Pages

Ads 468x60px

En Doğal Şifa Kaynakları

Öksürüğünüz geçmek bilmiyorsa bu mucizevi doğal bitkilere yönelin..

Soğuk havanın iyice kendini gösterdiği bu günlerde soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklarla kendini gösteren öksürüğü geçirmenin doğal yöntemleri de bulunuyor. İşte ilaç kadar etkili ve tamamen doğal şifalı bitkiler…

Ihlamur
Nane
Isırgan otu
Kuşburnu
Zerdeçal
Tarçın
Meyan kökü
Adaçayı
Karanfil
ZencefilKaynak.7gunsaglik.com

Kasım Sonuna Kadar Grip Aşısı Olunabilir

Soğuk kış günlerinin en popüler hastalığı gripten korunmak için geç değil..

Influenza adı verilen virüslerle gelişen, solunum yoluyla vücuda giren, bir enfeksiyon hastalığı olan grip, genellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında salgınlar şeklinde kendini gösteriyor.  Hastalıktan korunmanın en etkin çözümü olan grip aşısı için ise vakit daralıyor. Bu nedenle özellikle aşının Kasım sonuna kadar yapılması son derece önemli. İzleyen dönemde de risk grupları başta olmak üzere mutlaka ciddiye alınmalı.

Bayındır Hastanesi Söğütözü Enfeksiyon Hatalıkları Uzmanı Dr. Aslı Karademir, bu sebeple, gribe yakalanmak istemeyenlerin çok geç olmadan grip aşısı yaptırması gerektiğini vurguluyor. Grip aşısının koruculuğuyla ilgili de bilgiler veren Dr. Aslı Karademir, ‘Kış aylarında sıklıkla gözlenen grip ve sonrasında gelişebilecek hastalıklardan korunmada etkili yollardan biri grip aşısıdır. Grip aşısı uygulandıktan ortalama 10 – 15 gün sonra koruyucu antikor düzeyi oluşmaya başlar. Sağlıklı genç erişkinlerde %70 – 90 oranında grip belirtilerini önleyebilir. Yaşlılarda ve altta yatan kronik hastalığı olan bireylerde koruyucu antikor oluşumu daha az olduğu için, koruyuculuk oranı %30 – 40’lara düşebilir. Ancak bu bireylerde gribe yakalanmayı önlemese de, diğer olumsuz etkilerin ortaya çıkışını azaltarak, hastaneye yatış ve ölüm oranlarını düşürdüğü yapılan çalışmalarla gösterilmiştir’ dedi.

Risk grubundakiler için aşı şart
Griple gelişebilen, ağır seyirli enfeksiyon kliniğinin neden olduğu iş gücü kaybını ve ekonomik kaybı önleyebilmek için, özellikle risk grubunda sayılan bireylerin mutlaka aşılanmalarını öneren  Dr. Aslı Karademir, risk grubundaki kişileri şöyle sıraladı: ’65 yaşın üzerindeki bireyler, kronik hastalığı olan kişiler; kronik obstrüktif akciğer hastalığı (astım, kronik bronşit vb.), kalp hastalıkları, diyabetikler, kronik karaciğer ve böbrek hastalıkları, bakımevlerinde yaşayan ve kronik hastalığı olanlar, kalıtsal hemoglobin bozukluğu olanlar, risk grubu hastalarıyla yakın temasta olan ve bakımını üstlenen kişiler, bağışıklık sistemiyle ilgili hastalığı olanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış olan hastalar, HIV/AIDS hastaları, kanser hastaları, organ ve kemik iliği nakli yapılanlar, kemoterapi, radyoterapi uygulananlar, steroid alanlar, 6 ay ile 18 ay arasında olup uzun süreli aspirin tedavisi alanlar, sağlık çalışanları, ilk 3 aydan sonraki gebelik dönemindekiler ve  altı aydan büyük bebekler.’ Ayrıca aşı yoluyla korunmak isteyen tüm bireyler aşılanabilir.

Dr. Karademir, ayrıca, yumurta alerjisi olanların, geçmiş yıllarda yapılan grip aşısında ciddi reaksiyon gelişen kişilerin, Guillian-Barre Sendromu olanların grip aşısı olmaması gerektiğini açıkladı ve ateşli hastalık geçiren bireylerin ise  iyileştikten sonra aşılanmalarının uygun olacağını söyledi.

Virüsün yayılmaması grip hastalarının elinde
Grip hastalarının virüsün bulaşıcılığını azaltmaları için yapması gerekenleri de belirten Bayındır Hastanesi Söğütözü Enfeksiyon Hatalıkları Uzmanı Dr. Aslı Karademir, ‘Hasta bireylerin başkalarıyla öpüşmemesi, kucaklaşmaması ve tokalaşmaması gerekir. Öksürük, hapşırık yoluyla sekresyonlar ellere bulaşacağı için, ortak kullanım gereçlerine temas etmeden önce mutlaka ellerini yıkamaları önerilir. Hastaların kalabalık ortamlara girmemeleri, evlerinde istirahat etmeleri, zorunlu koşullarda maskeyle sokağa çıkmaları bulaşmaları azaltmada önemlidir’ dedi.
Kaynak.7gunsaglik.com

Arap Dünyası Sarı Humma Riski Altında

Sudan’da şu sıralar sarı humma hastalığı gündemde. Ciddi bir salgın yaşanıyor ve aşılama başlatıldı.

Birleşmiş Milletler (BM) Sudan’ın Darfur bölgesinde baş gösteren sarı humma salgını nedeniyle 2,4 milyon kişiyi kapsayacak bir aşı kampanyası başlattığını bildirdi.

BM İnsani İlişkiler Koordinasyon Dairesi tarafından yapılan açıklamada, Hartum kentindeki Sağlık Bakanlığı’na ilk etapta 800 bin doz aşının teslim edildiği belirtildi.

Sudan’da Eylül ayında patlak veren sarı humma salgında son raporlara göre şüpheli 459 vakadan 116’sının öldüğü açıklandı.

Uzmanlar, Darfur bölgesinde yılın bu döneminde yoğun yağışlar yaşandığını, bu durumun hastalık taşıyan sivrisinekler için ek üreme alanları oluşturduğunu vurguluyor.

Sudan hükümeti, 2003 yılından beri, Darfur bölgesinin ücra kesimlerinde isyancı gruplarla çatışıyor. Bu çatışmalarda 300 binden fazla kişinin öldüğü, sağlık ve bakım hizmetlerinin ise kaos nedeniyle bölge halkına ulaştırılamadığı kaydediliyor.
Kaynak.7gunsaglik.com

Koah Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

Koah, pek çok kişinin çok yakından tanıdığı, sigara içenlerin başından geçen, dönüşü olmayan bir hastalık olduğu için erken teşhis çok büyük bir önem arz etmektedir. Koah hastalığı, akciğerin kaybedilmesine neden olmaktadır.

Koah hastalığının teşhisi; sürekli öksürük, balgam ve nefes darlığı gibi belirtilerin var olmasıyla ortaya çıkmaktadır. Bu belirtilerin oluşması sonucu akciğer kapasitesinde azalma gerçekleşmektedir. Hastalık sonucu akciğerin Tamamen veya çok daha ağır bir duruma düşmemesi adına en kısa sürede koah’la ilgili bir hekime başvurarak hastalığın daha fazla ilerlemesine engel olunmalıdır.
Koah hastalığının teşhisi için kişilerde bulunması gereken durumlar;
1. Sigara kullanımı
2. Uzun süreli olarak devam eden balgam, öksürük ve nefes darlığı şikâyetleridir.
Yukarıda bulunan şikâyetlere sahip olan ve sigara kullanan kişiler solunum testi sayesinde kolayca koah testini gerçekleştirebilirler. Çok kolay ve kısa bir uygulama olan işlem sayesinde sadece derin bir nefes alarak ağzınızda bulunan hortuma üfleyerek koah’la ilgili teşhisi gerçekleştirmek mümkündür.
Yapılan test sonucu koah hastalığının dercesine göre uygun bir tedavi şekli uygulanarak, dönüşü olmayan bu hastalığın daha fazla ilerlemesi engellenebilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Kalbinizi Koruyan 24 Besin Önerisi

Taze otlar.

