Pages

Ads 468x60px

Yüzümüzü Nasıl Yıkamalıyız? Yüz Yıkarken Yapılan Hatalar

Öncelikle temizlik malzemelerimizin doğru olduğundan emin olmak gerekir. Makyajı ve kiri tamamen atacak ürünler gibi.

Cildin doğal yağlarını ve sağlıklı hücrelerini de almaması gerek. Ne yumuşak ne sert ortalama bir ürün elde edin.

Çok fazla cilde yabanı madde, ürün, bakım ürünleri ve su uygulamayın. Aşırıya kaçmak cildi tahriş eder kızarıklığa yol açar. Cildin döngüsünü bozmamak adına yatmadan ılık suyla temizlenebilir.
Yanlış su sıcaklığı da risklidir. Sıcak su gözenekleri açar, soğuk su kapatır. Aşırı kuruma ve sebum üretimi açısından yavaşça ılık su uygulayın.

Ölü deriyi kaldırmak cildi canlandırmak için peeling işlemini aşırıya kaçmadan haftada maksimum 3 kez uygulayın. Bez veya parmaklarınızı kullanın.
Aceleniz varsa bile yüzünüzü yıkadıktan sonra iyice durulayın.

Renklendiricili, kokulu sentetik ve paraben içeren ürünler tahriş eder. Sodyum sülfattan kaçının alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
Havluyu cilde sürtmeyin. Bu cildi olumsuz etkiler.

Cildin neme ihtiyacı vardır. Cilt nemliyken temizlikten sonra nemlendirici uygulayın. Serum ve özel bakım ürünlerini de uygulayın.
Servet harcamaya gerek yok. Basit ve doğal ürünler yeter. Nemlendirici, serum ve uygun temizleme malzemeleri yetecektir.

Gözenekleri tıkayan yağlardan cildi uzak tutun. Cilt tipine uygun yağsız ürünleri seçin.
Kaynak.7gunsaglik.com

Bugünün İddalı Çocukları Yarının Liderleri

Yetişkin olduklarında sanat ve zanaat alanlarında başarılı ve iş dünyasında lider olmaya adaylar.

Günümüzün bilinçli çocukları bu çağlarda bile iddialı iken ileride yaratacakları dehadan kuşkumuz yok. İleride mucit olmaları kaçınılmaz ve işletmelerin başında yeteneklerini konuşturduklarını görebiliriz. Michigan State Üniversitesi araştırmacıları, mühendislik, matematik ve teknoloji bilimlerinde çocukların ve gençlerin başarısını araştırmış.

Kolejlerden onur derecesiyle mezun olanlar, iyi eğitim alan ve şimdilerde patent sahibi olan büyük iş adamları ve iş kadınları çocukluk dönemlerinde sanata maruz kalan çocuklardır. Çocukken aile ve çevrelerindeki sanatsal etkinliklere katılım yoğunluğu gençlik dönemlerinde de devam etmiştir. Müzik eğitimi de burada ön plana çıkar.

Bu yetişkinler mutlaka hayatlarının bir noktasında müzik eğitimi almış, görsel sanatlar, oyunculuk, dans, tiyatro ve yaratıcı yazarlık gibi süreçlerden en az birinden geçmiştirler. Fotoğrafçılık, metal işleri, elektronik ile uğraşan gençler de ileride %42 oranında patent sahibi olan yetişkinlere dönüşmekte. Sanatla ilgilenmek, ekonomide devrim yaratır, karşılıklı problemler kolayca çözülür işletmelerde başarıya götürür. Sanatla ilgili her çocuk bir gün deha ve lider olacaktır.
Kaynak.7gunsaglik.com

Dikkatli Kadınların Kilo Almamasının Sebepleri

Daha azıyla tatmin olabilen mutlu kadınlar ve dikkatli kadınlar yeme içme alışkanlıklarını daha iyi kontrol edebiliyor.

Tat ve doku onlar için önemli. Aklını daha fonksiyonel kullanamayan dağınık ve unutkan az tatmin olan kadınlar ise yemeğe daha meyilli. Dikkatli kadınlar günde 3 öğününü düzenli olarak yiyor ve başka hiçbir şekilde yemek akıllarına gelmiyor. Süreyi uzatarak yemeğin ve öğünün tadını çıkarıyorlar ki bu en akıllıca hileleri.

Sofrada oturarak uzun süreye yayılan öğünler iyice çiğnenerek tokluk hissi veriyor. Pazarları tatil günlerinde dinlenerek keyifli bir sofraya oturmayı alışkanlık ediniyorlar. Birkaç arkadaşını davet ederek hafif müzik eşliğinde sohbet ederek keyifli bir hafif öğün geçiyor böylece.

Sevdikleri yemekleri hafif pişirip bir kadeh içkiyle damak tadına hitap ederken beyne de doyum sinyali veriyorlar. Hem görsel hem ruhsal hem mideye doyum gönderiliyor. Kalan yemekleri tencere veya fırın tepsisinin dibinden sıyırıp tabaklarına almıyorlar kalanını streçleyip veya paketleyip kaplarda tutuyorlar.

