Pages

Ads 468x60px

Prof.Dr Canan Efendigil Karatay'in Eleştirilere Cevapları Video


Dogal Yaşam Alternatif Tedavi . Prof.Dr Canan Efendigil Karatay'in Eleştirilere Cevapları Video

Prostat Her Zaman Bir Hastalık Değil

Üroloji uzmanları erkeklerin prostattan her zaman korkmamaları gerektiğini vurguluyor. Prostat aynı zamanda bir organın da adı..

Üroloji Uzmanı Op. Dr. Muhammet Kuvel, yalnızca erkeklerde bulunan, mesane (idrar kesesi) tabanında yer alan ve dış idrar yolunun ilk kısmını çepeçevre saran organ olan ‘Prostat’ın bir hastalık olmadığını söyledi.

Uzm. Dr. Kuvel, "Prostat çocuk sahibi olunması açısından oldukça önemlidir. Prostat bir hastalık değildir ve bütün erkeklerde bulunur. Kişinin bende prostat var demesi o kişide prostat hastalığı var anlamına gelmez." dedi.

Bursa Özel Bahar Hastanesi’nden Uzm. Dr. Muhammet Kuvel, tüm erkeklerde bulunan bir organ olmasına karşın doğumdan ergenlik dönemine kadar geçen sürede prostatın belirgin olmadığını kaydetti. Ergenlikle birlikte büyümeye başlayan prostatın 20 yaş civarında ortalama 15-20 gram boyutuna ulaştığını belirten Dr. Kuvel, prostat büyümesinin 40’lı yaşlardan sonra her erkekte meydana gelebileceğini ancak bu büyümenin herkeste aynı hız ve ölçüde olmadığına dikkat çekti.

Prostat hastalıklarının ‘İltihaplar, iyi huylu büyümeler ve kanserler’ olarak 3 gruba ayrıldığını anlatan Dr. Kuvel şunları kaydetti:

"Prostat iltihabı daha çok genç erkeklerde görülürken, iyi huylu büyümeler ve kanserler orta yaş üzeri ve ileri yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Prostat kabaca tarif edilecek olursa portakalda olduğu gibi meyve bölümü ve kabuk bölümü (kapsül) olarak 2 bölümden oluşur. Prostatın iyi huylu büyümesi daima iç taraftaki meyve bölümünden kaynaklanır. Prostat kanseri ise çok sıklıkla dış bölüm yani prostatın kapsülünden kaynaklanır. İyi huylu prostat büyümesi yaşın ilerlemesiyle artış gösterir. 80 yaşına gelmiş hastalarda iyi huylu prostat büyümesinin görülme sıklığı yüzde 80’lere varmaktadır."

Hastalığın ortaya çıkmasının büyümüş prostatın idrar kanalını sıkıştırmasıyla görüldüğüne işaret eden Uzm. Dr. Muhammet Kuvel, bu durumun kişiden kişiye göre farklılık gösterdiğini açıkladı. Prostat dokusu 70 gram olan bir kişinin idrar yolunda herhangi bir sıkıntı yaşamayabileceğini anlatan Dr. Kuvel, "Buna karşın 40 gram prostatı olan birisi idrar kanalını daraltması ölçüsünde idrar yapmada sıkıntılar yaşayabilir. Aslında aynı durum prostat kanserleri için de söz konusudur. İyi huylu büyümeler kansere dönüşmez fakat aynı hastada hem iyi huylu büyüme hem de kanser bir arada bulunabilir. Prostatın içinde gelişen kanser hücreleri büyümesine karşın idrar yolu üzerinde etkisi olmayabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus prostat kanserinin hiç bir bulgu vermeden de görülebileceğidir. Bundan dolayı kişi bende hiç bir rahatsızlık yok, prostat kanseri neden olsun ki diye düşünmemelidir. Özellikle ailesinde prostat kanseri olan kişiler bu açıdan mutlaka erken dönemde bazı testleri yaptırmalıdır." diye konuştu.

PROSTAT KANSERİ ERKEN TEŞHİS EDİLEBİLİR
Dr. Kuvel, prostatın belirtilerini ‘sık sık idrara gitme, gece idrara kalkma, kesik kesik ve damla damla idrar yapma, idrar kesesini tam boşaltamama hissi, idrar tutmada güçlük, idrar akış gücünde azalma, idrar yapmaya başlarken zorlanma’ olarak özetledi. İdrar, kan analizleri, ultrasonografi, akım hızının ölçülmesi gibi tetkiklerle ayrıntılı incelemeler yapılabildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Muhammet Kuvel, özellikle prostat kanserinin erken yakalanmasını sağlayan ‘PSA’ denilen kan tetkikinin önemli olduğunun altını çizdi. İyi huylu prostat büyümelerinin ilaçla veya cerrahi müdahale ile tedavi edilebildiğini söyleyen Kuvel şöyle devam etti: "Her bir hasta için tedavinin zamanlaması ve seçilecek tedavi yöntemi farklı farklıdır. Bilinmesi gereken husus ilaçların hiçbirisinin prostatı çok fazla küçültmediğidir. İlaçlar kullanıldığı sürece etkili olurlar, bırakıldıktan bir süre sonra şikayetler tekrarlar. Böbrek yetmezliği, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, idrar kesesi taşı, böbreklerde genişleme, kanlı idrar yapma, hiç idrar yapamama gibi komplikasyonları olan veya şiddetli yakınmaları olan hastalar cerrahi yöntemlerle tedavi edilmelidir. Hastanın zamanında ameliyattan kaçınması ile zamanla mesane ve böbreklerde kalıcı hasarlar oluşabilir ve yaş ilerledikçe ameliyatı kaldıramayacak duruma gelebilir."

Prostatta cerrahi tedavi seçeneklerini ‘açık prostat ameliyatı, kapalı prostat ameliyatı ve çeşitli tipleri olan lazer ameliyatları’ olarak sıralayan Uzm. Dr. Muhammet Kuvel, en yaygın tedavinin kapalı prostat ameliyatı olduğunu dile getirdi. Prostat kanserinin cerrahi tedavisinin tamamen farklı olduğuna dikkat çeken Kuvel, "O yüzden iyi huylu prostat büyümesi için bahsedilen cerrahi yöntemlerle karıştırılmamalıdır. Ayrıca unutulmaması gereken bir durum ise prostat büyümesi nedeniyle ameliyat olduktan sonra prostat kanseri olma ihtimalinin ortadan kalkmadığıdır." ifadelerini kullandı.Kaynak.7gunsaglik.com

İdrar Kaçırmanın Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Mesane kontrolü sağlanamadığında sistem gevşeyip aksadığında idrar kaçırabiliriz. Korkmak ve utanmak yerine tedaviye gitmeliyiz. İdrar kaçırmayla ilgili bilgiler..

İdrar kaçırma, bir kişinin idrarını isteğine bağlı olarak tutamaması ya da mesane kontrolünü sağlayamamasıyla ortaya çıkıyor.

Toplum içinde oldukça sık görülen bir sorun olmakla birlikte, utanma ve doktora gidememe sebebiyle, tedavisi olduğu halde hastalar bu imkanlardan yararlanamayabiliyor. Bazen de idrar kaçırma doğal yaşlanma sürecinin bir parçası zannediliyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Aybala Akıl, genç hastalarda daha sıklıkla belirli bir neden bulunabilirse de daha ileri yaşlarda sıklıkla birçok neden birlikte idrar kaçırmaya sebep olduğunu söyledi.