Tuz, şeker ve trans yağlardan uzak taze otlar çok şifalıdır. Kalp sağlığını destekler. Kalp hastalığı, tansiyon, felç, yüksek kolesterol ve diyabetle savaşırlar. Biberiye, adaçayı, kekik antioksidan deposudur.
Siyah Fasulye.
Folik asit, antioksidan, magnezyum ve lif içerir. Kalbe ve kolesterole iyi gelir, kan şekerini düşürür. Konserve fasulyeyi çorba ve salatalarda kullanabilirsiniz. Ekstra tuzdan kaçının.
Kırmızı Şarap.
1 kadeh kırmızı şarap kalbe iyi gelir. Antioksidanlar kalbin arter duvarlarını koruyabilir. İyi kolesterolünüzü artırır ve destekler. Aşırı alkol tüketmeyin ilaçla alkol almayın.
Omega 3 ve Somon.
Somon ya da beyaz ton balığı yiyin. Omega 3 yağlarını alın. Uskumru, ringa balığı, göl alabalığı, sardalye, hamsi tüketin.
Sızma Zeytinyağı.
Polifenoller ve antioksidanlar kalp sağlığını korur. Doymuş yağlardan uzak durun kolesterolü kalorisi düşük sağlıklı yağları tüketin.
Ceviz.
Günde bir avuç ceviz tüketin. Omega 3, tekli doymamış yağ ve lif kaynağıdır. Kalorisi azdır. Bir avuç cevizde 300 kalori vardır. Cips yerine bunu tüketin.
Badem.
Rendelenmiş bademi yemeklerde, salata ve tatlılarda kullanın ya da yiyin. Kalbe, şekere, tansiyon ve kolesterole iyi gelir.
Soya Fasulyesi.
Mezeler için harikadır. Kandaki trigliserid seviyesini düşürür. Protein ve lif içerir, kolesterol düşürür.
Soya Peyniri, Tofu.
Kırmızı et kadar protein içerir. Kalbi korur, mineral, lif ve iyi yağları içerir. Arterleri korur.
Tatlı Patates.
A vitamini, lif ve likopen içerir.
Portakal.
Kan basıncını düzenler. Potasyum, C vitamini, lif ve antioksidan içerir.
Diğer besinler:
Pazı, havuç, arpa, yulaf, keten tohumu, düşük yağlı yoğurt, sterollü gıdalar, kahve, kırmızı biber, deniz tuzu, kiraz ve böğürtlendir..Kaynak.7gunsaglik.com

İltihapla Savaşan 14 Besin Önerisi

İltihaplanma, vücudun bağışıklık sistemi açığından vücuda yerleşir.

Romatoid artrit, obezite, kalp hastalıkları ve kanser gibi pek çok ciddi rahatsızlığa yol açabilir. Şeker ve doymuş yağ oranı yüksek yiyecekler iltihaplanmayı kolaylaştırır. Eklem ağrısı, yorgunluk yapar, kan damarlarına ve bağışıklık sistemine zarar verir. Peki hangi gıdalar iltihaplanmayı önler, işte o 14 besin:

Balık. Somon, uskumru, ton balığı ve sardalye gibi omega 3 yağları çok olan balıkları idealdir. Haftada birkaç kez tüketin. Kızartma yerine ızgara veya haşlama yapın. Kalp hastalığı balık yiyenlerde %23 oranında daha az görülmektedir.

Tam tahıllar. İltihaplanmadan koruyan beyaz ekmek ve pirinç değil kepekli ve tam tahıllar tüketilmeli. Kandaki mikropları temizler protein deposudur. İlave şekeri azdır ve lif içerir.

Koyu yeşil yapraklı sebzeler. Sitokinler ve mineraller içerir. Ispanak, lahana, borkoli E vitamini içeren iltihap gidericilerdir. Vücudu korur kalsiyum da içerir. Demir ve vitamin açısından zengindir.

Fındık. Sağlıklı yağlar alfa-linolenik asit, omega-3 içerir. Lif, kalsiyum, E vitamini ve antioksidan içeren ceviz ve bademle eşdeğerdir. Vücudu arındırır. Akdeniz diyeti ürünüdür.

Soya. Hormonları dengeler, iltihaplanmayı önler. Kalp sağlığını büyük ölçüde korur.

Az yağlı süt. Kazein ve protein deposu süt kalsiyum ve D vitamini içerir. Yoğurt da bağırsak iltihabını önler probiyotikler içerir.

Biber. Sağlıklı beslenmenin parçası olan renkli biberler domates ve kabak gibi antioksidan deposudur iltihap söktürür. Vitamini çok nişastası azdır. Topikal kremlerde kullanılır.

Domates. Yine iltihaplanmayı giderir.

Pancar. Parlak kırmızı rengiyle antioksidan deposudur. Pancar suyu da iltihaplanmayı giderir. Lif ve C vitamini içerir. Kanser ve kalp hastalıklarından korur.

Zencefil ve Zerdeçal. Asya ve Hint mutfağında ünlüdür. Çeşitli çalışmalarda iltihap giderdiği kanıtlanmıştır.

Sarımsak ve Soğan. Bağışıklık sistemini destekler.

Karpuz. Yağ yakar, antioksidan ve vitaminleri içerir. Az kalorilidir iltihap giderir.

Kiraz. En yüksek iltihap söktürücü gıdalardan biridir..Kaynak.7gunsaglik.com

Hindistan Cevizi Yağının Faydaları Nelerdir?

Hindistancevizi yağının sağlığa birçok faydası var. Doğal bir ilaç gibi adeta.

Doymuş yağ yani sağlıklı yağları içeren birkaç bitkisel yağdan biri olarak biliniyor. Hindistan cevizi yağı laurik ( antibakteriyel, antiviral ve antioksidan özelliklere sahip) bir yağa sahip. Bu asitler metabolizmayı hızlandırıryor bu nedenle kilo vermeyi kolaylaştırıyor. Trigliserid seviyemizi düzenliyor. Tiroid fonksiyonumuzu düzene sokuyor.

Tiroidle ilgili problemleri önlüyor. Antiviral ve antibakteriyel özelliklere sahip yani mikroplardan hastalıklardan koruyor. Kan basıncını düzenlediğinden tansiyon hastaları için mükemmel. Kolesterolü dengeliyor. Diyabeti kontrol altına alıyor şeker yükselmesini önlüyor. Kemik gücünü sağlıyor osteoporozu önlüyor.

Sindirimi rahatlatıyor. Kanseri bir dereceye kadar önlüyor. Saç ve cilde iyi geliyor güzel görünmelerini sağlıyor. Kalp hastalıklarını önlüyor. Stresi azaltıp bağışıklığı güçlendiriyor. Lipidleri yani yağ oranını azaltarak özellikle bel çevresini inceltiyor ve zayıflatıyor.

Soya ve hindistan cevizi yağı bu konuda başarılı. Kolesterolü dengelemesi de çok mühim bir özelliği. İçeriğindeki konjuge linoleik asit ise zayıflamayı hızlandırıyor. Organik GDO’suz doğal ürünleri seçmeye çalışın. Ekmek, yulaf ezmesi, patlamış mısır, sebze yemekleri, tatlılar ve salatalarda bu yağ kullanılabilir. Bu yağ ayrıca protein ve lif içeriyor. .Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Hamile Kalmak İçin Sperm Değerleri

Tüp Bebek

Hamile Kalmak İçin Gerekli Sperm Miktarı

Bu belirlenmiş değerler nedir?