Savurgan da değiller. Ekmekleri güzelce yiyecekleri kadar dilimleyip ekmek sepetine koyuyorlar. Tatillerde kaçamaklara dikkat ediyorlar. Yağlı şekerli ürünlerin yerine hafif meyveli bir dondurmadan birkaç kaşık tüketiyorlar..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Anatomik Yapımız Bozulmadan Hareket Edelim

Nedeni belli olmayan ağrılarınız, şikayetleriniz veya duruş bozukluğu gibi sıkıntılarınız varsa, uzun süredir ayakta veya oturarak çalışıyor olabilirsiniz.

Uzun süre oturarak ya da ayakta çalışmanın çeşitli ağrıların yanı sıra ciddi sağlık problemlerine de yol açabileceği bildirildi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bölümü Anatomi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kalaycıoğlu, insan vücudunun düzenli aralıklarla hareket etmesi ve dinlenmesi gereken bir mekanizma olduğunu söyledi.

Uzun süre oturmanın ya da ayakta durmanın bazı sağlık problemlerini ortaya çıkarabileceğini belirten Kalaycıoğlu, “Uzun süreli ayakta durmak veya tam tersi oturmak anatomik yapımızı bozucu etkiler oluşturabiliyor. Günümüzde en büyük problemlerden biri masa başında uzun süre çalışmak. Bu durumda olan kişiler, 'boynum, sırtım ağrıyor, kollarım uyuşuyor' gibi şikayetlerde bulunuyor” dedi.

Prof. Dr. Kalaycıoğlu, insan omurgasının belli eğrilikleri olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:
“Boyunda ve belde öne, sırtta ise arkaya doğru eğrilik bulunmaktadır. Bu yapıyla sürekli olarak oturduğumuzu düşünürsek, kaslar bir dönem sonra normal fonksiyonlarını göremez hale geliyor ve problem oluşturmaya başlıyor. Özellikle boyundaki omurlarımız sıkışıyor ve aradan çıkan sinirleri de sıkıştırıyor. Buna bağlı olarak da kollarda uyuşmalar oluyor. Bu bir boyun düzleşmesi sorunudur. Uzun süre özellikle bilgisayara bakıldığı veya masada çalışıldığı zaman boyun düzleşmesi ortaya çıkıyor. Boyun düzleşmesi anatomik pozisyonu bozduğu için sinirlerde sıkışmalar, ağrılar ve sızılar olabiliyor. Sadece sinirlerin sıkışması değil, buradaki kasların hareketsiz ve gerginliği dolayısıyla kaslar sertleşmeye başlıyor ve kemikleşmeye kadar gidebilecek tablolar oluşabiliyor.”

SAAT BAŞI 5 DAKİKA ESNEME HAREKETİ YAPILMALI
Biraz daha öne doğru eğilerek, hareketsiz ve aynı pozisyonda oturmanın belde de aynı problemleri ortaya çıkarabileceğini anlatan Prof. Dr. Kalaycıoğlu, şunları kaydetti:

“Bu sefer de beldeki kaslar geriliyor ve bunları gevşetme şansı olmadığı için fibromiyozit, yani halk arasında kulunç diye tabir edilen tablolar oluşmaya başlıyor. Bunlar baştan başlayıp, kuyruk sokumuna kadar vuran ağrılar oluşturabiliyor. Beldeki mevcut eğrilik bir süre sonra düzleşmeye başlıyor, dolayısıyla bu düzleşme sonucunda belde de sıkışmalar, kas gerilmeleri oluyor. Bu da hem kas hem de kemiğin sinirleri sıkıştırmasıyla ilgili ağrılar oluşturabiliyor. Arada kalkıp esneme ihtiyacı duymamazın sebebi de kaslarımızın rahatlama isteğinden kaynaklanıyor. Masa başında çalışan kişinin saatte bir kalkıp, 5 dakika esneme hareketlerini yapması gerekiyor.”

Prof. Dr. Kalaycıoğlu, uzun süre ayakta çalışmak durumunda olanlarda ise ayak ve bel ağrıları görüldüğünü belirterek, “Hareket ederek ayakta durulduğunda, hareketsiz durulduğundaki kadar çok ağrı oluşmuyor. Bunun sebebi ise bacak bölgesindeki kaslarımızın çalışıyor olması ve bir miktar dolaşıma faydasının bulunması. Çok uzun süre ayakta durduğumuzda yer çekimi nedeniyle kan aşağıya doğru göllenmeye başlıyor ve aşağıdaki damarlarda yığılım yapıyor. Böylece kan miktarı arttıkça, damarlarda genişlemeye bağlı olarak varis oluşuyor” dedi.

