Pages

Ads 468x60px

Çocuklar ve Yaşlılar Risk Altında

Bünyesi en hassas olan çocuk ve yaşlılar hastalıklara yakalanma riski en fazla olan kişiler. Grip aşısı olunmalı mı kimler olmalı..

Harran Üniversitesi (HRÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Süda Tekin Koruk, grip aşısının 65 yaş üstündeki kişilerin yanı sıra bazı hastalara ücretsiz yapıldığını belirterek, özellikle risk grubundaki hastalara aşı olmaları tavsiyesinde bulundu.

Yrd. Doç. Dr. Koruk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kış mevsiminde solunum yoluyla bulaşan hastalıklarda ciddi bir artış gözlendiğini, bunların özellikle hapşırma, öksürme ve konuşma sırasında ortamda çok daha hızlı yayıldığını belirtti.

Bu enfeksiyonlar içerisinde en fazla yeri virüslerin tuttuğunu, toplum içerisinde sık görülen nezle ve soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmak gerektiğini bildiren Koruk, nezle ile gribi karıştırmamak gerektiğini uyarısında bulundu.

Gribin, nezleye oranla daha ağır bulgularla seyrettiğini aktaran Yrd. Doç. Dr. Koruk, şunları kaydetti:

”Nezlede hasta daha iyidir, baş ağrısı çok fazla olmaz. Hapşırma, aksırma özellikle burunda akıntı, gözlerde yaşarma ortaya çıkar. Oysa grip biraz daha ağır bir tablodur. Ciddi bir baş ağrısı vardır, kişide halsizlik ve beraberinde yüksek ateş ve öksürük görülür. Bu tür hastalıklarda en önemli sorun solunum yoluyla bulaşması nedeniyle bireylerin dışında bütün toplumu ilgilendirmesidir. Yani bulaşıcı bir hastalıktır. Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için de önce ciddi ve sürekli el yıkama, kalabalık ortamlarda mümkünse çok fazla kalmama ve yaşadığımız ortamı belirli aralıklarla havalandırmak gerekir. Ayrıca hastayla bir metreden yakın temasta bulunmamak, sarılmamak ve öpüşmemek gerekir.”

Risk grupları

Bu tür hastalıklar konusunda çocuklar ve 65 yaş üzerindeki kişilerin yanı sıra bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar, böbrek yetmezliği, diyabet, astım hastaları, akciğer ve kalp hastalarının risk altında olduğunu ifade eden Süda Tekin Koruk, bu tür hastalıklardan korunmak için toplu bulunulan yerleri havalandırma, el-yüz yıkama, genel vücut temizliği ve kişilerle yakın temastan kaçınmanın önemine değindi.

Hastalıktan korunmanın etkili yöntemlerinden birinin de grip aşısı olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Koruk, ”Dünyada çok uzun zamandan beri yapılmakta olan bir aşı ve ciddi bir yan etki görmüyoruz. Özellikle risk grubundakilere öneriyoruz. Grip aşısı 65 yaş üstündeki kişilerin yanı sıra bazı hastalara ücretsiz yapılıyor, özellikle risk grubundaki hastalara aşıyı öneriyoruz. Ayrıca aşının ciddi bir yan etkisi yok, sadece yumurta alerjisi olan kişilere uygulanmıyor” şeklinde konuştu.

Yrd. Doç. Dr. Koruk, kış döneminde hastalıklardan korunmak için iyi beslenme, bol sıvı tüketimi ve iyi uykunun da önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Kaynak.7gunsaglik.com

Soğuk Algınlığında Antibiyotiğe Sığınmayın

Nezle, grip, burun akıntısı gibi soğuk algınlığı hastalıklarından korunmak için antibiyotik her zaman tavsiye edilmiyor..

Kış ayına girerken en çok vatandaşların şikâyetçi olduğu gripte ve soğuk algınlığında doğru bilinen yanlışlara dikkat çeken uzmanlar özellikle antibiyotik kullanımı konusunda uyarılarda bulundu.

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Murat Nabi Bulut, en başta hastaların grip yada soğuk algınlığını ayırt etmesi gerektiğini söyledi. Soğuk algınlığı hakkında bilgi veren Dr. Bulut, "Hızlı bir başlangıç evresi vardır. Belirtiler çabuk ortaya çıkar. Genelde boğaz, burun, sinüsler ve gırtlakta enfeksiyona neden olur. Enfeksiyon sırasında ateş yükselmesi nadirdir ve yükselse de hafif bir artış vardır. Bu özellik soğuk algınlığının gripten ayrılması açısından önemlidir çünkü gripte ateş çok yükselebilir." dedi.

Kış aylarında özellikle soğuk algınlığının daha sık görüldüğünü hatırlatan Dr. Murat Nabi Bulut, en çok doğru bilenen yanlışlardan birinin soğuk algınlığı ve gripte antibiyotik kullanımının olduğunu belirtti.

Hastayken antibiyotik ve vitaminlere yüklenilmemesi gerektiğini kaydeden Bulut, "Bünyenizi güçlendirici doğal gıdalar alın. Yatağa çakılıp kalmayın. Sağlıklı olduğunuz kadar olmasa da sizi terletecek derecede egzersiz yapabilirsiniz. Akıntıyı kurutmak için burnunuzu tıkamayın. Size güzel ve lezzetli gelmese de yeme ve içmeden geri kalmamalısınız. İştahınızı açık tutun. Sigaradan uzak durun. Hatta bunu sigarayı bırakmak için bir fırsat olarak kullanın. Bu durumda burun açıcı ilaçlar, bol sıvı tüketimi, C vitamini tüketimi faydalı olur. Eğer uzarsa sinüzit, bronşit, zatürreye çevirebilir. İşte bu durumda antibiyotik kullanılır. Bir de çocuklar, yaşlılar; şekeri, kalbi olan hastalar soğuk algınlığına yakalanırsa antibiyotik kullanabilir. Eğer tüm bunların yanında ateş varsa, bu griptir." diye konuştu.
Kaynak.7gunsaglik.com

Bunları Tüketin Gripten Korunun

Kışa giriyoruz ve soğuk algınlığına yakalanan birçok kişi bu durumdan muzdarip. Bu çayı hazırlayın ve kendinize iyi bakın..

Havaların soğuduğu bu günlerde hem içinizi ısıtacak hem de bağışıklık sisteminizi güçlendirecek bir bitki olan kuşburnu ülkemizde sıklıkla yetiştirilen gıda sektöründen ilaç sektörüne kadar birçok alanda kullanılmaktadır.

*Kuşburnu C vitamini deposudur, portakal, limon, mandalinadan daha fazla C vitamini içerir. Kış aylarında sıklıkla karşılaştığımız grip hastalığını önlemede ise etkisi büyük.

*B vitaminlerinden zengindir, enerji metabolizmasında, hücre yenilenmesinde, sinir sisteminde, büyüme ve gelişmede faydalıdır.

*Kemik yapısını güçlendiren ve kanın pıhtılaşmasını düzenleyen K vitamini içerir.

*Demirden zengindir, yine büyüme ve gelişme için önemli, kansızlık gidericidir.

*Bağışıklık sistemini güçlendiren ayrıca saç ve göz sağlığı için gerekli olan çinko içerir.

*Kansere karşı korur, kanı temizler, yaraları hızlı iyileştirir.

*Bioflavonoidlerden zengindir, fitoöstrojen içerir bayanlarda menopoz döneminde sıcak basmalarına karşı faydalıdır.

*Yaşlılarda halsizlik ve yorgunluğa karşı önleyicidir.

*Dolaşım sistemini hızlandırarak selülit oluşumunu önler.

*Sigara ve alkolün zararlı etkilerine karşı koruyucudur.

*Kabızlık problemine karşı düzenli tüketildiğinde faydalı olabilmektedir.

*Doğal idrar söktürücüdür, ödem sorununu giderir.Diyetisyen Özlem Sert Aydın

*Barsak parazitlerini düşürür.

Birçok sağlık probleminde faydası olan kuşburnu meyvesinin hem çayını hem de marmeladını tüketebiliriz; günde 2 fincan kuşburnu çayı ve 1 yemek kaşığı marmeladı sağlıklı beslenme planınızın bir parçası olmalıdır.
Kaynak.7gunsaglik.com

Erkeklerde Alkol Aşımı Sperm Kalitesini Düşürüyor

Güney Danimarka Üniversitesi’nden Prof Dr Tina Kold Jensen haberine göre aşırı alkol spermleri etkiliyor.

Hayvanlarda yapılan araştırmalarda alkol tüketiminin cinsel sağlığı olumsuz etkilediği görülmüştür. Batı dünyasında genç erkekler fazla alkol alıyor. Sperm sayısı buna göre azalıyor. Tipik sosyal içiciler ve alemci denilen aktif içiciler ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Erkeğin meni örneği ve üreme hormon düzeyleri kan örnekleri ile beraber değerlendirilmiştir.