Örneğin en az 1 litrelik menide 20 milyon sperm olma­sı gerekiyor. Bunun da en az yüzde 50′sinin (günümüzde bu rakam yüzde 30′a kadar indirildi), yüzde 30′unun ileri­ye doğru hareket ediyor olması gerekiyor. Bu ileriye doğru hareket etme dışında en az yüzde 5′inin de normal şekilde olması şart. Spermin klasik bir şekli var. Baş, boyun ve kuyruktan oluşuyor. Bunların normal sınırlarda olması o erkeğin üreme kabiliyetinin olduğunu kanıtlıyor. Spermin şekli de ayrı bir kriter. Bu konuda tüm dünyada kabul gö­ren 2 önemli parametre var. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) kriteri ve Kruger Testi. Kruger Testi, sperm şekli­ne göre yapılan özel bir değerlendirmedir. Sonuçlar infertilite tedavisinin planlanmasında önemli. Şöyle ki: Yüzde 14 ve üzeri normal kabul ediliyor. Bu doğal ilişki veya aşıla­maya uygun olduğunun göstergesidir. Yüzde 5 ila 13 sınır­dır ki burada yıkama sonuçlarına ve diğer risk faktörleri­ne göre karar vermek gerekir. Yüzde 4 ve altındaki bir de­ğer ise mutlaka tüp bebek tedavisine ihtiyaç duyulduğunu kanıtlar. Kruger kriteri azaldıkça spermin yumurtayı döl­leme yeteneği de azalmaktadır.

Hangi Meyve Kaç Kalori?
Hangi Meyve Kaç Kalori?
Sperm Üretimi herhangi bir ürünün imalatına benziyor mu?

Sperm, testis (en iyi karşılığı erkek yumurtalığı demek) içinde imal ediliyor. Bu imalat süreci, epididim adı verilen ince uzun bir yol boyunca gerçekleşiyor. Bunu televizyon ya da otomobil üreten bir fabrikanın üretim bandına ben­zetebiliriz. Bandın başında sadece karoserden ibaret olan araba bandın diğer ucundan kullanıma hazır olarak çıkar. İşte sperm de aynı şekilde yapılıyor. Epididim’m bir ucun­da yapılmaya başlanıyor ve öbür uçtan matür yani olgun­laşmış sperm olarak çıkıyor. Bütün bu maturasyon yakla­şık 2,5 ay sürüyor. Epididim’i bir yün yumağı gibi düşü­nün. Bu yumağı iki ucundan tutup açarsak toplam 2,5 metre olduğunu görürüz. Yani sperm testiste, yün yumağı gibi sarılmış epididim de toplam 72 günlük sürede yapılı­yor. Erkeği, kadınlardan ayıran temel özelliklerden bir ta­nesi işte budur. Erkekte bu sperm üretimi bütün ömrü bo­yunca devam ediyor. İlerleyen yaşlarda biraz daha azalıyor ama üretim hiç durmuyor. Erkek bu konuda kadına göre çok şanslı.
Kaynak.7gunsaglik.com.tr

Herkes Diyet Yapmayı Bilmeyebilir

Diyetisyen kontrolüne gitmek sağlığımızı taratarak bilinçli bir yola girmek mümkün. Diyet yapmak da öğrenilebilir.

Diyetisyenler 4 yıllık eğitimleri boyunca, bireylerde davranış değişikliği sağlayarak onlara doğru ve sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmayı öğrenirler. Meslek hayatım boyunca, her hastanın kendi hedefine ulaşmada başarılı veya başarısız olmasına neden olan tek bir şey olduğunu gördüm: Düşünce yapıları.

Araştırmalar, insanların davranış biçimlerini değiştirebileceklerini ve bu değişikliklerisürdürebileceklerini göstermiştir. Ancak, düşünce yapıları değişmedikçe bireyler tekrar eski davranış biçimlerine dönebilirler. İdeal kilo sınırlarında olmayan bir kişi, yeme düzenindeki çoğu yanlışın farkındadır. Kilo alması veya vermesi gerektiğini, bunun için belli bir zamana ihtiyacı olduğunu, sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanması ve düzenli egzersizi hayatınadâhil etmesi gerektiğini bilir. Ama ya nasıl başlayacağını bilemez, ya da bu davranışları sürdürmeyi başaramaz.

Hayattaki her mücadele ve başarı için öncelikle motivasyon gereklidir. Özellikle kilo verme konusunda, bireyler kendilerini motive etmeyi bilmediklerinden, kendilerine olan inançlarını yitirmektedirler. diyet, hayatı durduran bir şey değil, hayat akıp giderken bireye eşlik etmesi gereken bir programdır. Tıpkı bir enstrümanı çalmayı veya araba kullanmayı öğrenmek gibi,diyet yapmanın da öğrenilebileceğini unutmayın. İşin uzmanı olan diyetisyenlere danışarak zihnen ve bedenen hafifleyin.
Kaynak.7gunsaglik.com

Limonata Diyeti İle Uzman Temizlik

Sağlıklı beslenme tüm dünya starlarında da bir furya haline geldi.

Beyonce’nin de son olarak uyguladığı vücudu temizleyen bir diyet olan limonata diyetine göz atalım. Sulu içecekler özellikle bitkilerle karışınca müshil özelliği görüyor. Sıvı diyeti detoks gibi sindirimi düzenliyor metabolizmayı hızlandırıyor. Ortalama 10 günde sindirim düzene giriyor kilo veriliyor. Enerjik mutlu ve sağlıklı hissediliyor.

Ayrıca aşırı yeme isteğini de frenliyor. Kas ve kemikten kaybetmeden kalori yakar yağları eritir kilo verirsiniz. 10 gün boyunca çiğ sebze ve meyveler ile bunları suları tüketilecek.

Kalıcı bir değişim için, meyve , sebze , tam tahıllar , düşük yağlı süt ve balık , derisiz tavuk veya hindi , ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar, yağsız protein , sağlıklı bir diyet için en iyisidir. Ambalajı gıdalardan uzak durun. Egzersiz çok aşırıya kaçmadan hafif tempoda yapın. Bu 10 günlük süreçte yapılmasa da olur. Düşük yağlı ve vegan bir diyettir. Gluten yoktur tuz çok az içerir. Bu diyetle fazlalıkları atın.Kaynak.7gunsaglik.com

Yeni Bir Diyet Yemeği: Bat Tarifi

Uzmanlara göre kilo vermeyi sağlayan harika bir tarif sizlerle. Mercimeği soğanla buluşturuyor..

Uzmanlar, Diyet yapanlara, yeşil mercimek,  ince bulgur, domates salçası, yeşil soğan, dere otu ve benzeri malzemelerle  hazırlanan bat yemeğinden tüketmelerini önerdi.

Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve  Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faruk Kutlutürk, obezitenin Türkiye’de de hızla artmasının kişi ve  toplum sağlığı için ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi.

Son verilerin, Türkiye’de kadınların yarısının, erkeklerin ise 3’te  1’inin obez olduğunu gösterdiğini belirten Kutlutürk, “Oysa 10 yıl önce bu oranların yarısı kadar bile değildi. Peki bu artıştan ne sorumlu? Çağımızın  getirdiği yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam başlıca sebep olarak  kabul edilmektedir. Zamanında alınan basit tedbirlerle obezite engellenebilmekte  ve obezitenin neden olduğu kalp, şeker hastalığı, eklem hastalıkları ve erken  ölüm gibi komplikasyonlar önlenebilmektedir” diye konuştu.

İnsanların sofralarındaki yiyecekleri tekrar gözden geçirip, bazı  gıdaları daha az, bazılarını ise daha fazla tüketmeye özen göstermeleri gerektiğini vurgulayan Kutlutürk, “Tokat’a özgü yemeklerden bat, kuru baklagiller  açısından zengin olması ve yüksek protein içeriğiyle diyet için uygun bir  seçenektir. Bat, yüksek protein içeriği, verdiği uzun süreli tokluk hissiyle gıda  alımını azaltmakta, yüksek posa içeriğiyle de sindirimi rahatlatmaktadır” dedi.