"SAĞLIK İÇİN DÜZENLİ SPOR YAPMAK ÖNEMLİ"
Sürekli ayakta duran kişinin saat başı 5-10 dakika ayaklarını dinlendirmesinin ideal olduğuna dikkati çeken Kalaycıoğlu, şunları kaydetti:

“Kişinin yattığında ayağının altına destek koyarak, ayaklarını kalp seviyesinde tutması, bu durumu nispeten azaltabilir. Kişi ağrı hissetmese dahi bunları mutlaka yapmalı. Varisle ilgili bir sürü problemler ortaya çıkabiliyor. Dolaşımı bozulmuş olan kan damarda birikince pıhtılaşma başlayabilir ve hiç olmadık zamanda damardaki pıhtı kopup, gidip küçük bir damarı tıkayabilir. Bu hayati önem taşıyan bir damar olabilir ve ölüme kadar varabilecek sorunlar ortaya çıkabilir. Bu kişilerin arada bir oturup bacaklarını hiç değilse kasarak, kaslarını gererek içerideki kanı bir miktar pompalamaları, biraz hareket etmeleri ve arada bir dinlenmeleri gerekiyor.”

Prof. Dr. Kalaycıoğlu, herkese istikrarlı sağlık için düzenli spor yapmaları tavsiyesinde bulunarak, “Kasılmış kasları gevşetmek, iş görmeyen ve gevşemiş kasları bir miktar kasabilmek için vücudun bütün kaslarını fizyolojik koşullar içinde çalıştırabilmek için spor yapmayı öneriyorum. Koltuğun şekli, masanın yüksekliği, kişinin boy ölçüsüne göre ayarlanmalı. Kişi çalışırken fizyolojik olarak rahatlayacağı ergonomiyi sağlayarak, oluşabilecek problemleri bir nebze engelleyebilir” diye konuştu..Kaynak.7gunsaglik.com

Hangi Sağlıklı Yiyecekler Şeker Hastalığına İyi Geliyor

Diyabetli hastaların hayatı kabus gibidir. Herşeyi yemeden önce iki kere düşünürler. Oysa şeker hastaları için oldukça sağlıklı besinler de var..

Diyabetliyseniz, vücudun insülin yanıtına yardımcı omega-3 bakımından zengin somonun sizin için çok iyi bir seçenek olduğunu biliyorsunuzdur. Yüksek lif içeriğiyle diyabetin sebep olduğu kalp rahatsızlıklarını etkisiz hale getiren brokoli de unutulmamalı. Ancak tabii ki diyabetli diyetinde yer alması gereken besinler sadece somon ve brokoli değil. Diyabet kontrolü için aşağıdaki lezzetli  seçenekleri de deneyebilirsiniz.

1-Kabak çekirdeği: Yağlı ve şekerli yiyeceklere karşı büyük iştahınız varsa bu duygunuzla baş etmek için lezzetli, sert ve gevrek kabak çekirdeğini deneyin. Demir ve doymamış yağlar içeren kabak çekirdeği, kalbiniz için iyi olmakla birlikte yeterli tatmin ve doygunluğu da sağlar. Tüm ara öğünlerde olduğu gibi önemli nokta, porsiyon kontrolünü sağlamak. İki yemek kaşığı tüketirseniz  5 gr.’dan daha az karbonhidrat almış olursunuz.

2-Karışık kuruyemiş: Günde yaklaşık 40-50 gr. karışık kuruyemiş tüketmek, diyabetinizi kontrolde etkili. Kanadalı araştırmacılar, 117 diyabetli bireyi (tip-2) üç gruba ayırıp, ilk gruba şekerli kurabiye, ikinci gruba karışık kuruyemiş ve şekerli kurabiye, üçüncü grubaysa sadece karışık kuruyemiş verdi. Üç ayın sonunda, sadece karışık kuruyemiş tüketen grubun kan şekeri seviyesinin daha dengeli olduğu görüldü.

3-Mercimek: Kuru baklagiller sınıfında yer alan mercimek, kan şekerini kontrol etmekte oldukça etkili. Yüksek lif içeren bu gıda, yavaşça sindirilir. İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre, günde 50 gr. lif (özellikle çözülebilen) tüketen diyabetliler, daha az lif alanlara göre, kan şekerini kontrol etmekte daha başarılı. Mercimek aynı zamanda enerjiyi yükseltir ve duygu durumunu iyileştirir.

4-Sardalya: Sardalya da somon gibi kalp sağlığı için önemli omega-3 ve protein içerir. Küçük balık olduğu için büyük balıklara oranla cıva seviyesi daha düşük.

5-Pancar: Lipoik asit bakımından zengin. Aynı zamanda yaşlanmaya karşı vücudu koruyan anti-oksidanlar içerir. Bazı çalışmalar, lipoik asidin diyabetli bireylerin el ve ayaklarında oluşan hissizlikle ağrıya sebep olan sinir hücreleri hasarının iyileşmesine yardımcı olduğunu gösterir. Diğer çalışmalarsa pancarın kan kolesterolünü düşürücü etkisi olabileceğine işaret eder.

