radyo frekans eşliğinde karaciğerdeki tümörü besleyen kan damarlarına ulaşılır. Bu noktaya sıvıyla radyasyon enjekte edilir. Tümör ufaltılır ve parçalanır. Öncesinde güvenliği ve uyumu sağlamak için emin olmak için testler yapılır. Kolon ve meme kanserinden karaciğere yayılan tümörler için ve karsinom gibi karaciğerde oluşan tümörler için uygulanır.

Radyo Embolizasyon genellikle cerrahi ve kemoterapi ile desteklenir. Akciğer ve karaciğer arasında anormal kan akışı olan kişiler için uygun bir yöntem değildir. Yorgunluk, bulantı, karın ağrısı, ateş ve iştahsızlık gibi yan etkileri görülür. Bu belirtiler orta ve hafif düzeydedir. Olası riskleri, mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi, akciğer ve beyaz kan hücrelerindeki anormalliklerdir..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Kalp Atışının Bozulması (EKG)

Kalp Atışının Bozulması ve Elektrokardiogram (EKG)

Elektrik akımının neden olduğu kazalar, çoğunlukla ölümle sonuçlanır. Aynı şekilde önceden alıştırmadan aniden soğuk suya atlama da hayatı tehlikeye sokar. Her iki durum da kalp karıncığının ventriküler fibrilasyonuna neden olur ve bu hareket sonucu kalp kası kan pompalamaksızın çok süratli olarak kasılır. Buna bağlı olarak; sinüs düğümlerinde uyarı mekanizması bozulur veya kalp kasında uyarının yayılması gerçekleşmez. Kanı yönlendirmede görev alan kapakçıklar açıkken hiçbir direnç göstermemeli, kapalıyken sızdırmaz olmalıdır. Mitral kapakçığı kan sızdırıyorsa, sol karıncık kasıldığında kan kulakçığa geri döner. Bu gidiş geliş kalbi yorar. Bunu önlemek için, hasta kapakçık cerrahi müdahale ile ya değiştirilir, ya da tedavi edilir. Son yıllarda cerrahi müdahaleye gerek kalmadan balon uygulaması yapılır.

Kalp normal bir yaşam süresince üç milyar kez atar. Kalp atışında bazen bozulmalar olur. Bunun en basiti ekstrasistoldur. Kalb bu yolla günde 5-6 kere tekleyebilir. Burada başka bir otomatik merkez, kalp sinüsünden önce harekete geçer ve kalp öngörülenden önce ve daha güçsüz atar; ama bunu izleyen ilk kasılmada kalp sinüsü daha güçlü bir kasılmayla, eksilen kanı telafi eder. Birçok kimse bunu göğsünde bir boşluk ya da bir darbe olarak hisseder. Kalbin normal olması durumunda ekstrasistol kaygı vermez.

Uyarı oluşumunun bozulması bazı hastalıklara yol açar. Kalp atış frekansıyla yavaşlar veya süratlenir ya da düzensizdir. Uyan iletimi sinüs düğümleri ve karıncık­lar arasında bloke olursa kalp çok yavaş atar, zira o anda alt çalıştırma odakları kalbin atış ritmini belirler. Bu durumda elektrik impulsu yapan, pacemaker (=pil) ile kalp atışı normal hale getirilir. Kalp pilleri plastik bir kabukla sarılı olup, karın veya göğüs duvarına yerleştirilir. Doku reddi söz konusu olmaz.

Enerji impulslarınm kalp çeperindeki yayılışı, kalp hastalıklarının doğal olarak teşhisinde kullanılır. Vücudun yüzeyinde kaydedilebilen elektriki potansiyel sapmaları görülür. Bunun kaydı için göğüs, kol ve bacaklara belli bir düzende elektrodlar yerleştirilir. Kalp atışı sapmalarının grafiği ile ELEKTROKARDİOGRAM (=EKG) elde edilir.
Kaynak.7gunsaglik.com.tr

Günlük Yürüyüşler Meme Kanseri Riskini Azaltabilir

Yaşlı kadınlarda her gün yürüyüş yapmak meme kanseri riskini azaltabiliyor.

Tempolu düzenli egzersiz yapmak ise meme kanserinden daha fazla koruyor. 73 bin menopozlu kadınla yapılan araştırmaya göre, hareketli aktif yaşam tarzını benimseyen kadınlar %14 oranında daha az kansere yakalanıyor. Günde 1 saat ılımlı tempoda bir yürüyüş kafi.