Diyetisyen görüşü
GOÜ Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde görevli  diyetisyen Yasemin Erol ise kuru baklagillerin sofralarda yeterince yer  almadığını belirtti.

Haftada en az 4 öğün baklagil tüketilmesi gerektiğine dikkati çeken  Erol, kuru baklagillerin protein kaynağı olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Düşük yağ içeren kuru baklagiller, protein bakımından ete en iyi  alternatiflerden biridir. Düşük glisemik indekse (karbonhidratların kandaki  glikoz düzeylerine olan etkisini ölçme sistemi) sahip olması, yavaş emilmesi  nedeniyle daha uzun süre tokluk hissi vermesine neden olmaktadır, posa bakımından  oldukça zengindir. Çözünür ve çözünmez posa içeriğiyle tokluk hissi vermekte, kan  şekerini daha iyi dengede tutmakta ve bu sayede kilo vermeye yardımcı olmaktadır.  Ayrıca posa içeriğinin fazla olması, kabızlığa da iyi bir çözüm olmaktadır.  Selenyum, folik asit, kalsiyum, magnezyum içermesinin yanı sıra demir yönünden de  zengin olması, demir depolarının artmasını sağlayarak kansızlığa çare olmaktadır.  Baklagillerin C vitamininden zengin besinlerle tüketimi de demirin emilimine  katkıda bulunmaktadır. Baklagillerin tahıllarla pişirilmesi protein kalitesini  arttırır, bu durum özellikle vejetaryenler için önemlidir.”

Tokat yöresinde tüketilen batın, formda kalabilmek isteyenler için iyi  bir seçenek olduğunu belirten Erol, “Taze nane, maydanoz, soğan, dere otu,  reyhan, domates ve baharatları içermesi, diyetsel özelliğini açığa çıkarmaktadır.  İnce bulgur ve özellikle de yeşil mercimek içermesi, bu yemeğin besin kalitesini  artırmaktadır” dedi.

Batın ana malzemesi yeşil mercimeğin birçok faydasının olduğunu ifade  eden Erol, “Yaklaşan yaz günlerinde, Tokat’a özgü bir yemek olan bat, iyi bir  seçenek olarak sofralarımızda yer almalıdır. Araştırmalara göre, kuru  baklagiller, kalp hastalıkları, diyabet, obezite ve kanser gibi kronik  hastalıkların riskini azaltmaktadır. Böylece, en sık ölüm sebebi olan kalp  hastalıklarının önüne geçilebilmek için uygun beslenme alışkanlıkları içinde kuru  baklagilleri içeren bat gibi yemekler bulunmalıdır” diye konuştu.

Doğal gıdaların tüketilmesinin sağlık açısından önemli olduğunu  vurgulayan Erol, “Bat, Tokat yöresine ait, oldukça lezzetli ve sağlıklı bir yemek  seçimidir. Fazla kilolarımızdan kurtulmak için, kalori bakımından düşük, besin  çeşitliliği açısından yeterli olan bat gibi lezzetleri sofralarımızdan eksik  etmeyelim” ifadesini kullandı.

Bat yemeğinin yapılışı
Bat yemeği için 1 su bardağı yeşil mercimek, 9 bardak su, 1 çay  bardağı ince köftelik bulgur, 2 orta boy soğan, 4 sivri biber, 4 orta boy domates, 1 yemek kaşığı salça, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı karabiber, 1  tatlı kaşığı pul biber, yarım limon suyu ve isteğe bağlı olarak 100 gram ceviz  kullanılır.

Tencereye bir bardak yeşil mercimek konulur. Daha sonra 7 bardak su  ilave edilip ocakta kaynamaya bırakılır. Mercimekler piştikten sonra, tencere  soğuması için ocaktan alınır. Daha sonra bulgur ilave edilip 15 dakika beklenir.

Bu sırada soğan, domates, biber doğranır. Bir kasede salça  sulandırılır. Beklemeye bırakılan bulgur suyu çektikten sonra 2 bardak su ilave  edilir. Hazırlanan diğer malzemeler yemeğe katılır.

Yemeğe, limon ve pul biber eklenir. Arzu edilirse dövülmüş ceviz bu  sırada konularak servis edilir.

Bat yemeği, salamura üzüm yaprağı veya kıtır ekmekle yenilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Gebelikte Tüketilmesi Gereken Harika Besinler

Gebelikte sürekli kalori almak istenir sanki buzdolabındaki yiyecekler yetmeyecekmiş gibi gelir.

Hamileyken dikkatli ve sağlıklı beslenmek gerekiyor. Bazı günler diğerinden daha iyi olur bazılarında zorlanırsınız. Biyolojik sistemleri stabilize etmek için az ve sık öğünler yapın. Az yiyin arasını az tutun. Avokado besin değeri açısından siz ve bebeğiniz için harikadır. Bebeğin beyin gelişimini destekler omega 3 yağlarını içerir. Tahıl ürünleri depresyonu savar, lif içerir omega 3 içerir, kan şekerini düzenler. Büyümeye yardımcıdır şeker emilimini sağlar.

Yoğurt ve salata ile tahıl ürünleri tüketin. Tam buğday ürünü ile tavuk tüketin. Yağsız derisiz beyaz et tokluk sağlar. Gebelikte fiziksel taleplerinizi giderir. Protein içerir kas kütlenizi korur ve geliştirir. İnsülin ve kan şekerini dengeler karbonhidrat ihtiyacını sağlar. Kuru erik lif deposudur sindirim sorunlarına iyi gelir lif içerir gebelik diyabetini önler. Ispanak bolca tüketin demir ve vitaminleri sayısızdır. Folik asit içerir b vitamini ile bebeği korur.
Kaynak.7gunsaglik.com

Gebelikte Zehirlenme Dikkat, Ağır Metallerden Uzak Durun

Kanada araştırmalarına göre insan mikrobiyomu ve probiyotikler dünyanın yoksul bölgelerinde ve kirli çevrelerde mikropların hızlı bulaştığı hasarın çok olduğu yerlerde yaşamak imkansızlaşıyor.

Bir bakteri türü hızla insan kanına yayılıyor ve zehirli ağır metaller insanlarla diğer canlılar arasında etkileşimli olarak bulaşıyor. Cıva ve zehirli ağır metaller probiyotik yoğurt gibi bakterili ürünler ve dış etkenlerle bize geçiyor. Hamile kadın ve çocuklar en büyük risk potasında. Toksik metal düzeyler ve arsenik değerleri ölçülüyor.

Anne adaylarının gebelikte bu maddelerden korunması önemli. Bebeğin yani fetüsün yeni doğan sorunlarının ileride oluşmaması için bunlara dikkat etmek önemli. Yabancı maddelerin gıda ve başka yolla bünyeye girmemesi gerek. Şüphe duyulan her maddeden uzak durun. Bebekte ileride kan basıncı, damar kalp kanser diyabet obezite zeka sorunları gibi birçok sorun oluşabilir. Avustralya Griffith Üniversitesi Griffith Sağlık Enstitüsü ve Tıp Okulu’ndan araştırmacılar probiyotik ürünlerin sağlıklı olanlarını öneriyor.
Kaynak.7gunsaglik.com

Gebelikte Bilinçsiz İlaç Kullanımının Zararları

Birçok anne adayı hamilelik döneminde ilaç kullanması durumunda bebeğinin zarar göreceğini düşünür ve bundan kaçmaya çalışır.