6-Chia tohumu: Ülkemizde yeni yeni tanınmaya başlanan bu besin, organik ürünler satan mağazalarda sıklıkla karşımıza çıkar. Aslen nane familyasından çiçekli bir bitkinin tohumu olan chia, en yüksek omega-3 yağ asitlerini içerir. Omega-3, trigliserid değerlerini düşürüp, HDL (iyi huylu) kolesterolü yükseltir. Lif zengini chia tohumunun aynı zamanda tok tutucu etkisi ve kan şekerini dengeleyici özelliği var.

7-Soya fasulyesi: Edamame, taze soya fasulyesinin kabuklu halidir ve haşlama olarak iyi bir atıştırmalıktır. Genelde suşi  restoranlarında rastlayabileceğiniz edamame,  tip-2 diyabetliler için harika bir besin. Protein, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve omega-3 yağ asitleri içerir. Dondurulmuş olarak büyük marketlerde bulabilir, 3-4 dakika haşlayarak servise hazırlayabilirsiniz.Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

İsteğe Bağlı Erken Doğumda Oluşabilecek Riskler

Anne ve bebek açısından bu tür doğumlarda bazı riskler meydana gelebilir.

Son zamanlarda yaygınlaşan isteğe bağlı erken doğum ve doğum tarihinin aile ve doktor tarafından belirlenmesi nasıl komplikasyonlara ve risklere neden olabilir? Hamileliğin son birkaç haftasında doğum zamanından önce, suni sancı verilerek gerçekleştirilen isteğe bağlı erken doğumlar anne ve bebekte hasara yol açıyor. Fiziksel ve duygusal açıdan zor bir durum. Ağrılar, bacaklarda şişmeler, moral bozukluğu, kaygı gibi yan etkileri olabiliyor.

Gebelik sancıları ve doğum sıkıntılarından kurtulmak için bu yöntem seçilse de aslında sağlıklı bir yöntem değil. Erken doğumlarda 10 ila 15 gün daha erken harekete geçilir. Bebek, zamanından önce suni doğum süreci yaratılarak alınır. Bu farkındalığın ailelere ve annelere verilmesi gereklidir. Yeni doğan bebeklerde fazla risk gerçekleşmese de beyin felci, beslenme sorunları, solunum güçlüğü ve uzun süre yoğun bakımda kalma gibi eksileri vardır.

Bebeğin bu risklerle doğmasını hiçbir anne istemez. Gebeliğin tam süresini doldurması anne ve bebek için gereklidir. Enfeksiyon ve kanama riskiyle karşı karşıya kalan anneler ise ölüm tehlikesi dahil olmak üzere, birçok sağlık sorunu yaşayabilir. Kaldı ki sezeryan doğumun bile eksileri söz konusuyken isteğe bağlı erken doğumlar oldukça risklidir..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Böbrek Kanserinde Düşük Kolesterol Belirtisi

Yeni araştırmalara göre kolesterol düşüklüğü böbrek kanserinin belirtisi olabilir.

Düşük kolesterol kalp sağlığı için iyi bir gösterge fakat zaman zaman ölüm belirtisi olabiliyor. Böbrek kanseri olan kişiler için iyi bir işaret değil. Viyana Tıp Fakültesi araştırmalarına göre böbrek kanseri ve hastası kişilerin sağlık takibinde kolesterol değerleri de göz önünde bulundurulmalı ve yakından izlenmeli. Temel mekanizma LDL yani kötü kolesterol değerleri.

Kanser ise bu değerle yani kötü kolesterol ile yayılmakta. Koroner arterlerin gelişimi ve sağlığı için HDL yani iyi kolesterolün yükselmesi iyi iken LDL nin düşmesi iyidir. Hastalardan total kan değerleri alınmış ve tüm kolesterol ve kan değerlerine bakılmıştır. Kolesterol düzeyleri prognoz ile risk faktörleri paralel çıkmıştır. Kandaki düşük kolesterol değerleri böbrek kanserine öncülük etmektedir. Düşük kolesterol düzeylerine sahip hastalarda böbrek kanserinden ölme oranı %43 daha yüksektir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Vaktinde Ameliyat İle Düz Tabanlığa Son

Düz tabanlık kaderiniz değil. Zamanında yapılan ameliyatla düz tabanlılıktan kurtulabilirsiniz. Ameliyat sonunda neler yaşanır ayrıntılar..

Ayak ve Ayak Bileği Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tahir Öğüt, ağrısı olan ve başlangıç evresini geçmiş düztabanların ameliyatla düzeltilmesi gerektiğini, ameliyat eğer zamanında yapılırsa eklemleri sabitlemeden düztabanlığı düzeltmenin mümkün olduğunu belirtti.

Öğüt, yaptığı yazılı açıklamada, düztabanlığın, biri çocukluktan itibaren var olan diğeri ise “erişkin tipi” denilen iki grupta değerlendirilebileceğini kaydetti. Ayağın zaman içerisinde yavaş yavaş deforme olduğunu, ilerleme hızının kişiden kişiye, kullanım ve genetik yapıya bağlı olarak değiştiğini, ayağın iç tarafındaki çukurluğun çökmeye başladığını ifade eden Öğüt, başparmağın tırnağı daha önce tavana bakarken artık diğer ayağa doğru bakar vaziyette olduğunu ve topuğun yavaş yavaş dışa doğru kaymaya başladığını anlattı.