%64 oranında alkole alışkın olanların %60’ında sperm sorunları görülür. Testosteron düzeylerinde artış ve seks hormonu bağlayıcı globülin azalır. Sperm sayısı, şekli ve boyutuna bakılıyor. Haftada belli kotayı aşınca sperm oranı %33 oranında daha düşük çıkıyor. Sağlıksız yaşam tarzları altta yatan hastalık gibi başka sebepler sıkıntı üzüntü yoksunluk da buna sebep. Nedensellik gereği kötü davranış ve alışkanlıklar erkeklerde spermleri azaltıyor.
Kaynak.7gunsaglik.com

Kanserli Genç Erkeklerde Üreme Durumu

Wake Forest Enstitüsü tarafından yapılan araştırmada testisler içindeki küçük bir parçanın kanserli hastalarda steril olma ihtimali bulunmuştur.

Bu da demek oluyor ki kanserli genç erkekler baba olabiliyor. Çocukluk ve gençlikte kanser olan erkeklerin sağ kalım oranı %80 kadar çoktur. Ancak bazı kanser tedavilerinin yan etkileri kalıcı olabilir. Bunların başında da kalıcı kısırlık gelmektedir. Kanser tedavisinde üreme sağlığını testisleri spermleri cinsel gücü doğurganlığı etkilemeden başarılı yöntemler geliştiriliyor.

Testisten alınan bu steril doku tedaviden sonra tekrar baba olmak isteyen erkeklerde yeniden kullanılabiliyor ve kısırlık sorunu böylece çözülüyor. Yani hücreler basit bir enjeksiyon yoluyla kendi testislerinden naklediliyor. Böylece sperm üretimi ve döllenme oluşuyor. Küçük testis biyopsisi ile başarılı bir performans elde ediliyor. Bu duruma engel oluşturan kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri var. Kanser tedavilerinde erkeklerin üreme sağlığı bozulabiliyor.
Kaynak.7gunsaglik.com

Kadınların Yaşlanma Karşıtı Olarak Yaptığı 5 Hata

Kırışıklıklar doğal yaşlanma sürecinin bir parçasıdır. Peki yaşlanma karşıtı olanlar neler yapabilir?

Anti aging bakım son yılların modası oldu. Gençleşmek uğruna yapılan 5 hata nelerdir?

1.Kış aylarında güneşi zararsız sanmak. Koruyucu yüksek faktörlü bir güneş kremini kışın da sürün ve güneş gözlüğünüzü takın. Güneş ışınları cildi çabuk kırıştırır ve yaşlandırır, leke yapar.

2.Gözlük meselesinin üzerinde mutlaka durun. Kaliteli bir güneş gözlüğü edinin ve kışın bile dışarıda mutlaka takın. Farkında olmasanız da güneş hala tepede.

3.Yorgun ve uykuluyken gözlerinizi ovalamayın. Hassas cildi geriyor ve gevşetiyorsunuz. Göz etrafında ve göz kapağında çizgilere sebep oluyorsunuz. Göz çevresi elastik ve hassas bir deriye sahip.

4.Boyun, göğüs ve eller ihmal ediliyor. Bir kadının gerçek yaşını bu bölgeler gösterir. Azami derecede bu bölgelerin bakımına özen gösterin. Güneş kremi, anti aging krem ve serumları unutmayın.

5.Uyku programınızı düzene oturtun. İyi bir uyku cildi korur ve güzelleştirir. Her yaşta güzelliğin anahtarıdır. İltihabı önler, deriyi sıkılaştırır, yaşlanma etkilerini geciktirir..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Koyu Lekeler İçin Hindistancevizi Yağı Kullanın

İç uyluk kısımlarımızın daha sıkı görünmesi ve koyu lekelerin giderilip düzgün bir ten görünümü kazanmak için hindistancevizi yağının nimetlerinden faydalanın.

Hindistancevizi yağı ile limon suyunu karıştırın. Sorunlu bölgelere uygulayın hem hafiflediğini ve zamanla geçtiğini hem de yenilerinin önlendiğiniz göreceksiniz. Cildi nemlendirecek ve sağlıklı bir bakım yapacaktır.

3 çorba kaşığı ile bu karışımı oluşturun karıştırıp bölgeye uygulayın bekleyin ve zamanla sonucu görün. Cildiniz bunu emecek biraz bekleyip ılık suyla durulayın ve biraz da masaj yapın. Cildi bezle iyice kurulayın. Düzenli olarak bunu uygulayın ve bir hafta sonra değişimi görün. Cilt problemlerinde düzenli kullanım ile lekelerden arının.
Kaynak.7gunsaglik.com

Dış Gebelik Nedir? Nasıl Anlaşılır ve Belirtileri Nelerdir?

Dış gebelik, normal şartlarda anne rahmine yerleşerek büyümesi gereken embriyonun, çeşitli nedenlerden dolayı rahime tutunamaması sonucu; kanallarda büyüyüp, gelişmesiyle, ortaya çıkan sağlıksız gebelik şeklidir.

Tüpte başlayan döllenme işlemi, zamanla ana rahmine düşerek normal gebeliğe dönüşürken, tüpten (kanaldan) kopamayan embriyonun, tüp içerisinde büyümeye devam etmesi sonucu dış gebelik ortaya çıkmaktadır.

Embriyonun ana rahmine düşememe sebepleri kanala bağlı olarak; darlık, tıkanıklık veya yapışkanlık durumlarından kaynaklanabilir.

Dış Gebeliğin Belirtileri Nelerdir?

Dış gebeliğin en önemli belirtisi aşırı karın ağrısıdır. Gebe olabileceğinizi düşündüğünüz bir dönemde aşırı karın ağrısı problemi yaşıyorsanız dış gebelikle karşı karşıya kalabilmeniz muhtemel olabilir. Dış gebelikle ilgili ikinci belirti Kanamadır. Yine hamilelik beklediğiniz bir dönemde olumsuz kanama oluşuyorsa, ortada dış gebeliğe işaret eden bir durum yaşanabilir.
Yukarıda saymış olduğumuz nedenler normal hamilelik yaşayan bayanlarda da görülebileceği için yaşadığınız belirtilerden dolayı, herhangi bir psikolojik sorun yaşamamanız adına, bir kadın doğum uzmanından yardım alarak, durumun ne olduğu hakkında kesin bilgiye varmak için kan testleri ve ultrasonografik yöntemlerle gebeliğin şeklinin ortaya konulması gereklidir.

Bu aşamadan sonra dış gebelik yaşanıyorsa gereken tedavi ve tıbbi yöntemler düşünülmelidir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Tok Tutan Sağlıklı 15 Gıda

1.       Fasulye-nohut. Bakliyat besinleri lif deposudur tok tutar fazla kalori içermez hastalıklardan korur.

2.       Yulaf. Kahvaltıda tüketilebilen yulaf gevreği ezmesi lif içerir. Kolesterol seviyelerini dengede tutar ve gün boyu acıkmanızı önler.

3.       Avokado. Tekli doymamış yağlar içerir lif deposudur tok tutan harika bir meyvedir.

4.       Mercimek. Protein ve lif açısından zengin bir gıdadır. Mutlaka tüketilmelidir.

5.       Brokoli. Turpgillerden bir sebzedir ve oldukça besleyicidir. Antioksidan ve lif içeren brokoli kanserle mücadelede çok etkilidir.

6.       Brüksel lahanası. Yine turpgillerden bu sebze lif içerir lezzeti ve doyuruculuğu harikadır.

7.       Lahana-marul. Lif ve antioksidan içeren tok tutan hayat deposu sağlıklı sebzelerdir.

8.       Ahududu-böğürtlen. C vitamini, lif, antioksidan içeren meyvelerdir. Şeker ihtiyacını giderip tok tutar.

9.       Armut. Kış meyvesi olan armut lif ve vitaminlidir yeteri kadar tüketin.

10.   Elma. Sebzelerin şahı neyse meyvelerin de elmadır.

11.   Arpa. Pişmiş kepekli tahılların içinde besin değeri en yüksek olanıdır.

12.   Keten tohumu. Yoğurt, karnabahar, salata, tatlı, çay heryerde kullanılabilir. Lif içerir ve uzun süre tok tutar.

13.   Havuç. Beta karoten ve lifin yanında birçok vitamin de içerir.

14.   Enginar. Kalorisi azdır, kalorili yemeklerde kullanılabilir. Tok tutar.

15.   Badem-fındık. Yağ, lif ve protein kaynağıdır tok tutar.
Kaynak.7gunsaglik.com

Peynir Sevenlere Bitkisel ve Doğal Tarifler

Sağlıklı bir vegan hayatı sürmek artık çok kolay ve de lezzetli. Vejetaryen yani bitkisel beslenmeyi seçenler bir de peynir seviyorsa bu önerileri kaçırmamalı.