Peki, gebelik döneminde kullanılan her ilaç bebek için ileri vadede bir sağlık riski oluşturmakta mı yoksa böyle bir risk taşımayan ilaçlar da var mı?
Elbette ki her ilaç bebeğin sağlığını tehdit edici etkiye sahip değildir. Gebe anne, kullanması gereken ilacın bir sağlık sorunu teşkil edip etmediğini öğrenmek için mutlaka doktoruna başvurmalı, doktoru uygun görürse ilaç kullanmaya başlamalıdır. Bu duruma sadece gebe anneler değil doğum kontrol hapı kullanmayıp gebelik riski taşıyan diğer kadınlar da dikkat etmelidirler. Hatta babalar günü gebelik döneminde ve riskli dönemlerde ilaç kullanmadan önce doktora başvurmalıdır. Zira yapılan araştırmalara göre baba adayının kullandığı zararlı bir ilaç sperm yolu ile embriyo için ciddi zararlara yol açabilmekte ve bebekte doğumsal anomelilere neden olabilmektedir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Lif Alımının Artırılması Kalp Hastalığı Riskini Azaltır

Yüksek lifli gıdalar kalp damar hastalıklarından koruyor ve insanların sağlıklı olmasına yardımcı oluyor.

1970’de bu konuyla ilgili başlatılan çalışmalar ilerleyerek sürmüş ve günümüzde kalple beslenmenin paralelliği iyice vurgulanmıştır. Meyve, sebze, tahıllar, kuruyemiş gibi lif içeren tüm gıdalar kalbi koruyor. Felç, inme, kriz gibi ve damar tıkanıklığı gibi sorunları önlüyor. Leeds Üniversitesi’nde araştırmalar devam etmektedir.

Koroner ve kardiyovasküler hastalık oranlarında Avrupa ve Amerika’da görülen azalmalar da bunun sonucudur. Tüketilen her bir gram lif ile kalp krizinden bir adım daha kurtuluyoruz. Günde birkaç porsiyon meyve, sebze ve tahıllı gıdaları tüketmeliyiz. Sindirim sistemi sağlığı için de bu tür beslenme önemlidir. Lifin kalbi koruduğu kanıtlanmış bir tıp gerçeğidir..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Düz Bir Karın İçin 9 Öneri

Herkes kusursuz görünmek ister, dümdüz bir karnı olsun ister. Karın kaslarını çalıştırmanın 9 püf noktasını sizlerle paylaşalım.

Önce duruşunuzu geliştirin. Sarkık bir mide eğik duruşla kötüleşir. Ayakta da otururken de dik durun. Her bir beden bölümünü bir altındakinin üzerine iyice oturtarak taşıyın. Omurga düz omuzlar açık boyun yukarıda olmalı.

Egzersizi tüm vücudunuz için düşünün. Çekirdek kas gruplarınızın hepsini çalıştırın. Sırt, kalça, bacak, kollar, karın. Pilates egzersizleri tam sizlik. Yavaş ve emin adımlarla ilerleyin.
Ayakta twist hareketi. Bildiğiniz yan karın kasları ve beli çalıştıran yanlara dönme yani twist hareketini yapın. El kol ve omuzları kullanın. Nefes alıp vererek kendiniz dönmeden belinizi sağa sola döndürün.
Kedi bükülmesi işe yarar. Ayakta dururken tek bacağınızı yukarı kaldırın kendiniz omurgayla paralel olarak kedi gibi dize doğru kıvrılın.

20 kez şunu tekrar edin. Ayakta dururken kolları çene altında birleştirin. Topukların üzerinde hafifçe kalkın karnı sıkın ve inin.
Beslenmeye dikkat. Daha az ve sık yiyin daha çok egzersiz yapın. Yağsız proteinler, sebzeler tüketin.

Top, kayış, bant, ip bunlar gerekmez. Düz durun ve karnınızı içeri çekerek derin nefes alıp verin. Her yerde düz ve dik durup bunu deneyin.
Gerçekçi hedefler belirleyin. Birden düz karna kimse kavuşmuyor. Yavaş ve sağlam ilerleyin.
Yavaş ve istikrarlı ilerlemeler sizi kesin hedefe götürür karnınız dümdüz olur ve öyle kalır.
Kaynak.7gunsaglik.com

Ağız Yarası (Aft) Nedenleri ve Tedavi Yolu

Dönem dönem herkesin yaşadığı ağız yaralarına verilen isimdir aft. Hastanın yemek yemesine, su içmesine, hatta bazı ciddi vakalarda tükürüğünü kontrol etmesine dahi engel olabilen bu sağlık sorunu farklı nedenlerden dolayı ortaya çıkabilir. Sert ve keskin köşeleri olan yiyeceklerin yenmesi esnasında ağız içinde oluşan tahrişlerin enfeksiyon kapması ile ortaya çıkan bu tür ağız sorunları bazı durumlarda vitamin eksikliği ve bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeni ile oluşabilmektedir. Stres ve vücutta ilerleyen farklı sağlık sorunları da aft oluşumunu tetikleyen etkenler arasındadır.
Aft oluşumlarının kısa süre içinde iyileşmesini beklemek hata olur. Ağız yapısının nemli ve sıcak oluşu, aft oluşumunu tetikleyen etkenin canlı kalmasına da zemin hazırlamaktadır. Bu yüzden aft tedavilerinde ağız içinin dezenfektasyonu önemlidir. Tedavi sürecinde ağzı tuzlu su ile gargara yapmak ya da karbonatlı su ile gün içinde çalkalamak aftların tedavisinde etkili rol oynamaktadır. Ortalama 10 gün süren aft yaralarının tedavisinde hastanın konforunu sağlamak adına uyuşturucu jel ya da kremler kullanılabilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Diş Bakımı ve Temizliği Nasıl Yapılmalıdır?

Diş çürüğü bulaşıcı olup ebeveynlerden çocuklarına bulaşabilmektedir. Ağız bakımı ve diş sağlığı bebeklikte dişlerin çıkmasından itibaren başlanmalı ve yaşam boyu devam etmelidir.
Iki buçuk yaşına gelene kadar bir çocuğun ağız ve diş bakımından anne ve babası sorumludur. Bebeğin ilk dişleri çıktığında anne işaret parmağına sardığı ıslatılmış temiz bir gazlı bez veya tülbent yardımı ile bebeğinin dişlerini temizlemelidir. Her beslenme ardından bir miktar su verilerek ağız temizliği sağlanmalıdır.
Çocuğun diş sayısı arttığında dişler, diş fırçası ile temizlenmeye başlanmalıdır. Iki buçuk yaşından sonra çocuk dişlerini fırçalamayı teşvik edilmeli, anne ve babada bu konuda çocuklarına örnek olmalıdırlar.

Iyi bir ağız ve diş sağlığı için;

Dişler günde en az iki kez florlu diş macunu yardımı ile fırçalamalı, çocuklar da buna teşvik edilmelidir. Sadece dişleri fırçalamak yeterli değildir. Ağız ve diş temizliği için diş iplerinin rolü de çok önemli ve etkilidir. En az 6 ayda 1 kez, bir diş hekimine gidilerek muayene olunmalıdır. Düzenli bir beslenme alışkanlığı edinmeniz ve günde 5 öğün den fazla yemek yememeniz son derece önemlidir
Kaynak.7gunsaglik.com

Diş Kanal Tedavisi

Tanımı
Kanal tedavisi dişteki iple benzer küçük dokunun yani bir diğer adı ile pulpanın çıkarılması işlemidir. Hasar görmesi sonucunda ölmesi sonucunda bu doku çıkarıldığında geride kalan boşluk temizlenerek yeniden doldurulmaktadır.

Seneler önce bu şekilde zarar gören dişler çekilirdi. Günümüzde yapılan kanal tedavisi ile kaybedilecek durumda olan dişlerin bile kurtarılması mümkündür.

Pulpa Hasarının Önde Gelen Nedenleri
1)Dişin çatlaması
2)Dişte derin çürük bulunması
3)Dişe gelen ciddi darbe

Potanın enfeksiyon kapması ya da ölmesi halinde eğer tedavi edilmezse dişin kökünde, çene kemiği içerisinde apse birikebilmektedir.