Öğüt, şu bilgileri verdi:
“Deformite arttıkça ayağın orta-iç tarafında bir çıkıntı oluşmaya başlar. Kişi o ayağı üzerinde tek ayak parmak ucuna kalkamaz veya kalkmakta zorlanır. Ağrı ilk başlarda ayağın orta-iç tarafındayken ilerleyen dönemlerde ayağın dış tarafında ağrı olur. Kısaca ağrı ve deformite düztabanlığın başlıca belirtileridir. Ayakkabılarda deformasyon meydana gelir.

"BİR TOMAR RÖNTGENLE DOKTOR DOKTOR GEZİLİYOR"
Böyle bir hasta doktora başvurduğunda ne yazık ki çoğu kez tetkik olarak sadece MR istenir. Hasta koltuğunun altında tomarla MR tetkikleriyle doktor doktor dolaşır ve kendisine söylenen genellikle sadece bir çift tabanlık kullanması gerektiğidir. Hatta hasta çocuksa özel ayakkabılar da tavsiye edilerek aileler tatmin edilir.

MR YERİNE AYAKTA RÖNTGEN ÇEKTİRİN
Halbuki ayakta dururken çekilen normal ayak röntgenleri tanı koymakta ve düztabanlığın derecesini belirlemekte yeterlidir. MR tetkiki son derece gereksizdir. Özel ayakkabıların ise düztabanlık tedavisinde bir yeri yoktur.”

"AMELİYAT HASTALARA DAHA KALİTELİ BİR HAYAT SAĞLAR"
Tedavi noktasında her şeyden önce ayak konusunda tecrübeli bir ortopediste başvurulması gerektiğini vurgulayan Öğüt, tedavinin düztabanlığın derecesine göre yapıldığını belirtti.

Tedavide ilk olarak başlangıç evresinde tabanlıkların kullanılabildiğini, tabanlığın ise düztabanlığı gidermediğini ancak ağrıları giderebildiğini ve ilerlemeyi azaltabildiğini anlatan Öğüt, şunları kaydetti:
“Kullanılan tabanlık kişiye özel olmalıdır. Ne yazık ki başlangıç evresinde hastaların doktora başvurması, başvursa da doğru tanı konulması çok nadiren gerçekleşir. Bu evre geçip ayakta deformite oluşmaya başladıktan sonra ise tabanlığın pek faydası olmaz. Ağrısı olan ve başlangıç evresini geçmiş düztabanlar ameliyatla düzeltilmelidir. Ameliyat eğer zamanında yapılırsa eklemleri sabitlemeden düztabanlığı düzeltmek mümkündür fakat gecikilen durumlarda tek çare eklemleri sabitleyerek (dondurarak) düzeltme yapmaktır. Düztabanlık ameliyatı hastalara daha kaliteli bir hayat sağlar.

Çocuklarda özel durumlarda kullanılan vidalama tekniğinde hasta bir-iki hafta içerisinde basabilirken, daha çok kullandığımız diğer yöntemlerden sonra ise ayak genellikle atel dediğimiz yarım alçıda 6 hafta süreyle tutulur. Bu 6 hafta içinde sağlam tarafa basarak bir yürüteç veya koltuk değneği yardımıyla yürünebilir fakat ameliyat olan ayağa 6 hafta bastırılmaz.

Normal ayakkabıya geçiş kullanılan tekniğe göre 6 ila 10 hafta arasında olur. Bu ameliyatların en sevimsiz yanı, ameliyat sonrasında hemen ayağa kalkıp basamamaktır ki bu aslında çok normaldir. Çünkü insanlar ayakları üzerinde yürürler ve tam iyileşmemiş bir ayağa basılırsa komplikasyonlar o zaman ortaya çıkabilir. Onun dışında, tecrübeli bir ayak cerrahı tarafından yapıldığında komplikasyon riski yok denecek kadar azdır. Ayağımıza gerekli özeni göstermezsek hayat kalitemiz bozulur, ayağımız yüzünden bir anda tüm yaşamımız etkilenir. Aşırı kilo, geçirilmiş ve iyi tedavi edilmemiş eski ayak ve topuk kırıkları, uygun olmayan ayakkabı, aşırı zorlamalar, travmalar, romatolojik hastalıklar ve diyabet yetişkinlerde düztabanlığa yol açmaktadır.”.Kaynak.7gunsaglik.com

Saglığınız İçin Faydalı Ve Zararlı Sandiviçler

Kötü seçimlerden biri, orijinal hindili sandviçtir bu sandviçte yağlı et kullanılır. Kuyruk yağıyla birlikte 831 kalori, 35 gram yağ, 14 gram doymuş yağ ve 2.5 mg tuz bulunur.