Erimiş peynir menüsü. 2 dilim tahıllı ekmek, 2 tatlı kaşığı bitkisel margarin, 2 dilim peynir, domates, turşu, soğan, lahana, ıspanak ya da marul yaprağı.
Ekmeklere margarin sürün. Malzemeleri arasına yerleştirip tost yapın. Izgarada peynir eriyene kadar kızartın. Dilerseniz soğanları önceden soteleyebilirsiniz.

Kabaklı tart. 1 su bardağı kepekli un, az tuz, 6 kaşık bitkisel margarin, 2 yemek kaşığı su, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 soğan, 4 rendelenmiş kabak, 2 yumurta, 1 su bardağı rendelenmiş peynir, 1 kaşık hardal.
Un, tuz, margarin, su ile hamur yapın. Yağda soğanları soteleyin. Hamuru bir kat yayıp hardal, kabak, soğan, peynir ve çırpılmış yumurtayı ekleyin bir kat daha hamur serip 45 dk fırınlayın.

Peynirli vegan pizza. Maya, ılık su, un ve tuzla hamuru yapın. Yağ da ekleyip pizza tabanını pişirin. Peynir, zeytin, mantar, domates, soğan, roka, sosis ve biberleri soteleyip üzerine dökün ve fırınlayın.
Kaynak.7gunsaglik.com

Diyette Zaman Kavramının Önemi Ve Etkileri

Sadece öğleden sonraları tatlı veya tuzlu yiyorsunuz ya da buna benzer diyet taktikleriniz mi var? Yalnız değilsiniz.

Araştırmalara göre bir insan günün en sağlıklı öğününü saat 16.12 ‘de tüketiyor. Yani en sağlıklı şeyleri bu saatte ikindi vakti tüketiyoruz. Beslenme alışkanlıklarıyla beraber 1000 kişi ankete katılmış ve diyete en uyulan saatin 4.12 olduğu belirlenmiştir.

%45 gibi yüksek bir oranda günün öğleden sonra ile akşamdan önceki zaman diliminde sağlıklı atıştırmalıkların tüketildiği ve yiyeceklerde diyetten şaşılmadığı görülmüştür.

Sabah ve akşam saatleri insanları zorlayıcı olarak tespit edilirken ikindi 4 civarında atıştırmalık abur cuburların bile en hafifi seçilmektedir. Beslenme ve diyet uzmanlarına göre de bu sonuçlar oldukça mantıklı ve akla yatkın.

Kan şekerinin en sabit ve kontrollü olduğu zaman dilimi öğleden sonra ikindiye yaklaşırkenki zamanla akşamdan önceki zamandır. Porsiyon miktarı düşürülebilir diyette daha rahat olunur.

Saldırı atak ve istek gibi kavramlar daha iyi frenlenir. Sebze çorbası, elma, fıstık ezmesi gibi sağlıklı ve az miktarda, 200 kaloriyi geçmeyen öğünler lif ve protein içeren bu besinler tercih edilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Gün Boyunca Daha İyi Hissetmenin Yolları

Sabahtan akşama kadar pozitif, mutlu ve enerjik hissetmenin birkaç basit yolu sizlerle.

Wisconsin Üniversitesi bütünleştirici tıp programı yöneticisi David Rakel bunun yollarını anlatıyor. Beden ve zihin zirve yapsın, negatiflikler üzerimizden gitsin, harika bir gün geçirelim.

Gündüz mutlaka güneş ışığından yararlanın. Bu ışık mutluluk ve enerji verir. Açık havada en az 10 dakika güneşlenin. Beyin kimyasalı serotonini uyarır. Açık havada egzersiz ise depresyonu ve sıkıntıları önler.

İyi bir gece uykusu alın. Yatış kalkış zamanlarınız aynı olsun. Geç yatmayın, deliksiz bir uyku için elinizden geleni yapın. Melatonin hormonu salgılanır ve enerji verir. Uykusuz bir gecenin ardındaki gün berbat ve verimsiz geçer.

İyi hissettiren besinlerle beslenin. Beden ve zihin gücü için odaklanma ve güçlü hissetme için tüm renkli ve doğal gıdaları yiyin. İşlenmiş ve hazır ürünlerden kaçın. Kepekli tam tahıllar, meyve, sebze ağırlıklı beslenin. Brokoli, turp, karnabahar, lahana, ıspanak, havuç yiyin. Bağışıklığı güçlendirir, detoks etkisi yaratır, iyi hissettiren hormon ve kimyasalları harekete geçirir.

Şu ana odaklanın. Geçmişi kötü yaşananları geride bırakın ve unutun. Şimdiki işe odaklanıp en iyisini yapmaya çalışın. Esnek olun, pişmanlık, korku ve endişelerden arının. Çevrenize karşı farkındalığınızı koruyun.

Pozitif kalmaya çalışın. Kötü olaylara tanıksanız dahi olumlu yönden bakın ve oradan sıyrılın. Depresyonu önler, özgürlük, güç ve daimilik verir..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Preeklampsi Gebelik Sorunları ve Tedavisi

Preeklempsi; Kadınların hamile olduklarında yakalandıkları bir hastalıktır. Preeklempsi,birçok kadın için yakalandıklarından bile haberdar olmayacakları kadar hafif seyretmektedir.

Bu hastalığa yakalanma sebebi; Hamile kadınlarda plesanta denilen organın çocukla anne arasında bağlantıyı sağladığı için plesantanın yeteri kadar gelişemediğinden bu hastalık meydana gelmektedir.

Çünkü bebek plesanta sayesinde besin ihtiyacını oradan karşılamaktadır.

Eğer plesanta tam gelişmediği taktirde anne karnındaki bebek yeteri kadar besin almadığı için gelişimine büyük etkide zarar vermektedir.

Preeklempsi; Çok ciddi olmadığı sürece belirtilere neden olmaz.

Ancak hamilelik döneminde düzenli yapılan kontroller sayesinde anlaşılabilmektedir. Bu hastalığa yakalanmış annenin bebeğinin normalden daha yavaş geliştiği gözlenmektedir.

Anne adaylarının bu hastalığa yakalanma sebeplerinden bir tanesi de kalsiyum eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu hastalığının artmaması için doktor kontrolünde kalsiyum tedavisi uygulanmaktadır.

Bu hastalığa yakalanan anne adayları hastalığından bebek doğuncaya kadar kurtulamamaktadırlar.


Ancak bu hastalığa yakalanan anne adayları bebeklerinin doğumunu gerçekleştirmesinin ardından normal sağlıklarına tekrar kavuşabilmektedirler.

Bu hastalığı bir kez geçiren anne adayı bir sonraki doğumunda da hiç geçirmemiş birine göre tekrardan yakalanma riski daha fazla olmaktadır.

Ancak nadiren de olsa bu hastalığa yakalanmış anne adayları tekrardan bu hastalığı yaşamamaktadırlar. Bu hastalık yüzünden bazen bebekler erken doğmak zorunda kalmaktadırlar.

Erken doğan bebeğe prematüre bebek denmektedir.

Prematüre doğan bebekler gününden önce doğdukları için gelişimini sağlamadığından dolayı hemşirelerin gözetiminde küvez de bakılıp sağlığına kavuşmaktadırlar.

Buradan çıkan sonuç; Bu hastalık ciddi olmamakla beraber birçok anne adayında görülmektedir..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Canan Karatay Videolar Video


Dogal Yaşam Alternatif Tedavi . Canan Karatay Videolar Video

Yüksek Kolesterol Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kolesterol vücutta doğal olarak oluşan bir yapışkan maddedir. Kan damarları kötü beslenmeyle tıkanır kalp krizi ve felce neden olabilir.

Hormonlar etkilenir D vitamini üretiminde de önemlidir. LDL kötü kolesteroldür azalması iyidir. HDL iyi kolesteroldür yüksek olması iyidir. Karaciğer doğal kolesterol üretir. Aşırı hayvansal gıdalar kızartılmış yiyecekler ve yağlı şeyler damarları tıkar kolesterolü çıkarır. Aşırı karbonhidrat atardamarları tıkar kandaki yağ oranı artar.