Kanal Tedavisi Nasıl Yapılıyor?
-Ilk olarak ön dişin arka tarafında bir delik açılmaktadır.
-Hasarlı ya da ölmüş pupa çıkarılır ve daha sonra pulpa boşluk kök kanalları ile birlikte temizlenerek genişletilir kanal dolgusu yapmak üzere şekillendirilir.
-Birden fazla seans ihtiyaç duyulması halinde, uygulanan seanslar arasında dişi korumak amacıyla açılan deliğe geçici olarak dolgu yapılır.
-Geçici dolgu çıkarılarak pulpa boşluğu doldurulur.
-Son olarak şekli ve doğal görünümü eski haline döndürmek için diş yüzeyine kuron kaplanır. Eğer diş kırılmışsa roman yerleştirmeden önce dişi onarmak amacıyla post uygulamasının yapılması uygun olabilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Kadınlarda D Vitamini Düzeyleri Tüp Bebek Denemelerini

D vitamini eksikliği tüp bebek denemelerinde başarısızlık getirebilir. Hamile kalma şansı da böylece azalır.

İtalya’da araştırmacılar 200’e yakın kadını D vitamini düzeylerine göre incelemiştir. Yeterli oranda D vitaminine sahip kadınların gebe kalma ve tüp bebekte başarı elde etme oranı 2 kat daha fazladır. D vitamini düzeyleri yeterli olan kadınlarda daha kaliteli embriyolar olma olasılığı yüksektir. Ve rahim içine implant edilme konusunda başarı oranları artar.

Kanda mililitre başına 20-30 nanogram D vitamini düzeyleri söz konusudur. Bu da yeterli bir miktardır ve sağlıklı olarak kabul edilir. Milano araştırmacı ve uzmanlarına göre eksik D vitamini düzeyleri tüp bebek başarısını ve gebe kalma oranını düşürüyor. Kısırlık tedavisi buna göre şekilleniyor. Birçok memelide de bu durum böyledir. IVF tüp bebek üreme teknolojisi açısından beslenmemiz çok önemli ve D vitaminini yeterli düzeyde almamız gerekiyor.
Kaynak.7gunsaglik.com

Bebek Sahibi Olacaklara Sperm Öldüren Nedenler

Her cinsel birleşmede gebe kalma olasılığı vardır. 300-400 civarı yumurta milyonlarca sperm tarafından döllenebilir.

Spermleri öldüren bazı dış faktörleri bilirseniz gebelik denemeleriniz boşa gitmemiş olur.

Aşırı sıcak hava ve buharlı ortamlar. Erkek anatomisine göre fazla sıcak hava ve vücut ısısı onlara göre değildir. Hamam sauna buhar banyosu sperm öldürebilir.

Ateşinizin çıkması da bir diğer nedendir. Astım, grip, solunum enfeksiyonları kaynaklı olarak yükselen vücut ısısı yani ateş de spermleri öldürüyor.

Dizüstü bilgisayar, kucakta notebook ve tablet sık akıllı telefon kullanmak da erkeklerde cinsel fonksiyonların bozulmasına ve spermlerin ölmesine nedendir.

Kısa ve dar külot giymek erkekler için çok sakıncalıdır.

Varisli damarlar da damar ve kan yoluyla genital alanda etkisini gösterir.

Obezite, kadınsal hormonları artırır erkek hormonlarını testosteronu ve spermleri öldürür ve aşağı çeker.
Kaynak.7gunsaglik.com

Menopoz ve Uykusuzluk: Hormonlar Uykuyu Nasıl Etkiler?

Menopoz döneminde hormonal iniş çıkışlarla karşılaşılır. Adet ve gebelik dönemlerinde uykusuzluktan muzdarip kadınlar menopozda nasıl etkilenir?

Bu dönemde hormonlar düşerken adrenalin yükselir. Yumurtalıklar yavaş yavaş östrojen ve progesteron üretmeyi bırakır sistemde rahatsızlıklar hissedilmeye başlar ki, uykusuzluk da bunlardan biridir. En sık sorunlardan biri de menopozda sıcak basmasıdır. Hatta uyku sorunlarının başında da bu dönemde gece yarısı uyanmaları, kesik kesik uykular, uykuda terlemeler ve gece kabusları da eklenebilir.

Bastırılmış enerji stresle birlikte kendini dışa vurur. Fiziksel olarak ne kadar yorgun olursa olsun gece uykuya dalmakta güçlük çekerler. Sinir bozucu uykusuzluk bir hastalığa dönüşmeden menopoz tedavisi için bir uzman hekime danışılmalıdır. Destek gruplarında da uygun tedavi yöntemleri uygulanır. Nefese konsantre olmayı öğrenir ve uykularınızı sağlamlaştırmayı bilirsiniz.

Odaklanarak ve isteyerek başarmamak mümkün değil. Östrojen düzeyleri ve değişen hormonlar bakımından bu sorunun çareleri tıpta mümkündür. Akupunktur, shiatsu masajı , yoga gibi seçenekler kadınları rahatlatır ve uykuya rahatça dalabilirler. Menopoz, uyku apnesini ve uyku sorunlarını 8 kat daha fazla etkiliyor. Günlük aktivitelerden geri kalmamak adına iyi bir uyku çekmeye bakın..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Zehirli Bitkiler Bizi Nerede Bulur Nasıl Etkiler?

Zehirli sarmaşık, meşe ve sumak Amerika’da ormanlık ve bataklık yerlerde sıkça karşılaşılan bitkiler.

Gerçekten zehirli değiller fakat ciltle temas edildiğinde kaşıntı, kızarmaya yol açan yağlı yapışkan maddeler içeriyor. Giysi veya ciltle temas edilmemelidir. Üzüm meşe ve çalılıklarda büyür bu yerlerden uzak durulmalıdır. Bu sarmaşıklar düz ve çentikli olabilir tüylü yüzeyli ve çok yapraklı olabilirler.

Bu bitkilerle temas ettikten sonra yapışkanımsı bir madde hissederseniz hemen cildinizi ılık su ve sabunla temizleyin. Su yoksa alkollü mendil de olabilir. Bu bölgenizi serin kuru ve temiz tutun. Elbise ve ayakkabınızı iyice temizleyin. Bahçe aletleri ve hortumu da yıkayın.

Belirtiler ciddileşir, döküntüler ve göz yanması görülürse doktora görünün. Doğru teşhis için en doğrusudur. Kaşıntı ve şişliklere karşı ilaç verilebilir. Şişmiş lenf düğümleri, ciddi reaksiyonlar varsa acile başvurulur. Evcil hayvan tüyleri ve derisi de bu maddeleri çekebilir ama onlar kendilerini korur.

Evcil hayvanları çok fazla açıklık yerlerde bitkilerle temas ettirmeyin. Sabun ve soğuk suyla banyolarını yaptırın. Eldiven kullanın. Bu zehirli maddeleri yakmayın aksi halde yanarken çıkan duman göz ve cildi zedeleyebilir. Onları plastik çöp torbasına koyup atın. Özellikle sonbaharda dikkatli olun..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Hamilelikte Yapılan Ultrason Taraması

Ultrason taramaları uterus ve rahim yoluyla yüksek frekanslı ses dalgaları gönderilerek uygulanır.

Gebenin rahim üstü ve karın kısmına önce jel sürülerek sonra ultrasona bağlı ufak dönen başlı bir cihaz gebenin karnında gezdirilerek ana ekrandan fetüs incelenir. Ses dalgaları ile çalışan ultrason cihazında bebeğin konumu hareketleri sağlık durumu cinsiyeti gibi veriler elde edilir. Kemik gibi sert dokuların durumu görülür ve bunlar dalgalara yansır. Yumuşak dokular beyaz amniyon sıvısı ve benzeri sıvılar siyah görünür. Ekran görüntüsü siyah beyazdır.