Salam ve peynir ile birlikte kalori miktarı katlanır.
Bu seçeneği sağlıklı bir hale getirmek için, füme hindi eti kullanılmalıdır. Yağsız et seçilmelidir. 1 gram doymuş yağla toplam 6 gram yağ bulunmalıdır. 353 kalori bulunur. Az tuzlu ürünler seçilmelidir. Marul, turşu, domates az miktarda mayonez konulabilir.

Arby’nin hindi kızartmasından oluşan sandviçi yine sağlıksız bir seçimdir. Bacon fresh sandviçte pastırma, hindi, marul, domates, peynir ve çiftlik sosu bulunur ve büyük boydadır. 810 kalori 36 gram yağ ve 3 gram tuz ihtiva eder. Hamburger ve patates kızartması eşliğinde kalori bombasıdır.

Bunun sağlıklı şekli de şu olmalıdır, dana rosto biftek eti kızartılmamalıdır. Sos ve yağ ek olarak
Burger King’in kötü bir sandviçi, kızartılmış, çok yağlı, kremalı ve soslu tavuk sandviçidir. Tavuk derisinin yağı ve diğer malzemeler kalori bombasıdır. 800 kalori bulunur.
Bunu 370 kaloriye düşürebiliriz. Marul, domates, ızgara tavuk fileto, turşu, soğan ve hardal eklenebilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Kilo Vermeyi Sağlayan Harika Besinler

Siyah fasulye. Protein kaynağıdır, doymuş yağ içermez.

Yulaf. Sağlıklı karbonhidratları, yağları ve lif içerir. Tok tutar, metabolizmayı hızlandırır.
Avokado. İyi yağları, lif ve protein içerir. Karnı eritir.
Somon. Protein ve sağlıklı yağları içeren kilo vermeye yardımcı bir balıktır.
Yaban mersini. Kalorisi azdır, lif içerir, tok tutar, yaşlanmayı geciktirir.
Brokoli. Kanseri ve kilo sorunlarını önler bol miktarda lif içerir.

Esmer pirinç. Lif ve hayat doludur. Karbonhidratları metabolizmayı canlandırıp yağ yakar.
Armut. Az kalori bol lif içerir. Cildi de besler.
Greyfurt. Her gün tüketilebilir C vitamini deposudur hızlı kilo verdirir.
Badem. Fındık ve ceviz ile sağlıklı yağlar içerir, diyette bire birdir.
Yeşil çay. Kilo vermeye yardımcı antioksidanlara sahiptir.

Mercimek. Protein, lif ve karbonhidrat içerir, tok tutar.
Muz. Kalbi korur, metabolizmayı hızlandırır.
Yumurta. Kahvaltıda tüketildiğinde tok tutar, protein içerir.
Bitter çikolata. Uzun süre tokluk hissi verir sindirimi hızlandırır. Sağlıklıdır.
Peynir. Taze keçi peyniri ve beyaz peynir tok tutar, yağ yaktırır.
Az yağlı süt. Protein ve kalsiyumu boldur. Yağ yakmaya yardımcıdır.
Kaynak.7gunsaglik.com

Kaçınmamız Gereken Genel Diyet Hataları

En yoğun çabalar bile basit hatalarla sonuca ulaştırmaz. Diyette hangi hataları yaptığımızı bilirsek kilo vermemiz de kolay ve sağlıklı olur.

Öncelikle asla hızlı kilo vereyim kısa sürede çok fazla zayıflayayım demeyin. Bu yapılan en büyük yanlış günde 1000 kalorilik bir sınırınız olsun. Lahana ve greyfurt gibi besinlere yüklenip az kalori almak daha çok ve çabuk acıkmaktan başka bir şey sağlamaz. Gün boyu aç kalıp yiyeceklere saldırmamak için kahvaltı mutlaka yapılmalıdır.

Günde birkaç tane küçük atıştırmalıktan zarar gelmez. Açlık kontrolünü düzenler. Protein yönünden zengin atıştırmalıklar deneyin. Fındık ve benzeri çerezler inceltir ve doyurur. Yağsız değil az yağlı ve düşük kalorili yiyecekleri seçin. Pasta, kek gibi yiyecekleri oldukça nadir aralıklarda bir dilim olmak üzere tüketin.

Yağ, şeker ve kalori miktarını bilerek bir şeyi yiyin. Vücut yeterli kalsiyum aldığından daha fazla yağ yakar. O nedenle az yağlı süt ürünleri tüketin. Hayal kırıklığı yaşamamak ve pes etmemek için motivasyonu bozan günlük tartılmalardan uzak durun. Gerçekçi olmayan aşırı hedefler belirlemeyin. ,

Örneğin en erken haftada 1 tartılın ve ayda 2 kilo vermeyi hedefleyin. Bunu daha kolay başaracağınızdan, sonucu görünce mutlu ve motive de olursunuz. Diyet kadar önemli olan egzersizi düzenli olarak yapmaya çalışın.
Kaynak.7gunsaglik.com

Erkek Sağlığını Olumlu Etkileyen Yiyecekler

Kırmızı et erkek sağlığı için yararlı. Yağsız sığır eti protein doludur ve derisiz tavuk göğsü de faydalıdır. Kan yapısını besleyen amino asitleri içerir.