Günlük yorucu fiziksel egzersizler de buna eklenirse %25 oranında korunmuş olunuyor. Atletik olmayan kadınlar için iyi bir haber. Maraton koşmak gerekmiyor meme kanserinden korunmak için dışarı çıkıp hareket edin. Güzel havalarda normal hızınızda yürüyün.

8 kadından biri meme kanseri mağduru ve kadınlarda en sık görülen kanser türü de bu. Bisiklet, yüzme, koşu ve yorucu yoğun egzersiz yapan kadınlarda bu risk daha da azalıyor. Araştırmada fiziksel aktivitede bulunan yürüyen egzersiz yapan kadınlarda meme kanseri riskinin azaldığı görülmüştür.

Eğlenceli fiziksel aktivitelerinizi belirleyin ve yapın. Kilonuzu dengede tutun, boy kilo orantınızı koruyun. Fazla kiloları vermek de kanserden korur. Her kadın günde 1 saat hareket edebilir, güzel havalarda yürüyün. Dengeli beslenin, sigara, alkol ve stresten kaçının..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

İltihaplı Romatizmal Hastalıklar ve Tedavi Şekilleri

İltihap sebepli romatizma hastalıklarına sahip kişilere doktorlar düzenli egzersiz yapmaları tavsiyesinde bulundular.

İltihaplı romatizmal hastalığa sahip bir kişi yaşadığı sıkıntılar nedeniyle sıklıkla, “Dinlenirsem geçer” düşüncesine kapılıyor. Oysa uzmanlar, düzenli egzersizin hastalığın seyrinde çok olumlu sonuç verdiği düşüncesinde.

İltihaplı romatizmal hastalıklar insanın yaşam kalitesini düşürmekle kalmıyor, geç teşhis edildikleri için işgücü kayıplarına da yol açıyor. On Dokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı ve Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru, romatizmal hastalıkların başarılı şekilde tedavi edilmesinin ön koşulunun erken tanı olduğunu belirtiyor.

Erken tanının konulabilmesi için romatizmal hastalıkların tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış merkezlere başvurmak çok önemli. Romatoid artritte (RA) ilk 12 hafta içinde uygulanan tedaviler daha sonraki tedavilerden daha iyi sonuç veriyor.

Bu döneme, ‘Fırsat penceresi’ adı verildiğini belirten Prof. Dr. Kuru, bu dönemde yakalanan hasta sayısının çok az olduğunu dile getiriyor. Konuyla ilgili çalışmalar, bu dönemde yakalanan hastalarda, yoğun bir tedavi ve sıkı bir takiple yüz güldürücü sonuçlar almanın mümkün olduğunu gözler önüne seriyor.

HASTALIĞIN ÖZELLİĞİNE GÖRE TEDAVİ
Romatizmal hastalıkların tedavisinde geçerli tek bir yöntem bulunmuyor. Hastalar hastalığın özelliğine, bulunduğu evreye, iltihabi aktivitenin şiddetine ve fonksiyonel durumlarına göre ilaç tedavisi, fizik tedavi ve egzersiz alabilecekleri gibi; kimi durumlarda cerrahi tedaviden de yarar görebiliyorlar. RA’da öncelikle, ‘Farmakolojik tedavi’ adı verilen ilaç tedavisi uygulanıyor. İkinci olarak egzersiz ve fizik tedavi uygulamalarından yararlanılıyor.

Kuru, “Birtakım hastalarda hastalığın şiddetine göre cerrahi müdahale de gerekebiliyor” diyor. Erken tanı konulan vakalarda hastaların yüzde 50’sinden fazlasında, ‘Remisyon” adı verilen şifa halini elde etmek mümkün oluyor. Asıl tedavi hedefinin iltihabı baskılayarak; ağrı ve şişlik gibi belirtileri azaltmak ve yaşam kalitesini düzeltmek olduğu belirtiliyor.

Hastalığın durumuna göre diğer tedavilerin yanı sıra doktor tarafından önerilecek egzersizleri yapmak hastanın yaşam kalitesini artırsa da bunların hastalığın ilerlemesi üzerinde bir etkisi bulunmuyor.

Küçük eklem hastalığı olanlar doktora geç gidiyor

RA, ilerleyici bir hastalık olduğu ve bağışıklık sistemini tuttuğu için erken tanı çok önemli bulunuyor. Hastalığa tanı koymaya yarayacak bir test olmadığı için tanı, hastalığın belirtileri ve öyküsü alınarak, fizik muayenesi yapılarak, destekleyici laboratuvar ve görüntüleme yöntemlerinden yararlanılarak konuluyor. RA sinsi başlayan bir hastalık olduğu için, hastaların yüzde 70’inde oldukça yavaş seyrediyor. Hastalık önce eklemleri tutuyor. (Özellikle el bilek eklemleri ile el bileğinin parmaklarla birleştiği yerdeki eklemleri).