Doymuş yağ miktarını azaltıp diyete başlamak gerekir. Kırmızı et, süt ürünleri, bazı yemişler ve bitkisel yağlarda da bu yağlar vardır. Obez kişiler genetik olarak da kolesterol riskini taşır. Yüksek kolesterol belirtileri inme ve kalp krizi gibi ortaya çıkar. Gözler sararabilir. Kan testi ile teşhis edilir. 12 saatlik açlıktan sonra total değerlere bakılır. Tedavide ilaçlar kullanılır, diyete başlanır, egzersiz yapılır ve sigara kesilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Kalbinizi Korumanın En Etkili Yolları

Izgara biftek ve et diğer pişirme yöntemlerine göre kalp için daha iyidir.

Kırmızı eti azaltın ama yiyeceğiniz zaman ızgarayı tercih edin. Biftek B vitamini, selenyum içerir homosistein düşürür bağışıklığı artırır. Sığır eti seçin.

Korku filmi izleyin. Diğer film ve kitap türlerine göre korku kalbi güçlendirir. Kalbi sıfırlanmış gibi bir hale getirir.

Havuza girin. Yüzme ve yürüyüş gibi yorucu faaliyetler kalbi güçlendirir dinçlik verir. Bu aktivitelerle kalori yakmak kilo vermeyi de hızlandırır. Kalp hastalığı inme oranları da golf yüzme gibi sporlarla oldukça azalır.

Yağlarla ve kolesterolle mücadele edin. Yağ tüketimini azaltın toplam kolesterolü dengede tutun. Bunun için sağlıklı beslenin. Tekli doymamış yağ ve iyi yağ kaynaklarını tüketin.

Günde 20 dakika meditasyon yapın. Anksiyete ve depresyon riskini azaltır. Ruhsal stres koroner hastalıkları getirir bu nedenle ruhumuzu da beslemeliyiz.



Kan sulandırıcı aspirini günlük olarak alın. Kızılcık veya yaban mersini suyu için. %40 oranında kalbi korur. Merdivenleri yürüyerek çıkın.
Kaynak.7gunsaglik.com

Diyabete ve Kalp Hastalığına Karşı Badem

Günde bir avuç kadar fındık ve badem tüketmek sağlık için çok faydalı. Diyabet ve kalp hastalıklarına karşı badem tüketin.

Kilo alma riskini azaltır obeziteyi önler. İyi ve sağlıklı yağları içerir. 12 klinik çalışması yapılmıştır ve bu sonuçlara varılmıştır. Kan şekeri kontrolü sağlayan bu yemişler doğal bir mucizedir. Fındık ve badem tüketimi metabolik sendrom kalp hastalıkları felç inme kriz ve diğer sağlık sorunlarına karşı önleyicidir riski azaltır. Diyabet ve felce karşı koruyucudur.

2300 kişi üzerinde 49 farklı çalışma yürütülerek sonuçlar ortaya çıkmıştır. Kan şekeri ve trigliserid seviyeleri dengelenir normal düzeylerine erişir. Günde yarım bardak kadar tüketin aksi halde ters teperek bu hastalıkların riski artar ve kilo alımı başlar. Rafine karbonhidrat ve yağ yerine fındık ceviz badem tüketin. Sağlıklı yağlar ve antioksidanlar içerir. Uzmanlar mutlaka öneriyor. %30 oranında kalp hastalıklarının riskini azaltıyor.
Kaynak.7gunsaglik.com

Kısırlık Tedavisi Sonucu İlk Bebek

Erken yumurta yetmezliği yaşayan kadınlar için yenilikçi bir kısırlık tedavisi ile yaşanan başarı öyküleri umut veriyor.


Japonya’da yapılan bir çalışmada yumurta yetmezliği yaşayan ve kısırlık tedavisi gören bir annenin çok sağlıklı bir erkek bebeği dünyaya gelmiş. 40 yaşından önce birincil over yetmezliği yaşayan kadınlar yumurtalarındaki folikül yetmezliğinden hamile kalamıyor. Bu semptomları tetikleyen durumları ortadan kaldıran bir kısırlık tedavisi ise mevcut. Çalışmada, çıkarılan yumurtalıkların yerine küçük küpler yerleştirilmiş ve yumurtayı uyarıcı ilaçlar verilmiştir. 27 kadından 5’inden olgun yumurtalar toplanmış ve eşlerinin spermleriyle döllenme gerçekleştirilmiştir. Döllenen yumurtalar tekrar kadın rahmine yerleştirilmiştir.


Duygusal kaygılar yaşansa da deney başarılı olmuş ve bu kadınlar hamile kalmıştır. Çiftler tedavi sonucunda gelen başarıyla ve kucaklarına aldıkları bebekleriyle duygusal ve mutlu anlar yaşıyor. Üreme çağındaki kadınların %1’i over yetmezliği sendromu yaşıyor. Süreç içinde sorun yaşanırsa yumurtalıklar tekrar alınabiliyor. Üretimin teşviki için hormon tedavisi de uygulanabiliyor. Şimdi araştırmalar, tedavinin, 40-45 yaş arasındaki kadınlarda ve kanser tedavisi gören kadınlarda sonuç vermesi için sürüyor. Jinekologlar heyecan verici umut vaat eden gelişmeleri çalışmalar kesinleştikçe bildiriyor. Bu tekniğin yani laparoskopik cerrahinin kromozom ve embriyoyu etkilemediği de belirtiliyor.Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Stresin Vücut Üzerindeki Etkisi

Stresin kalp ve damar üzerinde çok şiddetli ve olumsuz etkisi bulunuyor.Özellikle 35 yaşını geçmiş insanlarda bu risk daha da artar hale geliyor.

Dünya Sağlık Örgütü – WHO şunu belirtiyor: “Sağlık, insan mutluluğu ve esenliği için temel önem taşır. Ekonomik ilerlemeye de önemli bir katkıda bulunur; çünkü sağlıklı toplumlar daha uzun, daha üretken ve daha tutumlu yaşar.” Günümüzde tıptaki ilerlemeler ortalama ömrü uzatmış ve genelde daha iyi sağlık koşulları sağlamıştır. Bütün sanayi ülkelerinin karşı karşıya olduğu sağlık sorunlarının yaşam tarzıyla ilişkili olduğu söylenebilir. Kalp hastalıklarının ve ve bazı kanser türlerinin temelinde kötü beslenme alışkanlıkları, alkol, sigara ya da az egzersiz yatabilir. Bedensel sağlığın en önemli yönü dolaşım, sinir ya da metabolizma sistemleriyle ilgili organları olumsuz etkileyen davranışlardan kaçınmaktır.


Nörolojik Bozukluklar

Nörolojik bozukluklar beyin işlevlerini aksatan nörolojik hastalıklardır. Bu rahatsızlıklar, çoğu kez damarlarla ilişkili olabilir. Örneğin, vasküler bunama beynin sinir hücrelerine yönelik kan akışının azalmasıyla ortaya çıkar. İnsanların tıptaki ilerlemeler sayesinde daha uzun yaşaması nedeniyle, Alzheimer Hastalığı gibi nörolojik bozukluklar gittikçe artan bir sıklıkta görülüyor. Genelde 65 yaşın üzerindeki kişilerin tutulduğu bu hastalığı diğer bunama biçimlerinden ayıran özellik etkilerin beyinde saptanabilir olmasıdır. Alzheimer sinir hücreleri ve bozulmuş sinir uçları içinde lif düğümlerine yol açtığı gibi, sinir hücreleri arasındaki iletişim için gerekli bazı beyin kimyasalı salgılarını azaltır.

Alerjiler

Alerji bağışıklık sisteminin anormal bir yanıtıdır. Normalde bağışıklık sistemi virüs gibi zararlı maddelere tepki verir ve
antikorlar üretir. Çoğu kez genetik yoldan geçen alerjiler, vücudun doğal ortamda bulunan “alerjen” denen zararsız bir maddeye tepki göstermesiyle ortaya çıkar. En yaygın alerjenler çiçek tozları, küfler ve hayvan deri döküntüleridir. Alerjenlerin tetiklediği bir kronik astım nöbetinde, hasta nefes almakta güçlük çeker ve değişen şiddetlerde öksürür.

Kısa kısa….

Günümüzde hastalıklar çoğunlukla yaşam tarzı tercihleriyle ve aşırı tüketimle bağlantılıdır

Kalp hastalığı çoğu sanayileşmiş ülkede başta gelen ölüm sebebidir.

Basit bir şey gibi görünen stres, yaşamı tehlikeye düşürebilen çok sayıda olumsuz etkiye yol açabilir.

Düzenli kap kontrolleri genç yetişkinler için de gereklidir.