Tüm kadınlar arasında idrar kaçırma sıklığı, ilk kaçırmanın görüldüğü andan itibaren değerlendirildiğinde yüzde 25-45 arasında değiştiğini anlatan Uzm. Dr. Aybala Akıl, "İdrar kaçırmanın sıklığı, şiddeti yaşla birlikte artıyor. Ayrıca bu şikayet gebelikte de oldukça sık görülüyor, gebe kadınların yüzde 30 – 60’ını etkiliyor. İdrar kaçırmanın farklı türleri vardır ve bunların tanı yöntemleri de tedavileri de farklıdır. Bunlar arasında en sık görülenleri stres tipi, sıkışma tipi ve karışık tip idrar kaçırmadır. Stres tipi idrar kaçırma; gülme, öksürme, hapşırma ya da karın içinde basınç artışına neden olan başka olaylar esnasında görülen idrar kaçırmaya deniliyor. Sıkışma tipi idrar kaçırmada, hasta aniden çok şiddetli bir idrar yapma isteği duyuyor. Sıklıkla ‘sıkışma’ hissi o kadar güçlü oluyor ki, hasta tuvalete yetişemiyor." dedi.

İdrar kaçırma için en bilinen risk faktörleri arasında doğum yapma, obezite, başka üriner sistemdeki belirtilerin varlığı ve fonksiyonel bozukluklar olduğunu anlatan Uzm. Dr. Aybala Akıl, yüksek kafein alımı, diyabet, inme, depresyon, vajinal doğum yapmış olmak, östrojen yetersizliği (menopoz) gibi başka durumların da idrar kaçırmaya katkısı bulunduğunu dile getirdi.

İdrar kaçırmanın teşhisinin konulması ve türünün anlaşılabilmesi için, ilk görüşmede, hastanın hikayesi, fizik muayenesi ve idrar tahlili yapıldığına işaret eden Dr. Akıl şunları kaydetti:

"İdrar kaçırma ile birlikte sıklıkla pelvik organlarda da sarkma olabiliyor. Bunun anlaşılabilmesi için, hekiminiz size vajinal muayene yaparak rahim, idrar kesesi ya da rektum gibi organlarınızda sarkma olup olmadığını değerlendirebilir. Stres tipi idrar kaçırmanın tanısı, öksürerek oluşturan stres sırasında, idrar kanalının ağzından idrar kaçırmanın gözle görülmesine dayanıyor. Öksürük esnasında karın kaslarımızı kastığımız için karın için basıncımız artar, bu da idrar kaçağına yol açıyor. Bu test için hastanın idrara sıkışık olarak başvurması gerekiyor. Hekiminiz sizi jinekolojik pozisyonda muayene masasına hazırladıktan sonra, idrar kanalınızı çıkışını gözünüzle gözleyerek sizi öksürtecektir, test bundan ibarettir."

Dr. Akıl’a göre; günlük alınan sıvı miktarını azaltmak, özellikle de gece yatmadan birkaç saat önce daha az sıvı tüketmek de idrar kaçırma tedavisinde uygulanabiliyor.

Alkol, kafein, baharatlı ya da asitli gıdalar gibi yiyecek ya da içecekleri azaltmanın da tedavide önemli bir yere sahip olduğunu belirten Uzm. Dr. Akıl, idrar kaçırmaya karşılık uygulanabilecek tavsiyeleri şöyle sıraladı:

"Fazla kiloyu vermek. Şeker hastasıysanız, kan şekerinizi mümkün olduğu kadar normale yakın tutmak. Diüretikler denilen idrar söktürücü ilaçlardan kullanıyorsanız, bunların kullanımını kısıtlamak. İdrar kaçırmaya sebep olacak başka hastalıklarınız varsa bunların tedavisi için ilgili hekimlere başvurmak. Mesanenin yeniden eğitilmesi: Önceden belirlenmiş bir plan çerçevesinde, örneğin her saat başı, tuvalete gidip mesanenizi boşaltın. İdrar yapma isteğiniz yoksa bile mutlaka tuvalete gidin. Buna alıştıktan sonra, gittikçe aralarını açarak, gene önceden belirlediğiniz aralıklarla düzenli olarak tuvalete giderek mesanenizi alıştırın. Zamanla tuvalet saatlerinin arasını 3 ya da 4 saate çıkarın."
Kaynak.7gunsaglik.com

Bamyanın Ürolojik Rahatsızlıklar Üzerindeki Etkisi

Bamya idrar söktürmeye yarar peki başka faydaları nelerdir?

Bamya mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlayarak sindirim sistemine yardımcı olur. Lif oranı yüksek bir besin olan bamya, idrar söktürücüdür ve kabızlığı gidermekte faydalıdır. Mineraller açısından da zengin bir sebze olan bamya, halsizliğe de iyi gelir.

Gelincik uyku hapı gibi
Gelinciğin kullanılan kısımları çiçekleridir. Çiçekler güneşte ve mümkün olduğu kadar çabuk kurutulur. Kaynatılıp içilir. Kurusunun hafif yumuşatıcı ve uyuşturucu bir tesiri vardır. Uykusuzluğu giderir. Şerbeti ise nefes darlığı ve astımda rahatlık verir.

Antibiyotik kudret narı
Kudret narının yüksek oranda antibiyotik etkisi bulunur. İçeriğinde bulunan Lutein ve lycopene tümörün büyümesini engeller. Mide ülserini tedavi eder. Egzama, sedef ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır. Mide problemleri ve kan şekerinin kontrolü için yaygın olarak kullanılır.

Mide dostu kandil çiçeği
Kandil çiçeği saponin, karoten, acı esans, uçucu yağ, sterol, flavonit ve yapışkan bitki sıvısını içerir. Çayı bedeni güçlendirici toniktir. Sindirim işlemini kolaylaştırır. Gastrit ve onikiparmak bağırsağı ülserlerinin tedavisinde yararlı olur.

Kabak vücudun pasını alır
Bal kabağının alzheimer, erken yaşlanma ve kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Vücudun ‘paslanmasını’ önleyen en güçlü antioksidanların birçoğunu içerir. Hem göz hem de beyin sağlığı için de mükemmel bir besin. Aynı zamanda mide dostudur.

Karaciğer ilacı çam ağacı
Çam ağacının kabuğu sirke ile kaynatılıp gargara yapılırsa diş ağrılarına iyi gelir. Dikenli yaprakları ise kaynatılıp balla içilirse astıma ve karaciğer ağrılarına iyi gelir. Çam filizleri, taze yaprakları kaynatılıp balla içilirse böbrek iltihabı ve kumlarına da iyi gelir.

Böbreğe kırmızı pancar
Kırmızı pancar, iştahı açar ve hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. Mide ağrılarını ve ekşimelerini azaltır. İdrar söktürür ve kabızlığı giderir. Böbrekleri çalıştırır. Şeker hastalığı ile vereme karşı koruyucudur. Sinirleri yatıştırır. Kırmızı pancar suyu kansere karşı iyi bir koruyucudur. Ayrıca, yüksek tansiyonu düşürücü etkiye sahiptir.

Öksürük ilacı taflan
Yapraklardan elde edilen taflan suyu öksürük dindirici olarak kullanılır. Solunum yolları ve bronşite karşı da fayda sağlar. Kurutulmuş meyvelerinin tohumlarıysa şeker hastalığına karşı kullanılır. Tâze meyveleri taş düşürücü olarak da kullanılmaktadır.