Ultrason taramaları yıllardır gebelikte kullanılmaktadır ve doğru olarak uygulanırsa zararı olmadığı gibi pek çok sorunu önceden haber verebilir. Ultrason taramalarında doğum ağırlığı, çocukluk çağı kanserleri, disleksi ya da işitme bozuklukları gibi çocuk sağlık sorunları görülebiliyor. Bebeğin kalp atışı kontrol edilebilir. Bebeğin kaç tane olduğu cinsiyeti görülür, gelişim durumu, doğum tarihi ve zamanı gibi pek çok veri elde edilebilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Yüksek Kolesterol Sorunu Hakkında Bilinmesi

Kolesterol vücutta doğal olarak oluşan bir mumsu bir maddedir. Bu kan damarlarını tıkayabilir ve kalp krizi veya inme yol açabilir.

Hormonlar ve kötü beslenme seçimi kolesterolü yükseltir. Kalp damarları arterlerde tıkanma kireçlenme ve ölüme yol açabilir. Karaciğerde doğal olarak üretilir. Aşırı hayvansal gıdalar ve kızarmış yağ tüketimi bu sonucu doğurur. Genetik etkisi de büyüktür obezite bir nedenidir. Aşırı karbonhidrat tüketimi de kandaki yağı artırır. Genetik etkisi de büyüktür obezite bir nedenidir.

Aşırı karbonhidrat tüketimi de kandaki yağı artırır. Doymuş yağı çok tüketende kırmızı et ve süt ürünlerini çok tüketenlerde obez ve genlerinde olanlarda risklidir. İnme ve kalp krizine benzer belirtileri vardır. Kan testi ile kolesterol değerleri ölçülür.egzersiz ve diyet verilir. Beslenme değişikliğine gidilir ve ilaç alınır. Statinler nisainler reçineli ilaçlar LDL ve HDL kolesterolü dengeler ve normal düzeylere erişimini sağlar.
Kaynak.7gunsaglik.com

Uzun Çalışma Saatleri Koroner Kalp Riskini Artırır

Her yıl kalp hastalıklarından 600 bin kişi ölüyor. Koroner kalp damar hastalıkları uzun saatler boyunca çalışan yorulan kişilerde daha fazla görülür.

%70 gibi önemli bir rakamla bu risk söz konusudur. Oksijen açısından zengin kan ve kalp kası arterlerin beslenmesi gerekir. Çok çalışan kişinin kalp damarları büzüşerek daralır ve sorunlar başlar. Kan akışı plaklarla sertlikle engellenir damarlar tıkanır. Kalp kası aritmiye yol açar. Zayıflayan kalp düzensiz atmaya ve zayıflayıp bitmeye başlar.

Güney Kore Seul üniversitesi araştırmalarına göre geçmiş çalışmalar, hipertansiyon, diyabet gibi olumsuz sağlık sonuçları uzun süreli çalışma sonucu görüldüğünü gösterir. Uyku sorunları ve psikolojik sıkıntılar da cabasıdır. Kardiyovasküler hastalıklar uzun saatler boyunca çalışanlarda sıkça yaşanır. Kötü yaşam koşulları altında yaşayanlar her hastalığa tabi olduğu gibi en fazla kalp hastalıklarına tabidir. Sigara alkol de buna dahildir. Kalp sağlığı için dinlenmeye dikkat edelim.
Kaynak.7gunsaglik.com

Kalp Krizi Atakları Stresle İlişkili

Beyne kan akışı geçici olarak kesildiğinde kalp damarları ve genel beyin vücut kalp işleyişi bozularak kalp krizi gerçekleşebilir.

İskemik kriz atakları kan pıhtılarından da oluşabilir. Nispeten gerçekleşme süresi de 5 dakikadır. Geçici olan bu ataklar ileride olabilecek büyük krizlerin habercisi olabilir. Arterler bloke olur yani tıkanır ve akış önlenir. Bu kriz 3 ay içinde %15 ihtimalle büyük bir kriz yaşanacağını gösterir. Erlangen-Nuremberg, Almanya Üniversitesi’nden çalışmada yazar Kathrin Utz açıklıyor.

Korkutucu ve üzücü olaylar yaşayan yoğun stres gören kişiler büyük risk altında. Doğal afet yaşayan, savaş ve diğer sorunlarla yüzleşen insanlarda kalp krizi ve sorunları sık yaşanıyor. Psikiyatrik bozukluklar ileride görülecek olası kan ve kalp sorunlarını güçlendiriyor. Depresyon ve anksiyete hastaları da elbette bu potada. Genelde ruhen zayıf olanlar başa çıkmada güçlük çekenler sinirsel sorunlarının yanına bir de kalp ve damar hastalıklarını katıyor.
Kaynak.7gunsaglik.com

Bronşitten Nasıl Korunabiliriz

Bronşit akciğerlerdeki hava boşluklarının iltihaplanması sonucunda meydana gelen bir rahatsızlıktır. Nefes borusu ve bronşlar enfeksiyondan ötürü iltihaplanabilir. Hava yollarının mukus astarı tahriş olabilir, şişebilir, sıvıları akabilir,

Sıklıkla şiddetli öksürük görülür. Yetişkin ya da çocuklar bronşit olabilir. Belirtileri benzerdir. Bebeklerde bu genelde astım olarak görülür. Nedenleri, soğuk aylarda üst solunum yolu enfeksiyonu ile başlayabilir, çeşitli virüsler özellikle grip virüsleri neden olabilir.

Bakteriler, toz-duman, kimyasal çözücüler, sigara dumanı akut bronşite sebep olur. Belirtiler, genelde üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra meydana gelir. Bronşit için şifalı bitkiler, aslanağzı, çan çiçeği, çam fıstığı, gelincik, mersin yağı, okaliptüs, salep, susam ve turptur.

Ateş düşürücüler, öksürük şurupları, ağrı kesiciler kullanılır. Balgamı kolay bir şekilde çıkarmak için, buna yönelik ilaçlar hastaya önerilir. Tedavinin fayda sağlaması için, sigarayı mutlaka bırakmak gerekir. Tedavinin ilk şartı sigaranın bırakılmasıdır.

Sigarayı bırakınca, hastanın öksürmesinde ve balgam çıkarmasında azalma görülür. Hastanın, nefes alıp vermesinde belirgin bir değişiklik vardır. Kişi, çok daha rahat bir yaşam sürer. Solunum yollarına yerleşen bakteri ve virüsleri yok etmek için ilaç tedavisi uygulanır. Bu tedavinin doğru uygulanması için, hastanın boğaz ya da balgam kültürü yapılır ve o mikroba uygun ilaç verilir.
Kaynak.7gunsaglik.com.tr

Kabızlık Giderici Estetik Operasyon: Botoks

Botoks son zamanlarda kabızlık ve migren tedavisinde de kullanılmaya başlandı. Görüldüğü gibi sadece estetik amaçlı kullanılmıyor. Peki botoksun kabızlığa faydası nedir?

Doktorlar Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Korhan Taviloğlu; makattaki çatlak ve yırtıkların tedavisi hakkında bilgi verdi:
Tıbbi ifadesi ile ‘anal fissür'; makatta ağrı, kanama ve kaşıntıya yol açan küçük bir yırtık veya çatlaktır. Genelde çatlak; yüzeysel olarak başlar ve hızla iyileşir ancak bazen derinleşir. Bu durumda hastalık kronik hale gelmiştir.
Çatlağın ana nedeni; makat iç kasındaki direnç artışı ve kalınlaşmadır. Makat iç kasının kasılı kalması veya gevşememesi; çatlağın iyileşmesini engeller.
Bu soruna kabızlık, ishal, beslenme değişiklikleri, diyetteki lif oranının azalması gibi faktörler neden olabilir. Son zamanlarda yapılan protein diyeti gibi tek tip beslenme şekli yüzünden, birçok kişide bu tür makat çatlaklarına rastlanmaktadır.
Çatlaklar, kansere dönüşmez fakat belirtileri kalın bağırsak kanserleri ve diğer sindirim sistemi hastalıklarınınkiyle benzerlik gösterebilir.
Ağırlıklı olarak kozmetik amaçlı kırışıklık tedavisinde yaygın olarak kullanılan botoks; 1994 yılından beri çatlak vakalarında da kullanılmaktadır. Tedavi sırasında; çatlak olan bölgenin iç kasının iki yanına botoks enjekte edilir.