Kiraz. Kiraz ve vişne suyu gereklidir. Yan etkisi yoktur ve iltihap giderici etkiye sahiptir.
Çikolata. Bitter çikolata kötü kolesterolle savaşır. Kan dolaşımını ve tansiyonu düzenler. Erkeklerde ereksiyon sorununu önler. Kalbi ve cinsel yaşamı korur.
Avokado. Bu meyvedeki kremsi etli doku iyi yağları içerir kolesterolü düzenler.

Süt ve yoğurt. Kasları geliştiren amino asitleri içerir. Protein, potasyum içerir ve bağırsakları korur.
Muz. Potasyum deposudur kas kasılmalarına iyi gelir. Kemikleri güçlendirir. Kan basıncını dengeler. Yüksek tansiyon için tuzdan kaçının potasyum tüketin.
Domates sosu. Bazı kanser türlerine karşı savaşan likopeni içerir. Düzenli domates duyu içen erkeklerde prostat kanseri görülmüyor.

Karışık sebzeler. Besleyicidir ve kanserden korur. Her öğünde her renkten sebze yemeye çalışın.
Turuncu besinler. Prostat büyümesini önler, beta karoten, lutein ve C vitamini deposudur. Bunlar kırmızı biber, havuç, kabak ve tatlı patates olabilir.
Yumurta. Lutein, protein ve demir sağlar. Günde 300 mg yeterlidir. Yüksek kolesterole dikkat ederek dengeli tüketin.

Esmer pirinç. Lif deposu esmer birinci ıspanak ananas ve yağsız etle buluşturun. Kilo kontrolü, kalp hastalıkları ve tip 2 diyabete karşı etkilidir.
Kahve ve zencefil de diğer besinlerdendir.Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Kakao Çekirdekleri Yetişkinlerde Hafızayı

Columbia Üniversitesi araştırmacılarına göre kakao çekirdekleri yetişkinlerde hafızayı güçlendiriyor.

İçindeki flavonollar yaş artışıyla görülen zihinsel sorunları önlüyor ve onarıyor. 50 ve 60lı yaşlarda etkisini çok daha iyi görebilirsiniz. Hafızada işlevsel azalma, hafıza kaybı, Alzheimer zihinsel bulanıklıklara iyi geliyor. Kakaolu ürünler tüketilmeli.

Beynin özel ve belli bölümlerine kakao çekirdeğindeki etken maddeler etki ediyor. Hafıza bölümü güçleniyor. 50-70 yaş arasındaki 37 kişide yapılan çalışmada katılımcılara 3 ay boyunca yüksek flavonollü beslenme düzeni verilmiştir. Yani kakaoya dayalı bir beslenme. Çiğ kakao ve kakaolu içecekle yiyecekleri tüketmişlerdir.

Sonrasında yapılan hafıza beyin testlerinde kakaoyu yüksek oranda tüketenlerde artış görülmüştür. Çikolatayı da kakaodan yapıldığı takdirde tüketebiliriz. Saf kakao çekirdeklerini içeren içecek ve yiyecekler yetişkin hafızasını güçlendirir zihinsel sorunları önler ve iyileştirir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Alzheimer Hastalığının Risklerini Nasıl Azaltırız?

Yeni bir araştırmaya göre alüminyuma maruz kalma bunama ve beyin hastalıklarında etken olabilir.

Alüminyum dünyada en sık kullanılan metallerin başında gelir. Sabah keyfiniz kahvenizi bile çoğu zaman alüminyum kuplarda içersiniz. İşinizde laptop bilgisayarınız kasası ve işlerinizi yaptığınız masanız ofis eşyalarınız alüminyumdandır çoğu zaman. Araştırmacılar nörotoksin olarak adlandırdığı alüminyumda gizli bu maddeye uzun süreli aşırı temas halinde beyin işlevlerinin olumsuz etkilendiğini öne sürmektedir.

Beyinde Alzheimer ve bunama demans gibi sorunlar bu kimyasal maddeler sebebiyle gelişebilir. Alüminyum, nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde etkilidir. Beyin hücrelerini harap eden sinir hücreleri arasında sinyal bozukluğu tıkanıklık ve değişim yapan bu maddelere fazla maruz kalmamak önemlidir. Beyin keskinliğinizi bu önerilerle koruyun. Kan şekerinizi kontrol ettirin. Kalbinizi düzenli kontrol ettirin testler ve tedavilere önem verin kalp ritminizi koruyun. Maden suyu tüketin, kolesterolünüzü kontrol altında tutun.
Kaynak.7gunsaglik.com

Yaşlılarda Egzersiz Beyni Destekliyor ve

Birçok araştırma egzersizin beyin için faydalı olduğunu doğruluyor.