Şeker niyetine üvez
Özellikle bir şeker olan üvez şeker hastaları rejimi için iyi bir tatlandırıcıdır. Meyveleri ve yaprakları kabız edicidir. Yine meyveleri idrar söktürücü, kadınlarda âdetleri kolaylaştırıcı etkilere sâhiptir. Yapraklarının çayı şeker hastalığına karşı kan şekerini düşürücü olarak kullanılmaktadır. Zararsızdır.

Kaynak.7gunsaglik.com

Böbrek Taşı Neden Oluşur, Tedavisi Nasıldır?

Böbreklerden süzülen idrar ve kan karışımı oluşumundan meydana gelebilir.

İdrarda tuz ve diğer mineraller bir şekilde böbrek taşı üretebilir. Şeker kristali büyüklüğündedir ve burada tıkanmaya sebep olur. Nadiren fark edilir ve pin pon topu büyüklüğünde de gelişebilir. Mesane ve dar kanallara itilerek tıkanma yapar. İdrar yolu boyunca hareket eden bu taşlar şiddetli ağrıya neden olur.

Diğer belirtileri, karın arkası ve kasıkta şiddetli ağrı, sık ve ağrılı idrara çıkma, idrarda kanama, bulantı ve kusmadır. Küçük taşlar belirti vermeden gelişir. Doktorunuz size ağrı kesici verecektir. İdrar boşaltımı için bol sıvı tüketmeniz gerekir. Günde en az 10 bardak su içilmelidir. Böbrek taşı düşüren reçeteli ilaçlar da mevcuttur.

Alfa bloker ilaçları üreter duvarlarını rahatlatır. Yan etkileri hafiftir genelde baş dönmesi ve baş ağrısı yapar. Böbrek taşı kırmak için yüksek enerjili şok dalgaları da kullanılır. Ufalanan parçalar idrar yoluyla atılır. Yan etkileri kanama, morarma ve işlem sonrası hafif ağrıdır.

Üreteroskopi mesaneye yakın böbrek taşında kullanılır. İnce bir tüp idrar yolu boyunca geçirilir ve taş kırılarak parçalara ayrılır. Büyük taşlar için cerrahi gerekir. İdrarda bulunan su, tuz ve mineral dengesi değiştiğinde böbrek taşı oluşur.

Kronik durumları yeme içme, hareket gibi birçok faktör tetikler. Az su içmek en büyük sebebidir. Protein, sodyum, çikolata, koyu yeşil yapraklılar ve oksalatlı gıdalar taşı oluşturabilir. Kilo alımı da risk faktörüdür. Kalsiyum içeren gıdalar sanılanın aksine bu durumda iyi gelebilir.

Kaynak.7gunsaglik.com

Mesane Kanseri Nedenleri ve Tedavisi

Vücuttaki anormal hücrelerin büyümesiyle oluşur. Bu kitle ve tümörler mesanede gerçekleşirse mesane kanseri oluşur.

İdrar depolayan idrar yolu parçası ise mesanedir. Erken teşhis ve tedavide başarı kesindir. Sigara ve bazı kimyasallara maruz kalma nedeni olabilir. Diğer kanser türleri gibi DNA hücrelerinde değişikliklere neden olur. İdrarda kan görülmesi belirtilerindendir.

Teşhisinde doktorunuz fiziksel ve rektal muayene yapacak, aile öykünüzü öğrenecek ve sizi muayene edecektir. Kan ve idrar testi yapılır. Sistoskopi ile ışıklı görüntüleme cihazı taraması yanında biyopsi de yapılabilir. Lazer ve diğer yöntemlerle cerrahi yöntem tedavide ilk önerilen seçeneklerdendir.

Kanser hücrelerini yok eden ilaç tedavisi kemoterapi verilebilir. İmmünoterapi ve X ışınlı tedaviler de önerilebilir. Birçok durumda mesanenin de alınması gerekir. Tedavi bitince düzenli kontrollere devam edilmelidir çünkü mesane tümörleri geri gelebilir.

Korku ve panik olmak yerine destek terapilerine katılmak iyi gelecektir. Sigara içenlerde, 40 yaşın üzerindekilerde, kimyasallara maruz kalanlarda, kötü beslenenlerde bu kanser türü daha sık görülür.
Kaynak.7gunsaglik.com

Sessiz Katil Karbon Monoksit: Evinizde Güvenli misiniz?

Her yıl 20 bin ila 30 bin kişi kaza sonucu karbon monoksit zehirlenmesi sonucu hastalanıyor ve evlerinde yaklaşık 500 kişi yaşamını yitiriyor.

Karbon monoksit gazı renksiz, kokusuz ve tatsızdır. Bu nedenle fark edilmesi güçtür. Dedektör yani algılayıcı yardımı olmadan algılanamaz. Ev yerleşimi içinde alçıpan duvar ve tavanlara siner. Gözenekli sıva malzemelerinden kolayca sızar.

Alarm olmayan bina ve evlerde zehirlenme sebebidir. Gaz sobası, şömine, garajdaki rölantide çalışan araçlardan sızan bu gazla hayati tehlike arz eder. Zehirlenme ve güvenlik konusunda ciddi riskler içerir. Özellikle çok birimli binalarda yer alması gereken güvenlik ve uyarı sistemleri hayat kurtarıcıdır.

Komşunun ızgara külleri ve mangal dumanı bile zehirli etkide olabilir. İç alanlarda mangal benzeri işlemler yapılmamalıdır. Mümkün olduğunca karbon monoksit saçan şeyler açık alanda yapılmalıdır. Kapalı garaj yerine kapısı açık dışa açılan bir garaj kullanılmalı, rölantiden kaçınılmalı, bu gazları dışarı vermeliyiz.

Elektrikli aygıtlar bu gazı algıladığında büyük patlamalar ve sorunlar meydana gelecektir. Yedek batarya sistemine sahip alarm sistemleri kurulmalıdır. Pek çok Avrupa ülkesinde bu dedektörleri kullanmak mecburidir. Duman alarmları tavana ve aygıtlara yakın kurulur..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Güzel Bir Cildin Bakım Sırları

Kadınların en dikkat ettiği konulardan biri de cilt güzelliğidir. Cildimizi ihmal etmeyelim ve erken yaşta bakıma alalım.

Cildinize zamanın elinin değmesini istemiyorsanız bunlara dikkat edin!

Cildiniz de yaşlandığı için cilt bakımına 20’li yaşlarda başlamak gerekir. Genleriniz, günlük alışkanlıklarınız ve güneş cilt bakımına başlama yaşınızı belirler. Düzgün, yumuşak ve sorunsuz bir cilt istiyorsanız bir dermatoloğa başvurarak cildinizin özelliklerini öğrenmeniz ve ona uygun ürünler kullanmanızda fayda var.

Yumuşak bir temizleyici kullanın

Kuru bir cildiniz varsa krem; yağlı cilde sahipseniz yağ içermeyen köpüklerle cildinizi temizleyin. Eğer hassas bir cildiniz varsa tahrişi önlemek için mutlaka dermatoloğa danışarak ürün kullanın. Yüzünüzü ılık veya soğuk suyla, çok ovmadan yıkayarak kurulayın. Sıcak su cildin doğal nemini bozabilir.

Cildinize özel nemlendirici seçin

Nemlendirici cildinizi korur ve geliştirir. Cildiniz yağlı bile olsa her gün hafif, yağsız nemlendiriciler kullanabilirsiniz. Eğer kuru bir cilde sahipseniz, günde birkaç defa nemlendirici kullanmanız gerekebilir.