Sağlığı sırf bedensel esenlik açısından değil, zihinsel ve duygusal esenlik açısından da düşünmek gerekir. Kişinin, sadece faydalı beslenme ve egzersizlerle bedensel sağlığını değil, doğru stres yönetimiyle duygusal sağlığını da gözetmesi önemlidir. Sağlıklı kalmak için uygulanabilecek birçok farklı yöntem vardır. Bu yöntemlerin başarısı, kişiden kişiye değişir. En önemli adım, kişinin sağlıklı bir yaşam sürdürmeye karar vermesidir.
Kaynak.7gunsaglik.com.tr

Prof Dr Canan Karatayla Sağlık Sohbeti


Dogal Yaşam Alternatif Tedavi . Prof Dr Canan Karatayla Sağlık Sohbeti Video

Anne Karnındaki Bebeği Kötü Etkileyen Etkenler

Tıbbi Gıda Dergisi'nde yayımlanan araştırmaya göre kadmiyuma maruz kalan gebelerin bebekleri olumsuz etkileniyor.

Kadmiyum son derece ağır toksik bir metal. Pirinçte ve diğer bazı gıdalarda ufak miktarlarda bulunur. Organik esmer pirinçte dahi bulunur. Kadmiyum kalıcı böbrek hasarına neden olur dokular tarafından emilerek potasyumu taklit ederek vücuda ve diğer organlara girer. Vücutta 20 yıl boyunca barınabilir.

Kadmiyum kirliliği önlenmedikçe çevresel bu toksinleri almamız işten bile değil. Ama gebelerin çok daha dikkatli olması gerek. hamile kadınlar bu toksik maddeyi vücuduna aldığında doğmamış bebekleri de etkilenir.

Metal zehirlenmesi doğum kusurlarına neden olan bir faktördür. Çalışmaya göre spirulina maddesi alındığında bu metalin zehrini önlüyor ve fetal gelişim hiçbir şekilde kötü etkilenmiyor.

İskelet ve nöropatik sistemleri etkilenmeden ve zarar görmeden anne karnındaki gelişimine devam edebiliyorlar. Daha etkin ve iyi sonuçlar için bu maddenin dozu üzerinde çalışılıyor.

Kadmiyum, kurşun, cıva, arsenik veya alüminyum gibi hafif ve ağır metallerden gebelik sürecinde uzak durulmalıdır. Beslenme ve çevresel faktörler hakkında bilgi toplanmalıdır.
Kaynak.7gunsaglik.com

Doktorum Ekmek Diyeti Kanseri Tetikleyen Yiyecekler


Dogal Yaşam Alternatif Tedavi . Doktorum Ekmek Diyeti Kanseri Tetikleyen Yiyecekler Video

Anjin Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Sık sık göğüs ağrısı çekiyor aynı zamanda kalpte yanma, hazımsızlık da yaşıyorsanız anjin olabilirsiniz.

Anjin dolaşım sistemi kalp kaynaklı göğüs ağrılarını tanımlayan bir kavramdır. Altta yatan ciddi bir kalp hastalığı tehlikesinin belirtisi de olabilir. Ki çoğu durumda anjinin başka büyük sebepleri vardır. Kalp kasının bir kısmına oksijen ve kan gitmez. Kalbi besleyen atarmadarlarda tıkanıklık olur. Stabil, kararsız, varyant ve mikrovasküler anjin olarak 4 gruba ayrılır.

Belirtileri göğüste sıkışma, ağrı, basınç, ağırlık. Boyun, çene, kollar, sırt ve dişlerde ağrı. Hazımsızlık, halsizlik, terleme, bulantı ve nefes darlığıdır. 10 dakikadan uzun sürerse acile gidilmelidir. Risk faktörleri, sigara, ileri yaş, diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı, obezite, kötü yaşam tarzıdır.

Kan testleri, EKG, EKO, koroner anjiyo, stres testi yapılabilir. Kalp normal ritmine döndürülmeye çalışılır. Kan basıncı ve ritmi düzenleyen ilaçlar tedavide ilk adım olarak önerilir. Sağlıklı bir yaşam tarzına geçirilir. Hasta kendine dikkat etmelidir. Anjiyoplasti, bypass cerrahi, stent yerleştirme, egzersiz, düzenli beslenme gibi tedavi şekilleri vardır.
Kaynak.7gunsaglik.com

Eğitimde Başarılı Olmak Miyopluk Sebebi mi?

Amerika’da %42 öğrenciyi etkileyen bir göz rahatsızlığı olan miyopluk yakını görememe sorunudur.

Genelde çok çalışan, çalışkan, okur yazar öğrenci ve kişilerde gözlerin yorulması sonucu gelişir. Bu nedenle eğitiminde başarılı olanlar sıkça miyopla karşılaşır. Yakın nesnelere net bakmayı sağlayan bükeylerin doğru yönde kırılmaması sonucu miyop başlar. Bir optik kırılma hatasıdır. Mainz, Almanya Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Dr Alireza Mirshahi liderliğindeki araştırmaya göre bu küresel bir sorundur eğitim ve ekonomi ile orantılıdır.

Hızlı bir artış oranına sahiptir çevresel faktörler nedeni olabilir. Şiddetli miyop görme bozuklukları aynı zamanda retina dekolmanı, miyop makula dejenerasyonu, erken katarakt ve glokom riski ile bağlantılıdır. Gözün yanlış kullanılması sonucu miyop gittikçe yaygınlaşıyor. Üniversite mezunlarında %53, lisede %35 yüksek okulda %24 gibi oranlar söz konusu.
Kaynak.7gunsaglik.com

Çocuklarda Görülen Rahatsızlıkların Bilinmeyen

Kalsiyum ve protein eksikliği yaşayan çocuklar sık sık hastalanır zor iyileşir. Bunu bilip önleminizi alın.

Çocuklukların ileriki dönemlerde de yaşam kalitesini ve sağlığını bozabilecek bu eksikliklere karşı erken yaşlarda önlem alınması gerekmektedir. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Dicle İnanç, çocuklarda protein ve kalsiyum eksikliğinin neden olabileceği rahatsızlıklar hakkında bilgi verdi ve anne babalara önerilerde bulundu.

Çocuklarınıza mutlaka sütü sevdirin

Kemik yapısı için en önemli mineral olan kalsiyum, çocuk gelişiminin temel yapı taşlarından biridir. Yaşamın ilk yıllarında anne sütü ile alınan kalsiyum çocuklarda sağlıklı kemik gelişimini sağlarken, ileriki yaşlarda risk oluşturabilecek osteoporoz yani kemik erimesinden korumaktadır.  Ergenlik öncesi dönemde çocukların kalsiyum gereksinimlerinin günde 800 mg olduğu düşünülmektedir. Bu ihtiyacı karşılamak için; çocuklara erken dönemde en önemli kalsiyum kaynağı olan süt ve süt ürünlerinin olduğu beslenme alışkanlıklarının kazandırılması çok önemlidir.

Kemik sağlığı için çocuk yaşta düzenli fiziksel aktivite şart

Çocukluk dönemindeki kemik sağlığının korunması için başta bebeklik dönemi olmak üzere yaşam boyu D vitamini alınması, gebelerin D vitamini depolarının yeterli olması, özellikle adolesana yakın ve adolesan (9-18) yaş gurubunda, hem kalsiyum alımının 1200-1500 mg/gün düzeyinde olmasının sağlanması hem de düzenli fiziksel aktivite yapılması gerekmektedir. Bu amaçla okul programlarında kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri ile beslenmenin vurgulanması ve spor derslerinde  atlama, sıçrama, koşma, jimnastik hareketleri gibi aktivitelere daha fazla yer verilmesi gereklidir.

Çocukların sağlıklı gelişimi için protein alımı önemli

Çocukların büyümesinde proteinin çok önemli bir rolü bulunmaktadır. Dengeli bir beslenmede, enerjinin yaklaşık %15’inin protein kaynaklı olması tercih edilmelidir. Çocuklarda protein gereksinimi, erişkinlerdeki gibi sadece dokuların tamiri ve yeniden yapılanması için değil, vücudun büyümesi ve gelişmesi için de gereklidir. Proteinler; hücre büyümesi ve gelişmesinde, bağışıklık sisteminin güçlenmesinde, metabolizmanın çalışmasında, kas, kemik ve kan hücrelerinin oluşmasında da büyük öneme sahiptir.

Çocuğunuzun sık sık hastalanmaması için kaliteli protein alımına özen gösterin

Protein yetersizliği en çok 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda görülür ve bu durumda büyüme durur, vücut ağırlığı azalmaya başlar. Vücudun direnci azaldığından hastalıklara yakalanma olasılığı artar; hastalıklar uzun sürer ve ağır seyreder. Protein yetersizliği yalnızca alınan proteinin miktarıyla değil, kalitesiyle de ilgilidir. Yetişkinler düşük kaliteli bitkisel proteinle ihtiyaçlarını karşılayabilirler; fakat çocuklar için mutlaka iyi kaliteli hayvansal protein gereklidir. 5 yaşına kadar beyin gelişiminin %90’ı tamamlandığı için bu dönemdeki enerji ve protein yetersizliği zekâ gelişimini de olumsuz yönde etkiler. Protein, kan hücreleri ve hemoglobin yapımı için gerekli olduğundan, protein yetersizliği kansızlığa da yol açabilir.