YIRTIK İYİLEŞİYOR
Botoks uygulaması sonrasında hasta günlük aktivitesine devam edebilir. Botoks; iki-altı ay içinde, makat iç kasında geçici felç oluşturur ve bu dönemde oluşan gevşeme ile sorun giderileceği için yırtık vücut tarafından iyileştirilir.
Botoks sonrası 30 gün içinde hastanın yakınmaları düzelmezse ya da yakınmalarda yarı yarıya azalma olmuşsa; bir seans daha botoks uygulaması yapmak gerekebilir. Yine başarı elde edilmezse, ameliyat önerilir.

CAM KESİĞİ GİBİ ACITIR TUVALETE GİTMEK İŞKENCE OLUR
Hastalar sıklıkla tuvaletten sonra yanma ya da yırtılma gibi bir his ve şiddetli ağrı duyarlar. Bu his ‘cam kesiği’ veya ‘jilet kesiği’ olarak tarif edilir.
Bu sorunu yaşayanlar; çoğunlukla ağrı nedeniyle tuvalete gitmekten kaçınabilirler. Bu durum sorunu daha da büyütür.
Hastaların yüzde 70’inde, az miktarda kanama olabilir. Aynı yakınmalara basur ve kalın bağırsak kanserinde de rastlandığı bilinmelidir.
Hastalık belirtilerinin birbirine benzemesi nedeniyle çatlaklar; makat apnesi, siğili, sarkması ve poliple karıştırılabilir.

TEDAVİDE PRATİK YÖNTEMLER
Oturma banyosu: Makat yırtığı ya da çatlağının tedavisinde; sıcak su içinde günde beş-altı kez yapılan oturma banyosu çok yararlıdır. Bazı durumlarda, bu uygulamanın paketlenmiş buz ile art arda yapılması, makat bölgesindeki ağrıyı hafifletmekte çok etkilidir.
İlaçlar: Kronik kabızlık yakınması olanlarda ilaçlar işe yarayabilir. Ancak bu tedavi asla gelişigüzel yapılmamalı ve mutlaka doktor kontrolünde uygulanmalıdır.
Merhemler: Nitrogliserin, diltiazem, kortizon, çinko oksit, lidokain gibi maddeleri içeren kremler yarar sağlar.

DİYET YAPILMAZSA YÜZDE 50 TEKRARLAR!
Çatlak veya yırtık oluşumunu engellemek için günde en az 8-10 bardak su içilmelidir.
Hasta özellikle lif bakımından zengin bir beslenme şeklini benimsemelidir.
20-50 yaş grubundaki kişilerin diyetlerinde almaları gereken günlük lif miktarı; erkeklerde ortalama 40 gram, kadınlarda ise 25 gram olmalıdır. Bazı sindirim düzensizliklerine neden olmamak için, diyetteki lif miktarının günde 50 gramı aşmaması önerilir.

LİF TAKVİYESİ GEREKEBİLİR
Hasta diyetine dikkat etmediği takdirde; çatlak veya yırtığın yüzde 30-50 oranında tekrarladığı biliniyor.
Tahıl, bakliyat, soya fasulyesi, arpa, pirinç, buğday, sebze ve meyvelerin dengeli şekilde alınması; bağırsak hareketlerini artırır ve kabızlık ile mücadelede çok yararlıdır.
Çeşitli nedenlerle lif alımı yeterli olmayan hastalarda lif takviyesi düşünülebilir.

YÜRÜYÜŞ YAPIN
Bağırsakların çalışması için düzenli olarak spor yapılmalıdır; özellikle yürüyüş bu konuda büyük yarar sağlar.
Kahve ve alkolden de mutlaka uzak durulmalı, en azından azaltılmalıdır.

Kaynak.7gunsaglik.com

Böbrek Taşının Çözümü Limonda mı?

Prof. Dr. Selçuk Yücel limonun böbrek taşlarına iyi geldiğini vurguluyor. Taş düşürmede faydalı olan limonun özellikleri neler?

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Yücel, Türkiye’de çok yaygın olarak görülen böbrek taşı türlerinden olan ve eritilemeyen kalsiyum oksalatın düşürülmesi için sidrat özelliği olan limonun çok etkili olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Yücel, bu hastalara sabah ve akşam birer büyük limon tüketmelerini önerdi. Prof. Dr. Selçuk Yücel, ülkemizde en sık görülen taş türünün henüz eritilebilecek bir yöntemi de bulunmayan kalsiyum oksalat olduğunu kaydetti.

SABAH AKŞAM BİR BÜYÜK LİMON
Bu taşın ancak düşürülerek vücuttan atılabileceğini belirten Prof. Dr. Yücel, bu taşın düşürülmesi için eşkina balığının beynindeki taş, maydanoz suyu, avokado yaprağı, papatya suyu gibi halk arasında çeşitli yöntemler kullanıldığını, fakat bunların kontrolsüz ve bilimsel çalışmaya dayanmadığını anlattı. Kalsiyum oksalat taşının böbreğin sitrat salgılayamaması nedeniyle oluştuğunu ve sitratın da doğal olarak en iyi limondan tüketilerek sağlanabileceğini kaydeden Prof. Dr. Yücel, tedavide hastalarına sabah ve akşam olmak üzere birer büyük limon önerdiğini kaydetti.

EN BASİT TEDAVİ BU
Prof. Dr. Yücel, "En basit tedavi bu. Latincesi sitrus, portakal, limon, greyfurt; bunların hepsi sitrus diye geçer. Limonun sitrat seviyesi çok yüksek ve tedavi olarak veriyoruz. Bu kişilerin limon tüketmeleri avantajlıdır. Bunu kullanmasına rağmen hala idrardaki sitrat seviyesi düşük ise o zaman biz sitratı dışarıdan ilaç olarak verebiliyoruz" dedi.

ÜÇ KİŞİDEN BİRİ HASTA
Türkiye’de üç kişiden biri için ’taş hastası ya da taş düşürecek’ denilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Selçuk Yücel, "3 yıl içinde 2 ya da daha fazla taş oluşturması, kişinin aktif taş hastası olduğunu gösterir. Tahminlere göre Türkiye’de bu oran yüzde 5- 10 arasındadır" diye konuştu.
Kaynak.7gunsaglik.com

Grip Aşısı Kalbi Koruyor mu?

Ateşli ve ağrılı hastalıklar özellikle grip kalbi yoruyor. Grip aşısı olarak gripten ve benzeri hastalıklardan korunmak aynı zamanda kalbi de koruyor.

Kalp yetmezliği ve kalp krizi gibi kalp sorunları bu aşı sayesinde önlenmiş ve oranı azaltılmış oluyor. Bu da grip aşısı olmak için başka bir sebep. Grip hastalığına neden olan virüs kalp sorunlarına da yol açıyor. 6 yaş ve üzeri herkes grip aşısı yaptırabilir.

Kalp hastalığı olanları daha büyük sorunlardan koruyor olmayanların kalp riskini azaltıyor. Araştırmalarda katılımcıların %36 oranında kalp rahatsızlıklarından grip aşısıyla korunduğu ortaya çıkmıştır. Hiç başlamayan kişileri de kalp sorunlarına karşı %55 oranında koruyor.

Aşının koruyucu etkileri üzerine klinik çalışmalar devam etmektedir. Grip ve eşlik eden iltihaplı hastalıklar kalbi savunmasız bırakır. Bağışıklık sistemi zayıflar ve kalp kendini koruyamayabilir. Grip iltihabını önleyen bu aşı mevsimden önce yaptırılmalıdır. Kaynak.,
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...