Güneşten korunun

Kapalı alanda çalışsanız da gündüz saatlerinde her zaman güneşten korunmanız gerekir. Güneş ışınları bulutlar ve pencerelerden geçebilir. Birçok nemlendirici güneşten koruma özelliği de içerir. Ancak kullandığınız nemlendiricinin bu özelliği yoksa en az 30 koruma faktörlü güneş kremi kullanın. Dudaklarınızı da ihmal etmeyin.

Günlük bakımınızı ihmal etmeyin

Güne cildinizi temizleyerek başlayın. Nemlendiricinizi ve güneş kreminizi ihmal etmeyin. Gece ise dermatoloğunuzun kullanmanızı önerdiği anti-aging ve nemlendiricinizi kullanın.

Peeling yapın

Cildinizin parlamasını engelleyen lekelerden kurtulmak için yumuşak bir bez ya da fırça yardımıyla sürdüğünüz peelingi kuru bir cilt yapısına sahipseniz haftada bir; yağlı bir cildiniz varsa haftada iki kez uygulayabilirsiniz. Eğer akne ya da hassas bir cildiniz varsa, hekiminizle konuşun.

Cildinizin ihtiyacı olan besinleri tüketin

C ve E vitamini içeren krem ve serumlar cildinizi besleyerek güneş hasarına karşı korur. A veya B3 vitamini içerenler ise güneş hasarını düzeltmek için kullanılabilir. Ancak yine de protein, karbonhidrat, yağ ve vitaminlerin tümünü içeren her gıda grubundan dengeli tüketmek gerekir. Ayrıca koyu renkli özellikle mor meyve ve sebzeleri, fındık ve ceviz başta olmak üzere kuruyemişleri softamızdan eksik etmemeliyiz.

Cildinizin Sağlığını Korumak İstiyorsanız…

• Sigaradan uzak durun. Çünkü sigara cildinizin kırışarak daha hızlı yaşlanmasına neden olur.

• Sağlıklı bir cilt için meyve, sebze, yağsız protein ve kepekli tahılları bol bol tüketin.

• Her gün egzersiz yapın. Egzersiz kan akışını artırarak cildinize yardımcı olur.

• Stresten uzak durun; stres cildinizi daha duyarlı hale getirir.

• Güneşten mümkün olduğunca korunun.
Kaynak.7gunsaglik.com

Aktif Kadınlar İçin Demir İçeren Besinler

Demir sadece bir metal değildir, aynı zamanda bulunduğu gıdalarla vücudumuza giren sağlık unsurudur.

Özellikle aktif olan hareket halinde olan çalışan ve spor yapan kadınlar için demir oldukça gereklidir. Kas ağrılarına egzersiz sonrası demir yüklemek gerekir.

Yorgunluk olmaması için demir içeren besinleri tüketmek ya da demir takviyesi şarttır. Günde 18 mg demir minimum düzeyde kadınlar için gereklidir. Demir açısından zengin gıdaları öğrenelim…

Mercimek. 1 fincanda 6.59 mg demir bulunur. Lif ve A vitamini deposudur ve garnitür ya da ana yemeklerde kullanılabilir.

Ispanak. 1 fincanda 6.43 mg demir bulunur. Kasları güçlendirir, A vitamini, kalsiyum ve potasyum içeren sağlıklı bir besindir.

Beyaz pirinç. 1 su bardağında 7.97 mg demir bulunur. Pilavda, dolmada ve çeşitli yemeklerde kullanın.

Sığır eti. Bir parçasında 5.24 mg demir bulunur. Protein ve demir deposu kırmızı et türüdür.

Fasulye. 1 su bardağında 5.2 mg demir bulunur. Lif, C vitamini ve protein açısından zengindir.

İstiridye. 5.91 mg demir içerir. Kalsiyum da içeren bu deniz ürünü güçlü de bir afrodizyaktır.

Domates. 1 fincanda 3.39 mg demir bulunur. Antioksidan deposudur. Cildi ve hücreleri hastalıklara ve yaşlanma etkilerine karşı korur.

Leblebi ve nohut. 4.74 mg demir içerir. Lif kaynağıdır. Kan basıncı ve kolesterolü de düşürürler.

Patates. 1 adedinde 2.7 mg demir bulunur. Fırında sebzeli pişirin ve sağlıklı beslenin..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Kolesterol İlacı iktidarsızlık Yapar Video


Dogal Yaşam Alternatif Tedavi .Kolesterol İlacı iktidarsızlık Yapar. Canan Karatay ve Ahmet Rasim Küçükusta Video

Menopozdan Önce Soya Diyeti Kalbi Koruyor

Asya’da yetişen soya bitkisi günümüzde birçok besinde kullanılabiliyor.

Soya fasulyesi çorba salata ve yemeklerde kullanılır ayrıca soya yağı sağlıklıdır. Soya proteini tofu, soya sütü, süt ve ette vardır. Son araştırmalara göre soya proteini prostat kanserine karşı koruyucudur. Kalp hastalığı için risk faktörü olan arterlerde tıkanmayı giderir ve önler. Kan akışını kısıtlayan yağlı maddeler plaklar, soya açısından zengin bir diyet ile ateroskleroza karşı korur. Kalbin damarları rahatlar kan akışı sağlanır.

Kalp ve kanser hastalıklarından koruyor. Kadınların menopoza girmeden önce soya yönünden zengin beslenmeleri ileride oluşacak kalp hastalıklarından korunması için önemli bir etken. Menopozdan sonra kalp ve kanser riski artıyor. Bunun önüne geçmek bizim elimizde. Sağlıklı beslenin ve soya tüketin. Kolesterol düzeyleri de dengelenecektir. Soya tüketiminiz yüksek seviyede olsun böylece tam olarak korunabilirsiniz. Kalbiniz için soya tüketin.
Kaynak.7gunsaglik.com

Doğum Kontrol Hapları Meme Kanseri Riskini Artırıyor

Seattle Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezi çalışmalarına göre doğum kontrol haplarında kanser riski var.

Kadın hormonları olan östrojen ve progesteron yapımında ve gebelik önlenmesinde kullanılan bu haplar progestin içerir. Vücutta doğal olarak oluşan bu hormonlar bazı kanser risklerini artırabilir. Bu ilaçların kullanımı eski dönemlere oranla %50 oranında artmıştır, kadınlarda meme kanseri oranlarının da artması düşündürmektedir. Elektronik eczane kayıt sisteminden kullanılan ilaçların ve sağlık durumlarına bakıldığında sonuçlar elde edilmiştir.

Doğum kontrol hapını düzenli kullananlar az kullanan ve hiç kullanmayanlara göre meme kanseri konusunda %50 daha dezavantajlıdır. Progestinin bir formu olan etinodiol dıasetat içeren doğum kontrol hapları meme kanseri riskini 2.6 kat artırmıştır. Bazı formülasyonlardaki ilaçlar daha risklidir bazı formüller de daha ılımlıdır. Emzirme ve tubal ligasyon BRCA1 veya BRCA2 gen mutasyonu olan kadınlarda yumurtalık kanseri riskini azaltabilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Ülseratif Kolit Nedir, Nedenleri, Belirtileri ve

Ülseratif kolit inflamatuvar barsak hastalığıdır. Bu bir iltihaplanma şeklidir kanamalı olabilir ve sindirim sisteminde meydana gelir.