Çocukların Günlük Alması Gereken Proteini Karşılayan Besin Miktarları:

•         1-3 Yaş Çocuk: 15-18 gr. protein ihtiyacı; 1 bardak süt veya yoğurt +1 kibrit kutusu kadar peynir +2 köfte kadar tavuk, et, balık ile sağlanabilir.

•         4-6 Yaş Çocuk: 20-25 gr. protein ihtiyacı; 1 bardak süt veya yoğurt +1 kibrit kutusu kadar peynir +3 köfte kadar tavuk, et, balık ile sağlanabilir.

•         7-9 Yaş Çocuk: 26-38 gr. protein ihtiyacı; 2 bardak süt veya yoğurt +2 kibrit kutusu kadar peynir +3-4 köfte kadar tavuk, et, balık ile sağlanabilir.

•         10-13 Yaş Kız Çocuk: 39-45 gr. protein ihtiyacı; 2,5 bardak süt veya yoğurt +2 kibrit kutusu kadar peynir +3-4 köfte kadar tavuk, et, balık ile sağlanabilir.

•         10-13 Yaş Erkek Çocuk: 39-60 gr. protein ihtiyacı, 3 bardak süt veya yoğurt +2 kibrit kutusu kadar peynir +3-4 köfte kadar tavuk, et, balık ile sağlanabilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Bir Toplum Sorunu da Çocuk İstismarı

Son zamanlarda yaşanan çocuk şiddeti, istismarı ve ölümü neden bu kadar arttı ve asıl sebebi ne olabilir?

Çocukların tuzağa düşürülmesinde hipnotik etkinin bulunduğunu ve bu önemli kriminal bulgunun yetkililerle aileler tarafından gözden kaçırıldığına dikkati çeken Hipnoz ve Bilinçaltı Değişim Uzmanı Mehmet Başkak, “Psikopatlar, sapıklar, katiller çocukları tuzağa düşürüp kandırırken tamamen hipnozun ilkelerinden faydalanıyor” dedi.

Ortalama 6-7 yaşlarına kadar bütün çocukların zihinsel olarak hipnoz durumunda olduğunu belirten Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, toplumun içini acıtan istismara ve cinayete uzanan süreci şöyle açıklıyor:

ÇOCUKLARDA BİLİNÇ FİLTRESİ DEVREDIŞI

“Çocuklarda genellikle bilişsel yapı, yani doğruyu ve yanlışı ayrıt eden mekanizma tam olarak oluşmamıştır. Yani yetişkinlerdeki bilincin ve mantığın filtresi çocuklarda yoktur ya da çok zayıftır. Modern hipnoz yaklaşımı açısından, bilincin/mantığın filtresi devre dışı kalmışsa yahut henüz oluşmamışsa kişi “telkine” tamamen açıktır ve teknik olarak hipnoz durumundadır.  Net olarak ifade edecek olursak çocukların maruz kaldığı her mesaj “hipnotik telkin” değerindedir. Çocuklar sürekli hipnoz halinde yaşar ve çocuk zihni her zaman telkine açıktır, çünkü doğruyu ve yanlışı ayırt eden bilincin filtresi henüz oluşmamıştır. Ülkemizde ortalama 6-7 yaşındaki çocukların durumu da genellikle böyledir.

Çocuk zihninin bu hipnotik durumundan dolayı -çocuk zihni bembeyaz bir kağıt gibidir- gördüğü, duyduğu bütün her şeyden etkilenir. Olumlu ve olumsuz mesajlara karşı tamamen savunmasızdır.

Çocuğa verilen mesajın hipnoza dönüşmesi için tek koşul yeterli!

YAKIN TEHLİKE

Herkeste var olan bilinçaltındaki “hayatta tutma, koruma” mekanizması çocuğu sürekli güvenli alanda tutmaya odaklıdır. Yani çocuk bildiği bir yerdeyse, rahattır; tanıdığı biri varsa rahattır ve bu şartlarda çocukla kurulan her iletişim çocuğun bilinçaltında anında iknaya dönüşmektedir. Bu sebeple bütün dünyada çocuk istismarı ya da cinayetlerinin failleri, yakınlardan, aileden ya da tanıdık çevredendir

Aile tarafından belirli bir bilinç oluşturulmamışsa, yakın çevreden çocuğun daha önceden gördüğü/tanıdığı kötü niyetli birinin çocuğu kandırması an meselesidir. Anne/baba ile normal bir iletişim kurduğunu tek sefer görmesi bile bir kişiyi çocuğun bilinçaltındaki “güvenli alan”a dahil edebilecektir ve bu basit şartı sağlamış kötü niyetli birinin amacı doğrultusunda söylediği her söz çocukta hipnoz etkisi yapıyor demektir.”

ÇOCUKLAR HİPNOZDAN NASIL KURTARILIR?

Çocukların kötü hipnoza maruz kalması konusunda önleyici tedbirler alınmasının en az yasal uygulamalar kadar önemli olduğunu vurgulayan Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, şu uyarılarda bulundu: “Aile, okul ve toplum düzeyinde halihazırda var olan önleyici tedbirler yetersiz ve “çocuk hipnozu” kavramından yoksundur. Ebeveynler, öğretmenler başta olmak üzere ilgili bütün meslek mensuplarına yönelik mevcut zayıf programlar ivedi olarak geliştirilmeli, toplumun her kesimine yönelik bilinçlendirme çalışmaları yürütülmelidir. Medyada bu konu üzerinde spesifik olarak çalışılması ve uzmanlar tarafından çocukları korumaya yönelik dikkat noktaları anlamında brifingler verilmesi hayati önem taşımaktadır.”

BUNLARI ÇOCUKLARINIZA ÖĞRETİN

Hipnoz Uzmanı Başkak, çocuk istismarı ve cinayetlerini önleyici tedbirleri 8 madde halinde şöyle sıraladı:

“6-7 yaşlarına kadar bütün çocuklar ebeveynler tarafından  bilgilendirilmediği her konuda etkiye açıktır, maruz kaldığı her mesaj hipnotik telkin etkisinde ve ikna edicidir. Kötü niyetli büyüklere inanmaları an meselesidir.

Çocuklarla 3-4 yaşlarından başlayarak basit, net ve yaşlarına uygun bir dille bedenleri hakkında bilgi verilmeli; gerekirse konu hakkında uzmanlardan destek alınmalı.

Ebeveynlerinin yanında bir kez görmesi bile çocuğun, birinin sözlerine inanması için yeter sebeptir. “Güvenili insan” olarak algılanan kişinin sözleri anında hipnoz etkisi gösterecektir. “Anne/babamızın izin vermediği her yer güvensiz ve her kişi yabancıdır” anlayışı çocuklara telkin edilmelidir.

Otorite figürüne karşı çocuklar zayıftır; büyük abi, abla, amca, öğretmen, komşu vs dahi olsa, anne/babanın izni olmaksızın çağrılan bir yere gitmemeleri, çocuğa öğretilmelidir. Aksi halde çocuk savunmasızıdır.

Çocuklar Oyuna karşı dirençsizdir ve oyun oynayan bir çocuğun zihni  hipnoz durumundadır. Bedenin bir oyuncak olmadığı çocuğa öğretilmelidir. Bedendeki özel bölgelerin, özel olduğu ve o bölgelere dokunulmasının yanlış olduğu ve hangi bölgelere dokunmanın “kötü dokunuş” olduğu çocuğa uygun üslupla öğretilmeli; ebeveyne/öğretmene vs haber verilmesi gereken bir durum olduğu da anlatılmalı.

Arabaya binmek, arabasını sürdürtmek vs gibi çocuğa cazip gelen hobiler; cep telefonu, dijital  oyun makineleri kandırma için bir araç olarak kullanılabilmektedir. Bu tür durumlara karşı titiz ve dikkatli olmalı, kontrolümüz dışında gelişebilecek bu durumlara karşı aileler uyanık olmalıdır.

“Sır” olgusuna karşı çocuk zihni zayıftır ve “aramızda kalsın, sırrımız olsun” şeklindeki sözler çocuk zihninde hipnotik telkin etkisindedir. Çocuklara koşulsuz kabul gördüğü ve nelerin sır konusu olamayacağı anlatılmalıdır. Habersiz bir yere gitmesinin ya da mesela özel bölgeye dokunuşun sır kapsamında olmayacağı ve haber vermesi gerektiği anlatılmalıdır.

