Pages

Ads 468x60px

Dayanıklılık Egzersizi Yapmanız İçin 5 Neden

Çoğu kadın kardiyo fitness eğitimini tercih ediyor. Ağırlık çalışmak da herkes için önemli.

Dayanıklılık güç antrenmanları yapmamız da gerekiyor. Kalp atışını hızlı tutmak dans etmek ve çeşitli egzersizleri birleştirmek daha çok kalori yaktırır. Verimli ve etkin bir çalışmada dayanıklılık antrenmanları mutlaka olmalı. Kas ve kemik yoğunluğunu dengeleyen kilo kaybına yardımcı olan bu egzersizden vazgeçmeyin.

Kas inşa etmek için gerekli dayanıklılık egzersizleri kardiyoya denktir. Kas kaybetmeden vücut hatlarını ortaya çıkaran bu egzersizi deneyin. Ağırlık kaldırın. Birkaç kat daha fazla kalori yakarız. Kemik yoğunluğumuzu korur ve artırırız. İleride kemik ve eklem sıkıntılarını önleriz.

Daha dayanıklı kuvvetli ve fit oluruz. Bu egzersiz daha mutlu olmamızı sağlar. Her spor enerji ve mutluluk verir fit olunca güvenimiz yerine gelir. Hastalıkları önler, diyabet ve kan şekeri açısından etkilidir. Romatizma ve ağrılara iyi gelir. Kişisel postürümüzü düzenler dik bir duruş elde ederiz. Denge ve istikrar sağlar.
Kaynak.7gunsaglik.com

Sabahları Metabolizmayı Artırmanın 5 Yolu

Vücudun yağ yakma durumu metabolizma ile ilgilidir. Onu canlandırmak ilk önceliğimizdir. Metabolizma en kolay sabahları artırılabilir.

Uyanın ve kalori yakmaya hazırlanın.

Egzersiz sabah daha etkilidir. Moral kaynağı olan sabah egzersizini atlamayın. Metabolizmayı sabah egzersizi canlandırır. Ekstra kalori yakmayı kolaylaştırır.

Yoğunluk ekleyin. Sabit giderken birden interval egzersizle tempo artırın çeşitli aktiviteleri birleştirin ve yoğunluk katın.

Kahvaltıyı geciktirmeyin. Sabah iyi bir kahvaltı etmek metabolizmayı gün boyu canlı tutar. Spor yaparken daha iyi kalori yakarız. Enerji yakmak için de günün ilk öğünü kahvaltıyı atlamamak gerekir.

Kas egzersizlerine önem verin. Rutin güç antrenmanını ağırlık ve kardiyoyu unutmayın. Kasları güçlendiren hareketlere yönelin. 10 dakikalık kas egzersizi ile güne başlayın.

Kahvaltıdan sonra ara öğün tüketin. Yağ yakan sağlıklı gıdaları seçin bu metabolizmayı destekler.
Kaynak.7gunsaglik.com

Kalan Son Kiloları Vermek Neden Zordur?

Soru şu: fazla kilolarınızı verdiniz ama o son kalan birkaç kiloyu bir türlü neden veremediniz?

Kadınlar çoğu zaman bu genel sorunla karşılaşıyor. Diyetiniz çok mu sıkıydı size göre değil miydi yanlış mıydı rutin planlarınız sizi ters mi etkiledi? Aynı ve benzer gıdaları sürekli tekrar ederek tüketmek yanlıştır. Diyette değişim gerekir. Vücut metabolizması rutini sevmez farklılığı beklenmedik anda yapacaksınız ki hızlansın ve yakmaya başlasın.

Son kilolar kadar ilk verilecek kilolarda da zorlanırız. Uzmanlar vücuda sürpriz yapın bu gerekli diyor. Yeni bir egzersiz ve rejim programına geçin. Çok az kalori de almayın ters etki yapar. Açlık moduna girmeyin aralarda atıştırın. Badem, meyve veya hafif bir çikolata parçası aralarda yenebilir. Çok da yemeyin az da öğünleri iyi ayarlayın. Sporu sakın bırakmayın.
Kaynak.7gunsaglik.com

Prostat Kanseri Hakkında Bilmemiz Gerekenler

Üretranın etrafında onu çevreleyen ceviz büyüklüğündeki bez prostat bezidir.