Bu alanda yaralara yol açabilir. Rektum ve kolon yani kalın barsakta olur. Hücrelerde kronik iltihaba sebep olur. Sakinleştirici ilaçları mevcuttur, ülseratif kolit iltihabını azaltan günlük yaşamı kolaylaştıran tedaviler mevcuttur. Karın ağrısı ilk belirtisidir. Karın ağrısı, ağrılı ishal sıkça ve hafif olarak görülür. Kalıcı belirtileridir. Kilo kaybı diğer belirtisidir. Kolonda kronik inflamasyona neden olabilir sindirim sorunlarına neden olabilir. Kilo kaybı, iştahsızlık, mide bulantısı, çocuklarda zayıf büyüme görülür. Eklem ağrısı, cilt yaraları, yorgunluk, anemi ve sık ateş görülebilir. Kırsal kesimde daha yaygındır, genelde 15-25 yaş arasında görülse de her yaşta görülebilir. Bağışıklık sistemi zayıflığından ileri gelen bu rahatsızlık sindirim sistemindeki bakterilerden kaynaklanır. Stres ve kötü beslenme de tetikler. Yatış gerektiren bir bakım süreci vardır. Kanama, ülser ve susuzluk hastalığı ilerletir. Kan ve sıvı kaybı hastanede durdurulur. Cerrahi müdahale gerekebilir. Ülseratif kolit için kolondaki iltihabı temizlemeye yardımcı ilaçlar verilebilir. İlk olarak aminosalisilatlar verilir yetersiz gelirse steroid, prednizon gibi ilaçlar verilebilir. ağışıklık aktivitelerini etkileyerek inflamasyonu azaltmak için bağışıklığı düzenleyen ilaçlar verilir. 3 ay içinde etkileri görülür. Biyolojik tedavide ise tümör nekroz faktörü (TNF) olarak adlandırılan bir enflamasyonu indükleyen bir protein yok edilir. Yağsız ve lifli gıdalarle beslenme önerilir. Kalorili gıdalardan kaçınılır.

Kaynak.7gunsaglik.com

Depresyon Bazen Parkinson Belirtisi Olabiliyor


Özellikle 65 yaş üstü kişilerde depresyon belirtileri aslında Parkinson hastalığı işareti olabilir.

Bu kişilerde depresyon yerine Parkinson’dan şüphelenmek için 3 kat daha fazla sebebiniz var. Depresyon Parkinson’a neden olmaz, sadece belirtileri benzerdir. Tayvan Taipei Veterans General Hospital psikiyatristi Dr Albert Yang bazı durumlarda Parkinson öncesi depresyon görülebileceğini vurgulamıştır.

10 yıl boyunca izlenen 4600 kişinin %1.43’üne Parkinson tanısı konmuştur. Depresyon öyküsü olan 18500 kişiden sadece %0.52’si Parkinson olmuştur. Uzun vadede zor geçirilen depresyon ile Parkinson arasındaki ilişki tam çözülememiştir. Tüm depresyon hastaları Parkinson olacak diye bir şey yoktur fakat belirtiler çok benzer.

Kronik ve ilerleyen bir hareket bozukluğu görülür. Motor güçlerinde azalma, titreme, sertleşme, yürüme ve ifadede sorun yaşanır. Yaşlıların bu riski daha yüksektir. 65 yaş üstü depresyon hastalarının Parkinson olma ihtimali 2 kat daha fazladır.

Parkinson hastalığının erken belirtisi olarak özellikle yaşlılarda depresyon ölçüt olarak alınır. Sigara ve kahveyi çok tüketmek, alkol almak, kötü yaşam ve çevre koşullarında yaşamak da bu hastalıkların kaynağıdır..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Canan Karatay'dan Gripten Korunma Tavsiyeleri Video


Dogal Yaşam Alternatif Tedavi .Canan Karatay'dan Gripten Korunma Tavsiyeleri Video

Daha Genç Görünmek İçin Makyaj Hileleri

MAC Kozmetik sanatçılarından Antonio Lopez, bazı makyaj oyunlarıyla daha genç görünmenin sırlarını veriyor.

Markanın yeni koleksiyonu bu amaçla hazırlanmış. Zamanı durdurmak hatta geri almak böylece çok kolay. Kırışıklık ve lekeler birkaç fırça darbesiyle yok ediliyor. Pudradan kaçınmak ilk kural. Çünkü toz pudra çizgi ve kırışıklıkların içine girerek daha kötü bir görünüm verebilir. Krem formüllü kapatıcı, pudra ve allık ürünler tercih edilmeli.

Parlak kısımlar kağıt peçeteyle fazla duruyorsa üzerinden alınmalı. Far ve allıkta ışıltı seçilebilir, daha genç ve modern gösterir. Düz ve yalın görünen mat ürünler ise sıradan ve soluk gösterebilir. Mineral içeren aydınlatıcılar yüze cazibe katar. Yanaklarda ise pembemsi tonlar ıslak görünümlü krem allıklarla sağlanır ve yüze ifade kazandırılır.

Cilt tonuna uygun silikon bazlı bir kapatıcı da işe yarar. İleri yaşlarda dudaklar da incelmeye başlar. Onları dolgun gösterin. Nemlendirin, şekel ve balla ovun. Dudaklarınız inceyse dışından kalem çekin. İçini canlı bir renkle boyayın. Güneşten koruyan kreminizi unutmayın. Likit eyeliner ile gözlere de genç ifadeler katın. Kaleminizi iyice çekin ve maskarayla makyajınızı bitirin.
Kaynak.7gunsaglik.com

Zaman Harcamadan Güzelleşmenin Basit Yöntemleri

Şampuan kullanmayın. Hem sağlıksız ve güzelliği kapatıyor hem maddi açıdan bir külfet.

Hele zamanı dar olanlara doğal bir bakım kremi ya da organik sabunla kökten uca saçlarınızı yıkayıp nemini alın. Sonra nemliyken hafif bir topuz yapıp çıkın.

Nemlendirici zamanı. Özellikle neme ihtiyacımız olan soğuk kış aylarında cilde ve saça gereken nemi verin. Su bazlı formülleri deneyin. Bol su için ve sulu gıdaları tüketin.
İki adımı birleştirin. Kapatıcınızı nemlendirici özellikli alın ki dar zamanlarda ikisini aynı anda uygulamış olun. Yüzünüze eşit uygulayın.

One-stop ürünlere yönelin. Yani tüm makyaj malzemelerini bir palette toplayan ürünleri alın. Ne nerede aramaya gerek kalmasın. Kremsi dudak, yanak ve göz ürünlerini deneyin. Renkleri daha vurgulayıcı ışıltılı ve kalıcı oluyor.

Kremleri tercih edin. Toz ürünler ve fırça kullanmak yerine kremsi ürünleri parmaklarınızda dağıtarak uygulayın. Daha buğulu bir güzellik daha az zaman.
Yanaklarınıza ve gözlerinize odaklanın. 10 saniyeniz varsa harika görünebilirsiniz. Birer fırça darbesiyle allık, rimel ve kapatıcı işinizi görür.

Her zamankinden daha hızlı losyon uygulayın. Vazelin, krem, güneş koruyucu gibi formülleri spreyli bir şişeye koyup bir fısfısta işinizi halledin. Kol, bacak ve yüz için de kullanışlıdır.

Gece yüz yıkamaktan kurtulun. Makyaj temizleyici mendilleri satın alın. Kir, yağ ve kalıntıları su geçirmez maskarayı bile temizler. Gece bakım kreminizi göze, dudağa ve yüze uygun olanından edinin.
Kaynak.7gunsaglik.com

İlk Kez 30 Yaşından Sonra Anne Olanlar Riske Sahip mi?

Hamilelik planını erteleyen kadınlar bir noktada risk alıyor mu?