Bunun temelde küçük bir eklem hastalığı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ömer Kuru, bu nedenle, hastaların belirtileri başlangıçta çok önemsemediklerine dikkat çekiyor. Yapılan bir araştırma hastaların büyük bir eklem rahatsızlığında (Örneğin kalça ve diz eklemi) hemen doktora başvurduklarını, buna karşın küçük eklem hastalıklarında hastanın doktora başvurma süresinin geciktiğini gözler önüne seriyor.

Prof. Dr. Kuru, “Oysa hastanın belirtilerin ortaya çıktığı andan itibaren ilk 12 hafta içinde doktora başvurması tedavisinin başarılı şekilde gerçekleşmesiyle sonuçlanıyor” diyor.

Bu belirtilere dikkat!

İltihaplı romatizmal hastalıklarla mücadelenin en önemli yönünün erken tanı ve zamanında uygulanacak doğru tedaviler olduğu belirtiliyor. Prof. Dr. Ömer Kuru, “Özetlemek gerekirse; RA için kişinin 1 veya daha fazla ekleminde şişlik ve ağrı varsa ya da kişi sabah tutukluğu yaşıyorsa hemen doktora başvurulması gerekiyor. AS (Ankilozan spondilit) içinse, istirahatle geçmeyen, egzersizle azalan 3 ayı aşkın süren bel ağrısı varlığında vakit kaybetmeden doktora gidilmeli” diye konuşuyor.

Yeni ilaçlar tedavinin şeklini değiştirdi
Prof. Dr. Ömer Kuru, son 10 yılda tedavi konseptinin tamamen değiştiğini söylüyor. Biyolojik ajanların (Anti-TNF ajanlar) tedavide kullanılmasıyla hastaların önemli bölümünde hem tedaviden daha iyi sonuç alınması hem de yaşam kalitesinin artırılması mümkün hale geliyor. AS konusunda sadece omurgayı tutan hastalık için değil, periferik eklemler ve sistemik tutulum için de etkili tedaviler geliştirildiğine dikkat çeken Kuru, “Ancak tanının erken dönemde ve yapısal hasar gelişmeden koyulması çok önemli” diyor.

Gençleri vuruyor
Türkiye’de yapılan bir çalışma ülkemizde RA ve AS hastalıklarının sıklığının binde 5 olduğunu gösteriyor. Buradan yola çıkılarak Türkiye’de 350 bin civarında RA, 350 bin civarında da AS hastası olduğu tahmin ediliyor. Prof. Dr. Ömer Kuru, “RA her yaşta görülse de, bulgu ve belirtilerin ortaya çıkışı genellikle 35-45 yaş aralığında oluyor” diyor.

RA başladıktan sonra ilerleyen bir hastalık olduğu için bu durum iç organlarda (akciğer ve kalp zarında kalp kapakçıklarında, böbreklerde, beyin zarında) hastalığa yol açabiliyor. AS ise 20’li yaşlarda başlıyor. Türkiye’de yapılan bir çalışma ülkemizde RA ve AS hastalıklarının sıklığının binde 5 olduğunu gösteriyor. Buradan yola çıkılarak Türkiye’de 350 bin civarında RA, 350 bin civarında da AS hastası olduğu tahmin ediliyor.

Prof. Dr. Ömer Kuru, “RA her yaşta görülse de, bulgu ve belirtilerin ortaya çıkışı genellikle 35-45 yaş aralığında oluyor” diyor. RA başladıktan sonra ilerleyen bir hastalık olduğu için bu durum iç organlarda (akciğer ve kalp zarında kalp kapakçıklarında, böbreklerde, beyin zarında) hastalığa yol açabiliyor..Kaynak.7gunsaglik.com

Görme Kaybı İşe Depresyon İlişkisi

Yeni bir araştırmaya göre depresyondaki insanlar görme kaybıyla daha fazla karşılaşmakta.

ABD araştırmalarına göre 2005 ile 2008 yılları arasında ulusal sağlık ve beslenme taramalarında 20 yaş üzeri 10.000 yetişkin incelenmiştir. Bu insanların %5’inde kendiliğinden görme kaybı yaşanırken depresyondaki %11’lik kesimde de görme kaybı görülmüştür. Bu durumu etkileyen faktörler arasında yaş, cinsiyet, genel sağlık durumu da yer almaktadır.