Derinin vücudun dışında kalan kısmı ile kanser tanısı konmaktadır ve prostat kanseri zor bir kanserdir. Yapay organ geliştirme, 3 boyutlu, hücre klonlama ve kök hücre gibi taramalara karşın en iyi muayene kontrolü parmak ve elle yapılandır. Ölüme kadar götürebilen prostat kanseri milyonlarca erkeği etkilemektedir. İlk belirtileri idrar yaparken zorluk çekmedir. Duraksama, yanma ve ağrı görülür. Ortalama 50 yaş tehlikelidir. Bezin büyüklüğü, şekli ve rektal sıvı sıklığına bakılır.

Prostat spesifik antijen testi uygulanabilir. Meni ve sperm sıvılaştırma ve serbestleştirme için prostat bezi kritiktir. Prostat muayene ve testleri keyifli olmayacaktır fakat bir yaştan sonra sık sık düzenli muayene ve kontrollere gitmek şarttır. Belirti veremeyebilir ve kanser ilerleyebilir. Ultrason tabanlı tanı süreci de önemlidir. Kanser dokulara ve diğer bölgelere yayılabilir erken davranmak hayat kurtarır. Gelişmiş yöntemlerle taramalar ve tedavi seçenekleri hastalara uygulanır.
Kaynak.7gunsaglik.com

3 Boyutlu Meme Görüntüleme Tekniği ve Kanser

3 boyutlu dijital mamografi tekniği olan tomosentez taraması meme kanserinde önemli bir etken.

Bu son tarama yöntemi ile kanser tarama oranları artmış. Tespit saptama ve başarı oranları bu teknikle artmıştır. ABD’de 2011’den beri yaygın olarak kullanılmaktadır. 50 yaş üzerindeki kadınlarda %35 oranında kanser sebepli ölümleri önlüyor. Erken teşhiste başarılı bir yöntem. Zaman zaman yanlış sonuçlar da üretebiliyor.

Meme sıkıştırılır ve mamografi uygulanır bu nedenle rahatsız edici de olabilir. X ışınları ile uygulanan bu yeni yöntem ile az bir basınç uygulanır. 3 boyutlu görüntüler elde edilir. Kanser algısında önemli bir artış olmuştur. Doğru sonuçları ve etkinliği ile tedaviye daha önde başlanır. Gereksiz tetik, tarama ve biyopsi gibi aşamalardan geçilmiş olur.
Kaynak.7gunsaglik.com

Çene Eklemi Ağrısını Gidermenin Yolları

Çene eklemi hastalıkları yemek yemeyi, çiğnemeyi ve konuşmayı engelliyor. Ağrı da veren bu hastalıkların ağrısı nasıl giderilir?

Çene eklemi hastalıkları ciddi ağrılara neden olur. Bu, yemek yemenizi ve çiğnemenizi olumsuz etkiler. Çareleri ise şunlar:

Diş gıcırdatmalarını engellemek için dişlik kullanılır.

Eğer eklemde artrit, kayma, fonksiyon bozukluğu veya sinüs sorunları varsa ilaç tedavisi denenir.

Düzelmezse bir ortodonti uzmanı ile görüşülmesi gerekir.

İleri durumlarda cerrahi ile düzeltmeye ihtiyaç duyulabilir..Kaynak.7gunsaglik.com

Diş Tedavisi Onlarda da Sıkıntılı

Gürcistan’ın bir ilçesinde diş hekimi olmadığından vatandaşlar merkeze gitmek zorunda. Bu durum gittikçe tepki çekiyor..

Yaklaşık 1 yıldır diş hekimi olmayan Posof ilçesinde, vatandaşlar diş tedavileri için Gürcistan'a gidiyor.
Bölgeye daha yakın olması ve vizesiz geçişler nedeniyle Gürcistan'ın Ahıska kentine giderek diş tedavilerini yaptıran Posoflular, ilçelerine kısa sürede diş hekimi atanmasını bekliyor.