35 yaş anne olma konusunda sihirli bir yaş kabul edilmekte. İlk kez anne olmak için hangi yaşlar ideal? İsveç’te yapılan bir araştırmaya göre, doğum riskli 20li yaşlar sona erdikten sonra başlıyor.

Bir kadının 20li yaşları sona ermeden ilk doğumunu yapması en sağlıklısı. Dünyanın zengin ve gelişmiş ülkelerinde durum maalesef böyle, kadınlar geç yaşlarda anne olmayı seçiyor.

Önce kariyer, başarı, birikim gibi hedefler gerçekleştiriliyor. Araştırmada 1 milyon İsveçli ve Norveçli kadının doğum kayıtları incelenmiştir. 25-29, 30-34, 35-39, 40 ve üzeri yaşında yapılan doğumlar, erken doğumlar ve doğum sorunlarına bakıldığında, erken doğum riskinin, anne ve bebek ölümlerinin 30 yaş üstünde doğum yapan kadınlarda daha çok yaşandığı görülmüştür.

Ayrıca, sigara, aşırı kilo, obezite, kalp gibi diğer faktörler de erken doğuma, düşüğe ve doğum risklerine neden oluyor. Erken yaşta yapılan doğumları da kötü alışkanlıklar etkileyebiliyor.

30 yaşından ve 35 yaşından sonra gebe kalan kadınlar ciddi anlamda risk üstleniyor. İkinci ve üçüncü çcouklar ise bu yaşlarda daha kolay doğurulabilir. Önceden var olan diyabet öyküsü ise bebek ölümlerinin riskini artırıyor..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Erken Doğum Doğum Sonrası Depresyonunu Artırıyor

Bu kanıya göre tam aksini düşünürsek, normal gebelik süresi sonunda yani 36-38 hafta sonunda doğum yapan bir kadının, doğumdan sonra depresyona girme ihtimali azalıyor.

Erken doğum sağlık riskleri ve diğer sorunları nedeniyle, doğum sonrasında kadınlara depresyon olarak geri dönebiliyor. İlk 6 ay içinde yapılan doğumdan sonra depresyon kadınların yakasını bırakmıyor.

Hele bir de çalışan kadınsa ve izni kısıtlıysa doğumdan kısa bir süre sonra işe dönemk zorunda kalıyorlar. Bu durum da işe, sosyal ortamlara adapte olmayı zorlaştırıyor.

Maddi manevi zorluklar çekiliyor.%13 oranında erken doğum sonrası depresyon riski var. Bu da tüm yaşamı alt üst edebiliyor. Doğum sonrasındaki 1 yıl boyunca anneler izne çıkmalı veya işlerini bırakmalıdır.

Özellikle iç ve dış ortam adaptasyonu ve kendi ruh sağlığı için, ayrıca bebeğe yeterince ilgi ve sevgi verebilmek açısından, 1 yıllık bir ara çok iyi gelecektir.

Aksi takdirde depresyon kalıcı olarak yerleşebilir. 6 haftalık izin kullanan kadınlar, 12 hafta ve 6 ay izin kullanan kadınlara bakıldığında da bu durumu kanıtlar nitelikte bilgiler alınmıştır. Ücretsiz izin hakkınızı da kullanın ve gerekirse sağlığınız için işi bırakın. Ara vermek bu süreçte en sağlıklısıdır. Hele ki erken doğum yaptıysanız..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Çocuklara Özel Sağlıklı Kahvaltı Önerileri

Kahvaltının tatmin edici ve besleyici olması çocuklar için daha da önemlidir.

Süt, meyve, tam tahıllı ekmek ya da yulaf gevreği gibi sağlıklı tercihlerden yana olunmalıdır. Fıstık yağı, ayçiçek yağı, badem yağı ya da az miktarda tereyağı ile tam tahıllı sandviç ya da hafif gözleme yapılabilir. Kuru üzüm ve meyve de tüketilebilir. Limonlu ve mangolu vanilyalı yoğurt ya da dondurma karışımı ile tahıllı gevrek karışımı da çocukların hayır diyemeyeceği sağlıklı seçeneklerdendir. Sıcak süt ve kakao karışımı çikolatalı süt de iyi bir seçimdir.

Kepekli tahıllar ve dondurulmuş meyveler çocukların sevdiği sağlıklı seçeneklerdendir. Sevdikleri meyveleri güzelce doğrayın ve tereyağda pişmiş yumurtayı kahvaltıda yedirin. Yağ miktarı çok az olmalı. Muz, vanilya ve süt karışımını mikserde çırpın. Buna da bayılır. Kalsiyum ve D vitamini ile C vitamini alması için portakal suyu iyi fikirdir.

Bir dilim küçük pizza da verilebilir. Peynir ve salamdan oluşan sandviç, mantarlı, çedar peynirli ev yapımı pizzaya hayır diyemez. Kepekli simit, ceviz, sütlü meyveli gevrek de çocuk menüsüne dahildir. Az yağ, şeker ve tuz kullanın. Hamur işine fazla ağırlık vermeden güzel bir çocuk kahvaltı menüsü oluşturun..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Sürekli Elimizin Altında Bulunan İnceltmeye Yarayan 4 Besin

Elinizin altında sürekli sağlıklı besinleri tutun. Buzdolabında, mutfakta, kilerde istediğiniz anda kolayca bulabilin.

İnce kalmak için alışverişinizi buna göre yapın. İnceltmeye yarayan gıdaları iyi tanıyın. Her zaman markete gitmek için vakit olmayabilir. Ama evimizde genelde bulundurduğumuz 4 adet incelten besin grubu vardır. Bunları öğrenmeye ne dersiniz?

Dondurulmuş tavuk göğsü ve somon filetosu. Derin dondurucuda birkaç paket tavuk göğsü ve somon bulundurun. Dilediğiniz zaman mikrodalgaya atıp ısıtıp afiyetle yiyin. Diyet dostudur. Protein ve omega 3 besin içeriğiyle doludur.

Yumurta. Hayvansal gıdaların aslında en yararlısıdır. Protein deposudur. Tok tutar, raf ömrü uzundur, maliyeti azdır, dilediğiniz gibi pişirip yiyin.

Dondurulmuş sebzeler. Tazeliğini korumak besin değerini öldürmemek için dondurucuda yazlık sebzeleri tutabilirsiniz. Dilediğiniz anda çıkarıp çözüp pişirin. Lif kaynağıdır. Zeytinyağı ve sarımsakla soteleyerek pişirin.

Tahıl ambarı. Esmer tahıl ürünlerini depolayın. Kepekli pirinç ya da makarna gereklidir. Lif ve karbonhidrat ihtiyacınız karşılar tok tutar..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Kalp Sağlığını Koruyan Beslenme Şekli

Sağlıklı beslenmek tüm vücudumuzu korur, kalbi korur, besler ve güçlendirir.

Koroner arter hastalıkları yağlı ve yanlış beslenmekten ileri gelir. Öncelikle kalbimizi koruyacaksak kırmızı etten uzak durmalıyız. Balık yeterince güçlü bir et kaynağıdır. Hayvansal gıdaların tümü ve doymuş yağlardan uzak durun. Yağ tüketirken gram gram sayın. Porsiyon başına düşen miktarı sınırlayın.

Unlu mamüller, çerezler, cipsler, kek, börek, pasta, ekmek, kızartma yağlı oldukları için iki kat tehlikelidir. Bitkisel gıdalara yönelin. Sebze, meyve ve tam tahıllı gıdalar kalbi kurtarır. Arterleri koruyan vitamin, mineral, antioksidan ve lifler, taze ürünlerde bolca bulunur.