Araştırmacılar incelemeler sonucunda kendi kendine gelişen görme kaybı ile depresyon arasında bir bağlantı bulmuştur. Başka bir neden ise şimdilik saptanamamıştır. Yetişkinlerde özellikle yaşanan depresyonun etkilerinden biri de görme sorunlarıdır. Görme kaybı nedeniyle günlük yaşam rutinleri faal olarak yerine getirilemez insanların depresyona karşı daha tedbirli olmaları gereklidir..Kaynak.,

Grip Olanlar Hangi Besinleri Tüketmeli?

Soğuk algınlığı ve grip yakamızı sardıysa bu besinleri tüketmeliyiz. İşte sağlık veren yiyecekler.

1. Meyveli şeyler. Tatlı, şekerleme ya da meyvenin kendisi her şekilde sağlıklıdır. Yaralı, şişmiş, dikenli, ağrılı, iltihaplı boğaza meyve birebirdir. Sulu olması da iyidir griple mücadelede yardımcıdır. Mukusu temizler tıkanıklığı azaltır. Meyve suyu da faydalıdır. elma, üzüm ve çilek en iyileridir.

2. Hindili sandviç. Katı beslenmede yağsız protein iyidir. Hindi eti çok sağlıklıdır. İyi hissettirir, hastalıkla mücadele eder. Enerji ve lezzet verir. Kızılcık suyuyla tüketin.

3. Sebze suyu. Salatalık ve sebze suyu az tuzlu olduğunda bir bardak içilir. Bağışıklığı artıran antioksidanları içerir.

4. Tavuk çorbası. Besler ve nem içerir. Şifa verir anti – inflamatuar etkileri vardır. Sıcak içildiğinde bakteri ve virüslere karşı vücudu korur.

5. Sarımsak. Gıdalarda da kullanılır harici de yenir. Bu antimikrobiyal ve bağışıklık uyarıcı özellikleri olduğu ve tıkanıklığı rahatlatır.

6. Zencefil. Bulantı, mide ağrısı, ağrıları ve grip belirtilerini yatıştıran bir bitkidir. İnflamasyonu azaltır. Taze rendelenmiş zencefil çayda çorbada kullanılır.

7. Sıcak çay. Yeşil ve siyah ya da bitki çayları gribe iyi gelir. Antioksidan içerir belirtileri rahatlatır. Buharı nefes tıkanıklığını açar. Bal ve limonla boğaz ağrısı ve öksürüğe iyi gelir.

8. Muz. Bulantı kusma ve ishale karşı iyi gelir. Çocukları korur. Pirinç elma ve tostla birlikte etkilidir.

9. Tost ve kraker. Mideyi rahatlatır sıcak çorbayla beraber iyi gelir.

Şeker ve laktozu azaltın, protein alın, vitamin ve kalori içeriklerini düşünerek beslenin.

Doğum Kontrol Seçenekleri – Nasıl Korunuyorsunuz?

Size en uygun ve güvenilir doğum kontrol yöntemini bulun ve kullanın. Emin ve güvenli seks yaşamak her çiftin hakkı.

Hormonal doğum kontrolünde sperm tarafından döllenen yumurtalarda salınımı durduran hormonlar kullanılır. Doğum kontrol hapları, vajinaya takılan spiral halkalar, prezervatifler gibi çeşitli seçenekleriniz var. Hormonal doğum kontrol yöntemleri %90 başarılıdır. Her zaman doğru kullandığınızdan emin olun. İmplant uygulamalar %99 etkilidir. Hormonal doğum kontrol yöntemleri cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumaz. Bariyer doğum kontrolde yumurtalıklara spermin ulaşması önlenir.


Reçetesiz olarak eczaneden alabilirsiniz. Gebeliği önlemenin ucuz ve kolay yolu erkek prezervatifidir. Lateks ürünler kullanışlıdır. Ayrıca hastalık bulaşmasını da önler. Bu kondomlar %80 etkilidir. Her zaman kullanılırsa %98 oranda gebeliği önler. Vajinaya yerleştirilen plastik tüp yani kadın kondomu aynı şekildedir. Sünger, köpük, jel, krem gibi kadın koruma gereçleri %70 oranda gebelik önleyicidir.