İlçe sakinlerinden Osman Kömür, yaptığı açıklamada, Posof'ta diş hekimi olmaması nedeniyle 80 kilometre uzaklıktaki Ardahan yerine 15 kilometre uzaklıkta bulunan Gürcistan'a gitmeyi tercih ettiklerini söyledi.

Kömür, ilçelerinde diş hekimi olmaması nedeniyle başka bir ülkeye muayeneye gittiklerini, Gürcistan'a geçişlerde zorluk yaşamadıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Gürcistan'da sıra beklemeden tedavi oluyoruz. Ayrıca kimlikle geçiş bize çok kolaylık sağladı. Ardahan'dan Kars'a veya Erzurum'a gider gibi gidiyoruz. Örneğin Ardahan'a gitsek hem 80 kilometrelik yol kat ediyoruz hem de sıra bekliyoruz. Kışın Ardahan birazda sıkıntılı bir yol haline geliyor. Çok kez de yolumuz kardan dolayı kapanıyor. Ama Gürcistan'a giderken böyle bir sorunla karşılaşmıyoruz.”

Kömür, Gürcistan'da uygun fiyata muayene olduktan sonra ilçelerine dönüş yaptıklarını söyledi.

Posof Kaymakamı İbrahim Halil Şivgan ise ilçede doktor sıkıntısı olduğunu, bu sorunun giderilmesi için çalıştıklarını söyledi.

Kaymakam Şivgan, “Tabi ki bu vatandaşımızın bir tercihidir. Sıkıntıyı biliyoruz. Kaymakamlık olarak hastanemize diş doktorunun biran önce gelmesi için çalışıyoruz. 2013 yılında bir diş doktorunun atanmasını bekliyoruz” dedi.
Gürcistan'ın Ahıska kentinde görev yapan diş hekimi Saroji Murahti da Türkiye'den çok sayıda hastayı muayene ettiğini belirterek, son 1 yıl da gelen hasta sayısında ise artış görüldüğünü kaydetti..Kaynak.7gunsaglik.com

Ağız ve Diş Sağlığına Önem Verin

Bembeyaz gülümsemeyi kim istemez? Diş etleriniz de dişleriniz de sağlıklı ve ışıl ışık olmalı. Diş estetiğinde bilinmeyenleri Dt. Çakmakçı anlatıyor..

Hisar Intercontinental Hospital Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü Uzmanı Dt. Banu Okur Çakmakcı ile estetik diş hekimliğini konuştuk…

Diş hekimliğinin ağız ve diş sağlığının yanı sıra estetik olarak da görev yaptığının altını çizen Dt. Çakmakcı; ‘Estetik diş hekimliğinde en sık kullanılan ve yaprak porselen olarak da adlandırılan tedavi şekli kaplamalardır (laminate veneer). Bu yöntemde diğer porselen diş yöntemlerinin aksine dişten çok az bir mine dokusu kaldırılır ve diş daha az hasar görür. Yaprak porselenler sağlam, renkleri bozulmayan ve dayanıklı malzemelerden üretilirler. Çok ince, ışık geçirgenliği olan ve metal içermeyen bu porselenler daha estetik sonuçlar alınmasına imkan verir. Böylece küçük bir müdahale ile çok kısa sürede sağlıklı ve doğal bir görünüş elde edilir.’ diye konuştu.

Diş Estetiği İçin Uygun muyum?

• Güldüğünüzde diş etleriniz çok görünüyorsa,
• Dişlerinizde şekilsel bozukluklar varsa,
• Dişlerinizin aralıklı olmasından memnun değilseniz,
• Dişlerinizde çapraşıklık var; ancak ortodontik tedaviden kaçınıyorsanız,
• Diş beyazlatma yöntemlerine rağmen dişlerinizde renkleşme sizin için yeterince azalmadıysa,
• Ön bölge dişlerinizde eskimiş büyük dolgularınız varsa,
• Diş yüzeyleriniz aşınmışsa,
• Kırık dişleriniz varsa,
• En önemlisi yepyeni bir gülüş istiyorsanız.
Bu maddelerden herhangi birine yanıtınız evetse diş estetiği uygulamalarından faydalanabilirsiniz.