Çocuk istismarı ve cinayetleriyle ilgili meslek grupları başta olmak üzere, aileler, okuldaki görevliler ve toplumun her kesimi “çocuk hipnozu” ve “çocuk zihninde hipnotik kabul oluşturan sistemler” konusunda eğitilmeli ve bu bakış açısıyla mevcut bilinçlendirme sistemleri geliştirilmelidir.”
Kaynak.7gunsaglik.com

Çocuk ve Gençlerde Ağır Travma Sebebi

Gelişmemiş yerlerde gelin edilen kız çocukları ileride çok büyük ruhsal sorunları yaşıyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın Sorunlarını Araştırma Merkezi (DİKASUM) ile ortaklaşa gerçekleştirilen proje kapsamında, kentin kenar semtlerinde erken yaşta evlendirilen 300 kadın ile bire bir görüşerek erken yaşta evlilik konusunda çalışma yapan Dicle Üniversitese Tıp Fakültesi Psikyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Remzi Oto, çalışmasının sonuçlarını açıkladı. Prof. Dr. Oto, çalışma sonucunda çarpıcı sonuçlar elde ettiklerini ifade ederek şunları söyledi:

“Özellikle 15 yaş altı zorla yaptırılmış evliliklerde sadece çocuğun ’çocuk gelin’ olarak gönderilmesi değil, aynı zamanda çocuğun ailesi tarafından istismar edilmesi, ailesi tarafından bir başka aileye, damat denilen ve kendisinden daha büyük, bazen çok yaşlı, bazen orta yaşlarda, bazen de genç olan bireyler tarafından yaşam boyu istismar edilen bireyler olarak gönderildiklerini acı da olsa görmüş olduk. Bu kişiler şimdi yaşam boyu bu travmanın etkisi altında sürekli hastalıklarla, psikyatrik sorunlarla, kendileri çocuk oldukları için yetiştirdikleri çocukların sorunlarıyla uğraşmış oluyorlar ve bütün yaşam boyu bir istismar kurbanı bireylerle maalesef ciddi bir sayıda bireyle karşılaşmış oluyoruz.”

’BAZI KÜÇÜK GELİNLER AİLESİ İLE 2- 3 YIL GÖRÜŞTÜRÜLMÜYOR’

Prof. Dr. Remzi Oto, çocuk yaşta evlendirilmenin ciddi bir mağduriyetin ve ciddi bir istismarın başlangıcı olduğunu vurgulayarak açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Çocuk dışarıda Oyun oynarken, evine geldiğinde arkadaşlarından ayrıldığında, ya da evine çağrıldığında herhangi bir şekilde gelinlik adı altında bir elbise giydirilerek, o anda bir arabaya bindirilerek bir başka eve gelin olarak götürülüyor. Ve bazılarında ilginçtir 2-3 yıl kendi anne ve babası veya ebeveynleriyle görüştürülmeyerek, o ailede belki esir şeklinde istismar mağduru çocuklarla karşılaşıyoruz. Herhangi bir şekilde, her hangi bir yerde çalıştırılıyor, evin içerisinde çalıştırılıyor. Geniş bir ailenin içerisinde hepsine hizmet edeceği şekilde çalıştırılıyor. Korkuyorlar, acılarla başa çıkmak için bütün yaşamları travmatik oluyor. Bütün yaşamları acılarla dolu bireyleri, maalesef ailelerinin istismarı sonucu görmüş oluyoruz.”

’BÖLGEDE 15 YAŞ ALTI EVLİLİKLER VAR’

Türkiye ortalaması kabul edilen her 3 evlilikten birinin çocuk yaşta yapılan evlilik olduğunu, bunun bölgedeki oranının ise yüzde 50’nin üzerinde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Oto, şunları kaydetti:

“18 yaş altı yapılmış evliliklere çocuk evliliği diyoruz. Bu tür damat ve gelinlere çocuk gelin, çocuk damat diyoruz. Fakat, bölgemizde çarpıcı olan şu. Çocuk yaşta yapılan evliliklerin oranı çok yüksek, yüzde 50’nin üzerinde. Ama aynı zamanda bizim üzerinde çok durmayı düşündüğümüz ve gerçekten onunla ilgili yasal ve sosyal yaptırımların eğitimlerin aile ve sosyal politikalar bakanlığının mutlaka müdahale etmesi gereken, 15 yaş ve altı evliliklerdir. 15 yaş ve altı evlilikler bizim bölgemizde, özellikle kırsal ve yoksul yerlerde, çok çocuklu ailelerde, parçalanmış ailelerde, sorunlu ailelerde, herhangi bir gelenek ve dini bir şeyle yapılmış oluyor. Özellikle bu grup çok büyük bir travma yaşamış oluyor yaşamı boyunca.”

’KIZ ÇOCUKLARIN DEVAMSIZLIK TAKİBİ YAPILMALIDIR’

Çocuk yaşta evliliklerin önüne geçilmesi için alınacak n önlemleri de sıralayan Prof. Dr. Remzi Oto, şöyle konuştu:

“Kent merkezi ve ilçelerinde küçük yaşta evlendirilen kız çocukları için çok basit bir önlem var. Milli eğitim, öğretmenler, okul idarecileri, kız çocukların takibini, devam takibini yaparlarsa, önemli bir oranda kız çocuklarının küçük yaştaki evliliğini engellemiş olacaklar. Yani okullar, kız çocukların devam sorununu ciddiye alacak, takip edecek, evine kadar gidecek. Sosyal hizmet uzmanları veya psikolojik danışman hocalarımız var, evlerine kadar gidecekler. Muhtarlara, din adamlarına sorumluluk verilecek. Bölgede resmi olmayan din adamları, çocuğun adına, hatta çocuk olmadan vekalet alarak nikah kıyıyor. Kanuna karşı hile dediğimiz bir yöntem söz konusu oluyor. Çocuk olmadan onun adına nikah yapmış oluyor. Bu konuda yaptırımlar çok zayıf, yasal yaptırımlar çok zayıf. Yasal yaptırımları takip etmek çok kolay değil. Resmi nikahtan önce dini nikah yapmış bir din adamını bulmak çok kolay değil. Onu Kader olayında da gördük. Onun için mahalle bazında, kadın bazında, öğretmen bazında ve karakol bazında mutlaka ciddi bir eğitim koruyucu önleyici ve bilgilendirici bir eğitim yapılmasını zorunlu görüyoruz. Bu konuda bu yılın ortalarında Diyarbakır’da bir eğitime başlayacağız.”

’ÇOCUKKEN ÇOCUK DOĞURUYORLAR’

Prof. Dr. Remzi Oto, 12 yaşında evlendirilen kız çocuklarının da olduğunu, bunlara çocuk gelin demeye karşı olduklarını ifade ederek şöyle devam etti:

“Çocuk yaşta zorla yaptırılmış evlilikler diyeceğiz. Bunların hamile kalması durumunda kendileri çocuk oldukları için hamile kalma durumunu kavrayamıyorlar. Bu nedenle de olan çocuğuna sağlıklı bakması mümkün değil. Hatta bunların önemli bir oranında düşükler çok yüksek oluyor, ölümler çok yüksek oranda. Ve o çocuklar doğarken, sağlık sorunu yaşayan çocuklar olduğunu hepimiz biliyoruz. Kendi yaşamını riske atan, bebeğinin yaşamını riske atan, çocukken çocuk doğurmuş oluyor. Ve maalesef bunun sonucunda hastalık, erken doğum, düşük doğum, bunlar erken yaşlarda evlendirildikleri için yasal sorunlarla karşılaşılmamak için hastaneyede götürülmüyorlar.”
Kaynak.7gunsaglik.com

Sivilce Oluşumunda Okulun Kritik Rolü

Sadece okul değil tabii birçok etkenle stres altında kalan gençler, ergenlik döneminde akneyle savaşıyor

Ergenlikteki gençlerin en büyük dertlerinden biri olan akneler okuldaki başarıyı da olumsuz etkiliyor. Özellikle, sınav dönemine hazırlanan gençler yoğun stres yaşıyorlar, bu da sivilcelerin çoğalmasına neden oluyor. Genellikle ergenlik çağındaki gençleri etkileyen sivilce, ergenlikte hormon el değişiklerden kaynaklanan cildin daha fazla miktarda yağ salgılama sonucu oluşuyor. Sınav dönemlerinde yaşanan stres ile birleşince, aknelerde artış görülüyor. Yüzlerini kaplayan sivilceler, hem kendileri hem de ailelerine stres yaratarak mutsuz oluyorlar.