Diyafram, servikal başlık ve kalkan kullanımları da kadın cinsel organına monte edilir ve %90 etkilidir. Rahim içi araç takılır ve bunu doktor uygulayabilir. Doğal bir sperm önleyicidir 10 yıllık kullanıma sahiptir etkilidir. Makas, diş, bıçak gibi aletlerle prezervatifi açmayın. Doğru boyutta ve delik olmadığına dikkat edin. Doğru takın yağlama ürünleri kullanılabilir. Seks sonuna dek dikkatlice muhafaza edin.Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Osteoporoz Nedir, Kimlerde Görülür, Tedavisi Nasıldır?

Kalça Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Aykın Şimşek, kadınların kabusu osteoporoz hakkında bilgiler verdi..

Yaş ilerledikçe özellikle kadınlarda kemik erimesinin artmasına paralel olarak kalça kırığı oluşma sıklığında ciddi artışlar görülüyor. Sarışın ve solgun derili olanların osteoporoz riski altında olduğunu söyleyen Kalça Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Aykın Şimşek, osteoporoz hakkında bilgiler verdi.

Osteoporoz nedir?

Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz; kemik kütlesindeki azalma ve kemik mikro mimarisindeki bozulma sonucu ortaya çıkan kemik kırılganlığındaki artıştır. Kırık ortaya çıkıncaya kadar osteoporoz sessiz seyreder. Yapılan araştırmalarda, yaşam boyu osteoporoza bağlı kırık görülme oranı erkeklerde yüzde 15-20, kadınlarda yüzde 40-50’dir.

Osteoporoz tedavi edilmezse ne olur?

Tedavi edilmeyen osteoporoz hastalarında kırık görülme riski yüksektir. Omurga kırıkları, kalça eklemi çevresinde kırıklar, el bileği eklemi çevresinde kırıklar ve omuz eklemi çevresinde kırıklar sıklıkla osteoporoz sonrasında görülür. Tedavi; hastanın özelliklerine, kırığın yer aldığı kemiğe ve yerleşimine, hekimin deneyimine göre farklılık gösterir. Amaç hastaya erken dönemde kırık olmadan önceki işlevlerini en kısa süre içinde kazandırmaktır. Bir kırık oluştuktan sonra aynı bölgede ya da farklı bir yerleşimde yeni bir kırık görülebileceği akılda tutulmalıdır.

Omurgadan sonra kalça kırığı riski artar

Omurga kırığı teşhisi koyulan bir hastada kalça kırığı gelişme riski yaklaşık olarak 4-5 kat artar. Bu nedenle osteoporoza bağlı gelişen kırıkların tedavisi yapılırken, bu hastalarda yeniden kırık gelişimini önlemek için mutlaka sistemik osteoporoz tedavisi uygulanmalıdır.

Sarışınsanız dezavantajlısınız!

Sarışın, ince ve solgun derili olanların osteoporoz riski altında.

Osteoporoz riskini neler artırır?

Osteoporoz sarışınları vuruyor

* Yaşlılık: Bağırsak kalsiyum emiliminin azalması

* Genetik faktörler: Ailede osteoporotik kırık hikayesi olması, beyaz ırk, sarışın, ince ve solgun derili olmak, 58 kilodan zayıf olmak

* Hormonlar: Kadın olmak, erken menopoz, geç ergenlik diyebilir miyiz, doğum yapmamış olmak

* Beslenme: Düşük kalsiyum ve D Vitamini alanlar

* Yaşam şekli: Hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımı, fazla kahve tüketimi, güneş ışığından faydalanmama

* İlaçlar ve hastalıklar: Glikokortikoid kullanımı, heparin, metotreksat, şeker hastalığı, romatizmal hastalıklar