Nasıl Uygulanır?

Öncelikle dişlerinizin ölçüsü alınır. Laboratuvarda dişlerinize hiçbir müdahalede bulunmadan dişlerinizde oluşacak değişim 3 boyutlu olarak gösterilerek prova çalışması yapılır. Hekiminizle verdiğiniz ortak kararla uygulamaya başlanır. Lokal anestezi ile dişleriniz belirli ölçüde aşındırılarak ölçüsü alınır ve geçici dişleriniz hazırlanır. Kaplama (laminate veneer) dişlerinizin laboratuvardan geliş süreci beklenir. Gelen dişler ağzınıza yerleştirilerek ağız ve yüzünüzle uyumu kontrol edilir. Beklentiler karşılandıysa özel yapıştırıcılarla yapıştırılır. Kaplamalar (laminate veneer) lekelenme ve aşınmaya karşı çok daha fazla dirençlidirler. İyi ve düzenli bir ağız bakımı gerçekleştirirseniz, çok sert gıdaları ısırmaktan, tırnak yemek gibi kötü alışkanlıklardan kaçınırsanız, laminate veneerleri 15-20 yıl sorunsuz kullanabilirsiniz. Yine de her 4-5 yılda bir hekiminiz tarafından kontrol edilmeniz gerekir. Böylece ortaya çıkabilecek olumsuzlukların da önüne geçmiş olursunuz..Kaynak.7gunsaglik.com

Gebelikte 20 Haftadan Sonraki Taramalar

Gebeliğiniz düzenli olarak ilerliyorsa dahi 20. haftadan sonra da tarama test ve kontrollere devam etmelisiniz.

Bebeğin gelişimini izlemek kontrollerini yaptırmak son ana kadar önemli. Kan basıncı, kalp ritmi, idrar ve kan testleri, sağlıklı bir akış içinde olmalıdır ve bunlar takip edilmelidir. Önceden bir sağlık sorunu olan gebelerin bu konuya daha çok önem vermesi gerekir. Gebeliğin sonlarında doğru hangi taramalar yaptırılmalıdır?

Son 3 ayda bebeğin büyüme durumu izlenmelidir, bu da gelişim taramasıyla yapılır. Sizde var olan belirtileri de dikkatle takip edin. Rahim ve karın bölgesindeki basınç, ağrı, değişimlere dikkat edin.

Bebeğin amniyotik sıvısının yeterli düzeyde olması da önemli ki bu da taranır ve izlenir. Plasenta pozisyonu kontrolü, ikiz ve daha çok bebek varsa onlara dair taramalar, bebeğin doğuma hazırlanma pozisyonu (popo kısmından geliyor olabilir), kalp taramaları özenle yapılmalıdır.
Kaynak.7gunsaglik.com

Loğusalıkta Süt Üretiminiz Az mı?

Birçok yeni annenin aklına takılan sorunların başında acaba sütüm yeterli mi sorunu vardır.

Bu da bebeği sürekli emzirmenize yol açar ki bu hatalıdır. İyi haber birçok annenin fazlasıyla süt üretebilmesidir. Böylece siz fazla kilolarınızdan kurtulursunuz bebeğiniz normal gelişimini tamamlar. İlk birkaç günde fazlalıkların %5 ila %10 u gider. İlk haftadan sonra bebeğinizin normal gelişimini sürdürdüğünü göreceksiniz. Bebeğin yeterli derecede süt aldığını nasıl anlayacaksınız?