Stres Sivilce Sebebi

Sivilce, akne stresten oldukça iyi beslenir. Akneler ergenlik döneminde en fazla yanak, boyun, omuz,sırt ve göğüs bölgelerinde oluşur. Ergenlik dönemindeki değişikliklere neden olan hormonlar ve yaşanan yoğun duygular daha fazla yağ salgılamasına neden olur. Fiziksel olgunluğu sağlayan hormonlar yağ bezleri daha çok yağ üretir. Bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal yoğunlaşır ve yağ kütlesi nedeniyle tıkanır. Aknenin temel nedeni tıkanmaktır. Ciltte ki gözenekler tıkanma sebebiyle nefes alamaz. Toz, kir, makyaj malzemeleri gibi dış etkenler de tıkanmayı hızlandırır ve siyahlaşır. Cildimizde gördüğümüz siyah noktalar yani komedonlar oluşur. Bakteriler tıkanmış yağ bezlerinin üzerinden kılların içine sızarak. Bir takım kimyasal maddeler nedeniyle tıkanmış olan yağ bezinde iltihaba yol açar ve komedon akneden papulese akneye dönüşür. Bir iki gün içinde yumuşayıp büyüyen akne iltihaplı bir hal alır buna da püstül akne denir. Aknenin en şiddetli hali ise nodül ve kistler olarak bilinir. Bunlar deri altında ağrılı büyük sertlikler olarak belirginleşir ve ciltte kalıcı izlere sebep olabilir. Sobere akne ise cildin aşırı yağlanma sonucu sivilceye dönüşmesi halidir, gençlerin yaşadığı tipik gençlik aknesidir.

Ergenlikte görünen akne sebebi, çocukluktan gençliğe geçiş döneminde yaşanan değişikliklerdir. Dolayısıyla ergenlik sivilceleri bir hastalık değildir. Hormon el rahatsızlıklardan kaynaklanan bir yapıya sahip değilse, gençlerin yaşadığı ergenlik sivilceleri ilaç yutmadan da geçebiliyor.

Problem Çözümleyen Biyolojik Kozmetik

Problem çözümleyen, kozmetolojik ve biyolojik yoğun bakımlarla, yağ üretimi düzenlenerek ciltte aşırı yağlanma "Hydro Lotion" ciltte yağlanma dengelenir. Komedonlar arındıralarak sivilce oluşumu önlenir. Yağ üretimini azaltma özelliğine sahip olan "Morus Nigra" ( Kara dut) ile azaltırken, cildin nem dengesi "Oleanol Acit" ( Zeytin yaprağı özü) etken madde içeriği ile cildin nem dengesi korunur.

Yapılması Gerekenler

Gençlerin günlük cilt temizliğine düzenli dikkat etmesi, cildi direkt etkileyen besin değeri yüksek ve katkı madde içerikli gıdalardan uzak durmaları gerekir. Ve özellikle sınav dönemlerinde düzenli ve sağlıklı beslenmeleri. Sabahları mutlaka kahvaltı yapmaları. Kendilerine 1-2 saat zaman ayırarak temiz havada yürüyüş yaparak, bir Cafe de arkadaşlarıyla oturarak laflamak veya zaman ayırabilirseniz spor yaparak, beyninizi boşaltır ve stresinizi atmış olursunuz. Bu önerim hem sivilcelerinize hem de sınavdaki başarınıza büyük katkı sağlayacaktır inanın.

Günlük cilt temizliğinin yanı sıra gençler profesyonel uzmanın tavsiyeleri ile cildin yağlanması azaltılır, sivilce oluşumu ve ilerlemesi önlenir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Diyet Yaparken Vücudumuzda Meydana Gelen Değişiklikler

Her güne başlarken diyet yapan bir kişi olarak farklı uyanırız. Vücudumuz da kararlarımız da değişiyordur.

Nature dergisinde yayınlanan bir araştırma haberine göre, diyet yapmak için yepyeni bir sebebimiz daha var. Diyet, bağırsakları da etkiliyor. Harvard Üniversitesi çalışmalarında bu durum takip edilmiştir. Bitkisel temelli bir diyet uygulanmış, bakliyat, tahıllar ve meyvelerden oluşan beslenme düzeni benimsenmiştir.

20-35 yaşları arasındaki erkek ve kadınlarda bu diyet uygulanırken diğer grupta hayvansal gıdalar et ve sebze diyeti uygulanmıştır. Gut mikrobiyomları iki grupta hızla değişmiştir.

Amino asit, protein ve şeker içeren beslenme düzeni ayrıca et yiyenler grubunda sindirim sorunları ortaya çıkmıştır. Sindirim sorunları ve inflamatuar barsak hastalığı ortaya çıkabilmektedir. Hayvansal gıdalar yerine bitkisel ağırlıklı beslenmek her açıdan sağlığa faydalıdır. Karın ağrısı ise yanlış beslenmenin sinyalidir..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Sağlıklı ve Hoş Bir Gülüşünüz Olsun

Gözleri kamaştıran bembeyaz dişlere kim sahip olmak istemez ki?

Sağlıklı bir ağızda sağlıklı dişler ve güzel bir gülüşü herkes hak ediyor. Diş ve diş eti durumunuzu gözden geçirin ve harekete geçin. 30’lu yaşlarda hormonlar devreye girer diş sağlığı ciddi boyuta geçer.

Gebelik döneminde düzenli olarak diş hekimine gidin, kontrol ve bakım gerekir. Hamilelik dişleri yıpratır. Östrojen ve progesteron hassas dönemlerde enfeksiyonlara karşı savunmasızdır. Kanayan, kabaran, hassas diş etleri oluşur.

Diş sorunları gebelikte tedavi edilmezse bebeğe bile yansıyabilir. Diş ipi kullanımı sürekli vurgulanıyor. Düzenli dişleri fırçalama ve diş ipi kullanımı çok mühim. Yumuşak dairesel hareketler yapmak gerek. diş etleri en ufak dokunuşta kanıyorsa sorun var demektir.

Sigara, diş sorunları ve diş sararmasına da yol açar. Diyet kola, diyet soda, hatta sade soda bile diş beyazlığını etkileyebilir, dişleri sarartabilir. Asitli gazlı içecekler diş minesini yumuşatır.

Florür maddesini güçlendirmek gerekir. Diş taşı, mine sorunları, çürükler kontrol edilir ve temizlenirse sorun ilerlemeden giderilir. Diş çektirme, dolgu, köprü, kron gibi işlemler de gerekirse yaptırılmalıdır.

50’li yaşlarda kemik kaybıyla birlikte dişler zarar görür. Diş kontrollerinin yanında D vitamini almak gerekir. Bol su için, şekersiz sakız çiğneyin. Ayrıca tedavi edilmeyen dişler kalp ve diğer hastalıklara neden olabilir. .Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Ağaçların Arasında Yürümek Bağışıklığa ve Strese İyi Geliyor

İşte, evde, okulda, arabada giderken ve birçok yerde stres bizi bulabilir. Stresli olmak bağışıklık sistemimizi de çökertir.

Bağışıklık sistemi zayıfladığında hastalanırız, kötü hissederiz. Yorucu ve sinir bozucu bir durumla karşılaşırız. Hayatın her anında stresle mücadele etmeyi bilmemiz gerek. iyi yönetilemeyen stres, kalp hastalığı, yüksek tansiyon, obezite, diyabet gibi ciddi ve riskli sağlık sorunlarına da neden olur. Çünkü öncelikle vücudu savunan bağışıklık sistemi devre dışı kalır.

Amerikan yaşam tarzına göre, hızlı, üretken ve tempolu yaşayabilirsek stresle ve sorunlarla baş edebiliyoruz. Günlük rutin içinde hızlı her yere yetişmeye çalışan verimli olmaya çalışırken yorulan kişiler strese yakalanıyor. Dayanıksızlık burada başlıyor vücut ve zihin yorgun düşüyor ruhsal sorunlarla beraber stres başlıyor.

Loyola University Chicago Stritch Okulu’nda aile hekimliği profesörü Dr Aaron Michelfelder vücudumuzu gençleştirmek için uykunun çok gerekli olduğunu vurguluyor. Stresin ve hastalıkların önleyebiliyor. İyi ve kaliteli uyku herkes için gerekli. Uykusuz kalırsak ertesi gün sinirli ve depresif oluruz verimsiz bir gün geçiririz. Stresli günün ardından beden ve zihin hastalıklara müsaittir.

Doktorumuza göre bunlarla başa çıkmanın en iyi yolu ruhu dinlendiren bir yerde yürüyüş yapmaktır. Sessiz bir ormanda ağaçların arasında yürümek ruhu besler. Orman ve doğa yürüyüşleri ruh sağlığı için çok önemlidir. Stres hormonlarını azaltır moral verir sağlıklıdır. Kan basıncını da düşürür. Japon araştırmacılara göre de yürüyüş kanser riskini azaltır. Bitkiler, böcekler ve ağaçlar ruhu ve bedeni onarır..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...