Son çalışma Kanada Montreal Üniversitesi’nde yapılmış ve yaşlılarda egzersizin beyne olumlu etkileri kanıtlanmıştır. Birçok fiziksel aktivite egzersiz ve sporun yerine geçebilir ve aynı şekilde beyin için yararlıdır. Planlama, organize olma, dikkatini verme, hatırlama ve yönetme gibi beynin çeşitli bölümleri olumlu anlamda etkilenir ve gelişim gösterir.

İleri yaşlarda hafıza bilişsel beyinsel tüm sorunları erken yaşlarda spor yaparak önleyebilirsiniz. Ancak yaşlıların da kendine uygun fiziksel aktivitelerde bulunması yine beyne ve hafızaya iyi geliyor.

Kardiyo temelli aerobik egzersizleri, kan basıncını yükselten sporlar, koşma, yürüyüş, yüzme, bisiklet ve benzeri aktiviteler çok faydalıdır. Yaşla birlikte azalan beyin motor becerileri bu şekilde güçlendirilir. Birkaç haftalık egzersiz deneyleri sonucunda yaşlı bireylerdeki gelişim gözlenmiştir. Egzersiz için spor salonuna gerek yok sevdiğiniz bir fiziksel aktiviteye yönelebilirsiniz.
Kaynak.7gunsaglik.com

Diş çürümesi diş ağrısı

Diş çürümesi "medeniyet hastalığı"dır. Çünkü sanayileşmiş memleketlerin insanı taneli bitkiler yerine pişirilmeye hazır veya pişmiş konserve tipi yemekler yiyor.

Elma, armut, ayva gibi meyvelerin ısırılarak yenmesi adeta unutulmuştur. Bunların yerine gazoz, meyve suyu içiliyor. Bol şekerli, beyaz undan mamül tatlılar sofradan eksik olmuyor. Öğün aralarında çikolata, cips, envai çeşit şekerlemeler yeniyor.

Bu maddeler diş ve diş etlerini tembelleştiriyor. Çünkü bunlar çiğnemeyi gerektirmeyen yumuşak gıdalardır. Dahası var: Şeker ve beyaz undan yapılan yiyecekler diş aralarına sızarak bakterilerin rahatça yerleşip çoğalabilecekleri bir ortam hazırlıyor. Bakteriler diş etine, diş minesine hücum ederek burada yıkıma sebep oluyorlar. Ondan sonra diş çürükleri, ağrılı dişeti apseleri ortaya çıkıyor.

İlerlemiş vakalarda dişeti ile dişlerin birleştiği yerde cerahat kesecikleri teşekkül eder. Dişler yuvalarından gevşer. Dişetleri çekilir. Dişlerin boyun kısımları meydana çıkar.

Çoğu anne-babalar, "nasıl olsa düşüp yerine yenileri gelecek" düşüncesi ile çocukların diş çürüklerini ciddiye almazlar. Bu mantık, bir değil, birçok yönden yanlıştır. Her şeyden önce, dişlerin hepsi yenilenmez.

32 dişten yalnız 20 tanesi "sütdişi"dir. Diğerleri değişmeyen "kalıcı dişler"dir. Çürük dişler, çocuğu rahatsız ettiği gibi; kulak iltihabı, baş ağrısı, hazım bozukluğu ve benzeri yan etkiler yapar. Süt dişleri çıkarken belli bir sıra takip eder ve düşerken de yine belli bir sıra takip ederler. çürüyen ve çekilmek zorunda kalınan bir dişin yerine yenisi zamanı gelmedikçe çıkmayacaktır.

Kalıcı dişlerin düzgün ve sağlam çıkması yanlarındaki süt dişlerinin yerinde kalması ile mümkündür. çürüyen ve zamanından önce çekilen bir süt dişinin yanındaki kalıcı diş çıkarken çarpılıp bozulacaktır.

Kalsiyum eksikliği, fazla sentetik D vitamini verilmesi, yalancı meme verilirken şekere veya bala batırılması, öğün aralarında ve bilhassa yatarken şekerleme veya çukulata yedirilmesi diş çürümelerini hızlandıran faktörlerdir.

Tedavi:

• Dişlerinde çürüme başladığı zaman çocuğu mutlaka bir diş hekimine götürünüz.

• Ağrı gece vakti yakalamış ise, çocuğun ağzını karbonatlı su ile çalkalayınız. Aspirin veriniz. Eğer dişte boşluk varsa, bunu yonca yaprağı yağına batırılmış bir pamukla tıkayınız.

Korunma:

• Çocuklara yemek aralarında şeker, çikolata ve benzeri tatlı şeyler vermeyiniz.

• Yemeklerden sonra diş fırçalama alışkanlığı kazandırınız. En iyi fırça misvaktır.

• Alman Beslenme Uzmanı Dr. Wolfgang Juhre, "Ev Doktoru" adlı kitabında diyor ki: "Sebze ve meyveleri iyice yıkadıktan sonra ısırarak kabukları ile birlikte yemek, kaba öğütülmüş undan yapılan kara ekmeği yemek diş hastalıklarının en tabii tedavi usulüdür."

• Anne sütü vermek de diş sağlığı yönünden çok önemlidir..Kaynak.7gunsaglik.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...