Gün içinde en az 5-6 kez uykuya dalıyorsa ve sorunsuz oluyorsa, sağlıklı görünüyorsa, keyfi yerindeyse, dışkı rengi  sarıya dönük açıksa bunlar iyiye işarettir. Fakat her zamankinden daha az süt emmeye başladıysa göğsünüzden daha az süt geliyorsa bebeğiniz zayıflıyorsa daha kısa sürede doyuyorsa bunlar da kötüye işarettir. Göğüslerin zarar görmemesi, 6 aydan önce sütten başka bir şey verilmemesi, sıkça bebeğin beslenmemesi, sizin de sağlıklı olmanız gerekiyor.
Kaynak.7gunsaglik.com

Klostrofobi Nedir? Belirti ve Nedenleri Nelerdir?

Klostrofobi, kapalı alan korkusu olarak ifade edilen psikolojik bir hastalıktır. Klosrofobi sorunu olan bireyler dar ve kapalı alana girmekten ürkerler ve bu ortamlarda nefes sıkışması, panik atak gibi olumsuzlukları yaşamaktan korkarlar.

Hastalar, asansörlerde, kabinlerde, kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunamazlar. Toplumlarda ortalama her yüz kişiden onu değişik oranlarda klastrofobik rahatsızlığına sahiptir.

Belirtileri:
-Bireyin bulunduğu ortamda duvarların ve tüm eşyaların üzerine geliyormuş gibi düşünmesi ve kendini kapana sıkıştırılmış gibi hissetmesi
-Tiyatro, uçak, asansör gibi girmekten kaçınması
-Kapalı bir alanda kaldığında nefes darlığı, çarpıntı, terleme, titreme, gibi durumlara maruz kalma ve kendini boğuluyormuş gibi hissetme gibi durumlar birer klostrofobik belirti olarak tanımlanabilir.

Nedenleri:
Klostrofobi, birçok nedene bağlı olarak gelişen bir psikolojik hastalıktır. Bu nedenleri şu şekilde sıralayabiliriz:
-Bireyin geçmişte yaşadığı sarsıcı olaylar
-Ailede bu hastalığın var olması ve bu durumun bireyi çocukluğundan beri etkilemesi
-Kişinin çocukluğunda oda, banyo, tuvalet gibi alanlara cezalandırmak suretiyle kilitlenmesi ve çocuğun burada büyük korku yaşaması.

Tedavisi:
Öncelikle bireydeki bu hastalığın ne derecede olduğu belirlenir. Belirlenen bu dereceye göre psikoterapi uygulanır. Bireyin geçmişine inilerek hastalığa neden olan korkuları saptanır ve hastanın bu korkularını yenmesi sağlanır. Gerekirse doktor tarafından ilaç tavsiye edilebilir.
Kaynak.7gunsaglik.com

Büyük Göğüslü Kadınların Genel Sorunları

Kadınların pek hoşlanmadıkları bir sorun olan büyük göğüsler çoğu zaman giysilerden taşar ve kötü bir görünüme neden olur.

Her an sanki dışarı çıkacakmış sizi rezil edecekmiş gibi hissedersiniz. Hiçbir mağazada göğüs ölçünüzde uygun sütyen bulamazsınız. Online satış sitelerinden uygun iç çamaşırı aramaya başlar ve stoklar konusunda zorlanırsınız. Kendinizi hayat kadını gibi hissedebilirsiniz. İnsanların gözü çoğunlukla sizde olacaktır veya hep bunu hissedersiniz. Öyle olmasanız bile kendinizi yağlı ve şişman hissedersiniz.

Büyük göğüslü her kadın kilolu değildir, mankenlerde bile bu var. Sütyen giymeseniz bile giymiş gibi şişkin ve düzgün göğüsleriniz var gibi hissedilir. Spor yaparken zorlanırsınız. Açık dekolte giysiler ve bikini mayo yanından taşan göğüsler estetik ve hoş durmaz. Çalışırken sütyen askısı daha sık düşer. En önemli konu eşinizin beğenisinden şüphe edersiniz.
Kaynak.7gunsaglik.com

Perinatal Depresyonda Omega 3

Hamilelik sırasında ve/veya doğum sonrasında görülen depresyona “perinatal” depresyon deniliyor ve bu karmaşık rahatsızlığın ortaya çıkmasında omega 3 eksikliğinin de rolü olabileceği tezi üzerinde duruluyor.