Ayrıca tansiyonu düşürmeye de yardımcıdır. Kiloyu kontrol altında tutar. Sağlıklı besinler obeziteyi önleyerek bir bakıma kalbi yine korur. Obezlerde ve erkeklerde yüksek tansiyon riski daha fazladır. Kalp dostu gıdalar bu sorunları önler. Protein tüketim ama et ürünlerinde aşırıya kaçmadan tavuk, balık, bakliyat gibi gıdalar tüketin..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Kan Şekeri Kontrolü ve İnsülin

Dengeli bir diyetle diyabetten kurtulmak mümkün. Tip 1 ve tip 2 diyabette glikoz seviyesini yönetebilmek sizin elinizde.

Karbonhidratı kesmek ya da azaltmak gerek çünkü şiddetle kan şekerini fırlatıyor. Sebze meyve, kepekli tahıllar, fasulye, balık, yağsız et ve süt ile beslenin. Arada atıştırmalıklara dikkat edin kalorili unlu kızartmalı şekerli şeyler olmamalı. Yemeklerin ardından yükselen kan şekeri için yine karbonhidratı azaltın porsiyonunuzu küçültün.

İlacınızı düzenli alın, egzersiz yapın, düzenli kan şekerinizi ölçün. Tip 2 diyabeti düzenleyen en önemli faktörlerden diğeri egzersizdir. Kasların glikoz kullanımını uyarır. Ağırlık ve kas yapan egzersizlere yönelin. Düşük kan şekeri hipoglisemiden kaçınmak için, meyve suyu, meyve, şekerli gıdalardan uzak durun.

Yorgunluk, baş dönmesi, zayıflık gibi belirtilerde kan şekeriniz düşmüştür. Yağ ve şekerden mümkün olabildiğince kaçının. Doktor önerisiyle tedavinizi başlatın ve bunu aksatmayın. İnsülin tedavinizi aksatmayın. Gündelik yaşamın bir parçası haline getirdiğiniz düzenli kan şekeri ölçümü, egzersiz ve iyi bir diyetin yanında verilen ilaçları kullanmanız, diyabeti önleyecektir. .Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Enine Boyuna Sağlık Özel Karatay Diyeti part 1 Video


Dogal Yaşam Alternatif Tedavi . Enine Boyuna Sağlık Özel Karatay Diyeti part 1 Video

İpeksi Pürüzsüz Bir Cilt İçin Süt Kullanın

Pahalı temizleyiciler ve bakım ürünleri yerine kolay ve ucuza bulunabilen sütten yardım alarak güzelleşin.

İpek gibi yumuşacık, pürüzsüz bir cilde kavuşmak sütle çok kolay. Pratik ve ücretsiz olarak mutfağınızı kullanın. Doğal nemlendirici ve yumuşatıcı olan süt güzellik amaçlı kullanılabilir.

Temizler. Köpüksü yapısıyla hassas ciltleri yatıştırır dengeler yumuşatır ve besler. Günlük temizleyicidir, makyaj ve kiri arındırır.

Alfa hidroksi asitleri ile laktik asit kimyasalları kırışıklıkları azaltır cildi gerer gençleştirir. Tahrişi önler kolajen artırır enzimleri ile peeling görevi görür.

Yumuşacık bir cilt elde edersiniz. Süt banyolarından vazgeçmeyin. Sütü ısıtıp vücudunuza uygulayın ve nemlendirin.

Maskeleri tonlama yapar. Pul pul dökülmeyi önler ve yatıştırır. Cilt tonunu eşitler ve dengeler renk farklılıklarını yok eder.

Lekeleri tedavi eder. Ölü hücrelerden arındırır. Nemlendirir akneleri önler lekeleri onarır.
Kaynak.7gunsaglik.com

Olmayacak Zamanda Gelişen Uçuklar

Uzun zamandır planladığınız bir aktiviteye hazırlanıyorsunuz ve oda ne? Tamda son gün dudağınızın kenarında bir karıncalanma ve kaşıntı başladı. İşte korktuğunuz başınıza geldi ve yine dudağınızda uçuk çıkıyor. Peki, neden sizdebu kadar çok uçuk çıkıyor? Hemen açıklayalım. İşte uçuğu tetikleyen etkenler; Uçuk bulaşıcı bir hastalıktır, fark etmeden bulaşan hastalık uygun bir anını bekler ve aniden belirir. Vitaminsiz kalmak ve vitaminsizliğe dayalı bağışıklık sisteminin zayıflaması vücuttaki uçuk virüsünü harekete geçirir Yaşanılan yoğun stres korku ya da üzüntü uçuğu tetikleyebilir.
Tedavisi:

Uçuk bulaşıcı olduğu kadar inatçı bir hastalıktır ve birkaç gün içinde geçmesini beklemek hata olur. Bazıları henüz kabarma aşamasında ise ısı teması sağlandığında uçuğun etkisiz kaldığını ve yok olduğunu iddia etse de, genellikle 10-15 gün arasında iyileşme süreci vardır. Uçuk çıktıktan sonra sulanma ve kabuklaşma evresi oldukça sıkıntılıdır. Bu süreçte bölgeyi temiz tutmak, çevredeki diğer insanlara bulaştırmamak için havlu bardak gibi eşyaları ayırmak, uçuğa el ile temas etmekten kaçınmak, hastalığın başkalarına bulaşmasına engel olabilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Bahar Ayları Kaplıca Tedavisine Birebir

Prof. Dr. Zeki Karagülle kaplıca tedavisinin hangi dönemlerde daha etkin olduğunu anlattı.

Türk Kaplıca Tıbbı ve Balneoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle, araştırmalara göre, kaplıca tedavisinin ilkbahar ve sonbahar aylarında daha iyi sonuç verdiğini söyledi.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı Başkanlığını da yürüten Karagülle, yaptığı açıklamada, "10'uncu Türk Kaplıca Tıbbı ve Balneoloji Kongresi" ile "1'inci SPA Wellness Sempozyumu"nu, Balıkesir'in Edremit ilçesine bağlı Güre beldesinde gerçekleştirdiklerini belirtti.

Tıbbi ekoloji ve hidroklimatoloji uzmanı, hekim, termal tesis genel müdür ve yöneticisi, fizyoterapist, hidroterapi ve fizyoterapi teknikeri, beslenme ve diyet uzmanı, güzellik uzmanı, estetisyen, masaj terapisti, spor eğitmeni, fitness antrenörü gibi gruplardan çok sayıda kişinin yer aldığı kongre ve sempozyumda, yaklaşık 30 bilimsel konferans, serbest bildiri ve poster sunumu yapıldığını dile getiren Karagülle, çeşitli araştırmalar ile yurt dışında konuya ilişkin çalışmaların katılımcılarla paylaşıldığını ifade etti.

Karagülle, etkinliklerde, hamam ile SPA ilişkisini ortaya koyan sunumlara yer verdiklerine işaret ederek, şöyle konuştu: "Kongre ve sempozyumda, kongrede kaplıca tedavisinin hangi aylarda iyi geldiğine yönelik bazı araştırma sonuçları da paylaşıldı. Şimdiye kadar kaplıca tedavisinin hangi aylarda daha yararlı olduğunu biz de merak ediyorduk. Son dönemlerde konuya ilişkin birkaç araştırma yapıldı. Biz de bu konuda bilgi sahibi olduk. Araştırmalara göre, kaplıca tedavisi, ilkbahar ve sonbaharda daha iyi sonuç veriyor. Bu, hastalık grupları ve kaplıcaya göre farklılık gösterebiliyor ancak genel ortalamada ilkbahar ve sonbahar ayları önemli."