Kalça kırıkları tedavisi

Osteoporoz sarışınları vuruyor

Kalça eklemi çevresinde kırık tanısı koyulan hastaların hemen hemen tümü hastanede yatış ve cerrahi tedavi gerektirir. Kalça kırığı gelişen yaşlı hastalarda, cerrahi dışı tedavi yöntemleri uygulandığı zaman uzun süren yatışa ikincil olarak ortaya çıkan akciğer, böbrek ve bağırsak sorunları, tromboembolik komplikasyonlar, bası yaraları hastaların yaşam kalitesini ve sağ kalım sürelerini azaltmaktadır. Bu nedenle, kırık sonrası en erken dönemde bu hastaların destekli olarak ayağa kaldırarak rehabilitasyonlarının yapılabilmesi için cerrahi tedavi gerekmektedir. Ameliyat ile hastanın erken dönemde mobilizasyonu ve kırık öncesindeki işlevlerine geri dönmesi amaçlanır. Bu hastaların ilk tedavisinin hastanın tek şansı olduğu dikkate alınmalıdır. Kalça eklemi çevresinde meydana gelen kırıklar eklem kapsülü içinde ve dışında yerleşir. Eklem kapsülü dışında yer alan kırıkların tedavisinde kırığın uygun pozisyonda iyileşmesini sağlayacak güçlü internal tespit yöntemleri kullanılır. Modern kalça çivileri ve plakları bu amaçla kullanılmaktadır. Kapsül içinde yer alan ayrılmamış kırıkların tedavisinde ise özel vidalar ya da kalça kompresyon çivileri kullanılabilmektedir. Bu tip ameliyatlardan sonra kırık çizgisinde kaynama sorunu gelişen olgularda ikinci bir ameliyat gerekebilir. Ayrılmış kapsül içinde yer alan femur boyun kırıklarının tedavisinde ise kırık parçanın kaynamasındaki zorluk nedeniyle kırık parçanın çıkarılarak protez uygulanması gerekir. Total veya parsiyel protez, hastaya ait özellikler dikkate alınarak seçilir. Protez ameliyatından sonra hastanın mobilizasyonu ve erken dönemde rehabilitasyonu mümkündür.

Tedavi eksiksiz planlamalı

Cerrahi tedavi, hastanın genel durumu ve sistemlerinin anestezi için en uygun olduğu dönemde yapılmalıdır. Kalça kırıklarının cerrahisi teknik olarak zordur. Cerrahi tedavi bilgi, deneyim ve donanım gerektirir. Deneyimli bir ekip tarafından yapılacak olan eksiksiz planlanmış, doğru implant seçilmiş bir ameliyat, hastanın sağ kalım süresini ve yaşam kalitesini olumlu etkiler. Düşük oranlarda görülmekle birlikte yüzeysel ve derin enfeksiyon, kırık çizgisinde iyileşmeme, protezde çıkık, protez çevresinde kırık, erken gevşeme ve derin ven trombozu cerrahi tedavi sonrasında görülebilecek komplikasyonlardır.



Düşme sonrası kalça kırığından nasıl korunabiliriz?

Osteoporoz sarışınları vuruyor



* Uygun beslenme, egzersizler ve ilaçlar ile osteoporozun önlenmesi ve tedavisi yapılırken, yaşam alanında alınacak bazı önlemlerle düşme riski azaltılarak kalça kırığı oluşma sıklığı azaltılabilir.

* Osteoporoz tanısı olan hastalar yürürken, yürüteç ya da baston kullanmalıdırlar.

* Yürürken alçak topuklu ayakkabıları tercih etmelidirler.

* Tabanı kaygan olmayan, yere sıkıca tutunan ayakkabıları kullanmak gerekir.

* Osteoporozlu kişilerin çevresinde yer alan kaygan zeminler, kapı eşikleri ve halı yükseltileri ve kablolar ortadan kaldırılmalıdır.

* Banyo ve tuvaletlerde tutunabilecek, yeteri kadar aydınlatılmış ortamlar tercih edilmelidir.

* Osteoporozlu hastaların çevresinde evcil hayvanlar ve çocuk oyuncakları bulundurulmamalıdır.

* Denge koordinasyon eğitimi almaları önemlidir.

* Kas güçlendirici egzersizler ile düşme riski azaltılabilir.

6 hafta sonra cinsel hayata dönüş
Osteoporoz sarışınları vuruyor
Total kalça protezi sonrasında uygulanacak olan rehabilitasyon hastaya ve kalça protezi ameliyatı cerrahi tekniğine bağlı faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterir. Rehabilitasyonun amacı hastayı bir an önce ayağa kaldırarak günlük yaşamına kavuşturmak olmalıdır. Bu hedefin gerçekleştirilmesinde hekim, hasta ve fizyoterapist iletişimi son derece önemlidir. Uyumlu bir çalışmayla hastalar, en kısa sürede bağımsız yürüyüşlerini kazanabilir ve günlük yaşantıları için gerekli olan işlevlere sahip olabilir. Hastanın rehabilitasyon programına verdiği yanıta göre değişmekle birlikte, ameliyatı takiben ortalama 3 ay sonunda hastalar günlük yaşamlarına geri dönebilirler ve yaklaşık 1 yıl sonunda ameliyattan tam olarak yarar elde ederler. Total kalça protezi ameliyatını takiben ortalama olarak 6 hafta s
Kaynak.7gunsaglik.com.tr
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...