Birçok tesis ruhsatsız ama gidiyorlar

Kongredeki açıklama ve sunumlar ile derneğin araştırmalarına göre, kaplıca tedavisinin Türkiye'de henüz bilinçli yapılmadığını vurgulayan Karagülle, yurt dışından Türkiye'ye kaplıca turizmi için gelen kişi sayısının yıllık bin 500 civarında olduğu bilgisini verdi.

Karagülle, bu sayının çok az olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Türkiye'de geleneksel kullanım yaygın. Geleneksel kullanımda yılda 8,5 milyon kişinin kaplıca tesislerine gittiğini tahmin ediyoruz. Ortalama üç gün konaklıyorlar. Sosyal güvenceden yararlanarak bilimsel anlamda gidenlerin sayısı ise 2 bin civarında. Bu sayı da yurt dışından ülkemize gelenler gibi çok az. 8,5 milyonun bir kısmı, gidilmemesi gereken durumda, tercih edilmemesi gereken kaplıcaya gidiyor, uygun olmayan tedavileri alabiliyor. Türkiye'de, Sağlık Bakanlığı onaylı 160 tesis var ancak yılda 8,5 milyon kişi, 500 civarında 'termal' adı altındaki tesislere gidiyor. Birçok tesis ruhsatsız ama gidiyorlar. Bu uygulamaların yan etkileri olabilir.".Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Kaplıca Tedavisi Ruhsal Sorunlara Da Faydalı

Prof. Dr. Arif Dönmez eklem ağrıları ve benzeri durumlar için kaplıcaya gidildiğini aslında depresyona da iyi geldiğini bildirdi.

Prof. Dr. Arif Dönmez, genellikle kadınlarda görülen psikolojik kaynaklı "fibromiyalji sendromu"nun tedavisinde kaplıca kürünün yarar sağlayabileceğini söyledi.

Dönmez, uzmanlık alanının, tıpta "fibromiyalji sendromu" olarak nitelenen "kronik yaygın ağrılar" olduğunu anlattı.

Kas ve iskelet sisteminde şiddetli yaygın ağrılı hastalarda depresyon, endişe ve kaygı yaşanabildiğini dile getiren Dönmez, bu tür ruhsal gerilimlerin vücutta bazı yerlerde ağrı şeklinde görülebildiğini belirtti.
Dönmez, bu rahatsızlıkları, panik atak hastalarının kalp krizi geçirdiğini düşünmesine benzeterek, şöyle devam etti:

"Aslında sorunun kökeninde, hastanın yaşadığı endişe ve depresif kaygılar rol oynar. Mesela, yöneticilerde sık rastlanan gerilime bağlı midede ve on iki parmak bağırsağında ülserler olur. Fibromiyalji de bunlara benziyor. Kişinin ruhsal kaygılarının, endişelerinin ve depresif duygularının, kaslarda, eklemlerde ağrı şeklinde ortaya çıkan bir rahatsızlık bu. İltihaplı bir romatizma değil. Bu hastaları takip ederken ağrı şiddetlerinin yanı sıra duygu durumlarına da bakıyoruz. Hastanın depresyon, endişe ya da kaygı bozukluğu gibi rahatsızlığının bulunup bulunmadığını testlerle belirliyoruz."

Tedavi sırasında çoğunlukla psikiyatristlere danıştıklarını ifade eden Prof. Dr. Arif Dönmez, bazı kişileri kontrollü olarak termal tedaviye gönderdiklerini bildirdi.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dönmez, hastaların kaplıcaya gitmeden önceki ve sonraki psikolojik testlerinin sonuçlarını incelediklerine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Ortak olarak çıkan sonuç şu; kaplıcaya giden hastalarda ağrılarının yanı sıra depresif duygular da azalıyor. Hangisi önce azalıyor kesin bilinmiyor ama ikisi de düşüyor. bu alanda yapılmış birçok çalışma var. İzmir'de Balçova kaplıcalarında yaptığımız araştırma vardı. Hastaların kaplıcaya gitmeden önce depresif duygularını araştırdık. 9 ay takip ettik. Hastalar bu sürede daha az depresif duygular yaşadı. Tuzla kaplıcasında bir arkadaşımla yaptığımız araştırmada günde iki kez kaplıcaya giren, iki hafta kaplıcada kalan hastaların depresif duygularını ölçtük. Üç ay süreyle takip ettik ve hastaların depresif duygularını azalmış bulduk."

"STRESTEN UZAKLAŞMAK YETERLİ OLMUYOR"

Depresif duyguların azalmasında, hastaların bulundukları ev ya da iş ortamından, yaşadıkları stresten uzaklaşmasının etkili olabileceğini vurgulayan Dönmez, bu tür rahatsızlıkların genellikle kadınlarda ortaya çıktığı bilgisini verdi.

Benzer hastalıklarla uğraşanlarla yapılan görüşmelerin, rahatsızlığı azaltabildiğini anlatan Dönmez, İstanbul'da yaptıkları bir araştırmada ise hastaların aynı gün kaplıca tedavisi alıp tekrar evine ya da işine döndüğünü belirtti.

Dönmez, İstanbul Tıp Fakültesindeki havuzda kaplıca çamuru uygulaması yaptıklarını kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Tedavi görüp yaşadıkları ortama dönen hastalarda da depresif duygularının, endişe ve kaygının azaldığını testlerde gördük. Bunu, sadece hastanın istirahat etmesine, yaşadığı gerginlikten, stresten uzaklaşmasına bağlamak da yeterli olmuyor. Suyun sıcaklığının, çamurun ve bir miktar kimyasalın etkisinin rolü olabilir. Bu uygulamalar sonrasında ağrısının azalmasının da ruhsal olarak gevşemesini sağladığını da düşünebiliriz. 'Hasta kaplıcaya giderek depresyondan kurtulur' gibi kesin bir tespitimiz yok. Psikiyatrist değiliz ama kas ve iskelet sistemi ağrısıyla ilgili tedavi uyguluyoruz ve bunu yaparken diğer yönlerinin de etkilendiğini görüyoruz.".Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Güneşe Bağlı Kalmanın Nedeni İyi Hormonlar

Güneşli günlerde çoğumuz cilt kanseri risklerini unuturuz önerilere rağmen ışınları cildimiz emer ve bunu da iyi hissetmemize yarayan hormonlar sağlar.

İyi hormonlar güneş ışınları daha fazla emmemizi sağlıyor. Endorfin hormonu ultraviyole radyasyonu ciltten içeri çekiyor. Boston Harvard çalışanları cilt kanserinin en büyük nedeninin güneşe fazla maruz kalmak olduğunu belirtmiştir. Melanom dış deri kanserlerinin en büyük nedenidir. Dış deri kanserlerinin %90’ı ölümcül formdaki melanomdur ve UV nedenlidir.

Kolları ve bacakları daha fazla örterek şapka gözlük takarak mümkün olduğunca vücudu korumak ve sakıncalı saatlerde dışarıda kalmamak gerek. Minimum 15 SPF koruyucu faktörlü bir güneş kremi dışarı çıkmadan 20-30 dk önce sürülmeli. Uyuşturucu ve ilaç kullananlarda ve endorfini yüksek salgılayan iyi hissettiren hormonları yüksek olan kişilerde güneş daha fazla emiliyor.c
Kaynak.7gunsaglik.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...