PHARMACOTHERAPY adlı dergide yayınlanan bir yazıda annelerin, yan etki veya bebek üzerine olumsuz etkisi olabileceğinden ilaç tedavisi alamayabildiklerinden bahsedilerek, ilaç yerine omega 3 desteği kullanılarak yapılmış çalışmaların sonuçları ele alınıyor.

Dördü randomize ve plasebo kontrollü, üçü de “açık” olarak tanımlanan yedi çalışmanın ortak sonucu, gerek güvenirlik gerekse etkinlik itibarıyla omega 3′ün perinatal depresyon semptomlarının giderilmesinde yararı olduğu şeklindedir.
Kaynak.7gunsaglik.com.tr

Psikoz Riski Yüksek Olanlarda Omega 3

“Archives of General Psychiatry” dergisinin Şubat 2010 sayısında yayınlanan bir araştırma, omega 3 kullanımının şizofreni de dahil olmak üzere birçok psikiyatrik rahatsızlıkta yararlı olabileceğini belirtiyor.
Yapılan bu çalışmada omega 3′ün, eşik altı psikozu olan 13-25 yaş arası olgularda ilk psikotik epizod gelişme oranını düşürüp düşürmeyeceğine bakılmış, ilaveten semptomatik ve fonksiyonel değişimler de değerlendirilmiş.
Sonuç olarak omega 3 kullanımının, eşik altı psikozu olan genç insanlarda psikotik epizod gelişme riskini azalttığı ve önlemek amacıyla kullanılabilecek etkin, güvenli bir çare olabileceği belirtilmekte.
Kaynak.7gunsaglik.com.tr

Yiyerek zayıflamanın adı: Volümetrik diyet

Doyana kadar ve canınızın çektiği şeyleri yiyeceksiniz, aynı zamanda da zayıflayacaksınız. Hayal gibi geliyor değil mi? Oysa hepsi gerçek. ‘Volümetrik diyet’ sayesinde rejimde olmanın artık yeni bir anlamı var.


Amerika’dan gelen yeni bir diyet trendi, diyete olan bakış açısını değiştiriyor. ‘Volümetrik diyet’te amaç; yemeyi sevmek, tadını çıkarmak ve doyana kadar yemek!

Volümetrik diyet, başka bir deyişle ‘hacim diyeti’ olarak da adlandırabileceğimiz bu diyet trendi, yeni bir çığır açıyor. Çünkü temeli, ”doyana kadar ye” prensibine dayanıyor. Nesnelerin hacmini ölçmeye yarayan bir birim olan ‘volümetri’den adını alan diyet yöntemi, besinleri kalori değerlerine göre değil, hacim değerlerine göre sınıflandırıyor. Bir örnek vermek gerekirse: 15 tane üzüm, tartıda 100 gram geliyor ve kalorisi de 70 civarında. 15 tane kurutulmuş üzüm ise en fazla 20 gram ve onun da kalorisi 70 civarında. Peki, 100 gram üzümle mi doyarsınız, yoksa 20 gram kuru üzümle mi? Her ikisinin de kalorisi aynı ise, daha hacimli olan taze üzüme uzanmaz mı şimdi eliniz? Bu soruya ‘evet’ deme ihtimaliniz çok yüksek. Zaten araştırmalar da bunu gösteriyor.

Pennsylvania’da yapılan bir araştırmaya göre insanlar, ‘doyana’ kadar yemek yiyor. Bu durumda ‘ne’ yediğinin de pek bir önemi kalmıyor. Düşük kalorili de olsa, yüksek kalorili de olsa, temel amaç ‘doydum’ hissini yaşamak! Bu araştırmadan yola çıkarak volümetrik diyeti geliştiren Beslenme Uzmanı Barbara Rolls, normalden daha az yiyerek zayıflamanın çok zor olduğunun altını çiziyor:
”Besinleri kısarak yapılan diyet, ilk başta kilo verdirir ama uzun vadede başarılı olamaz. Çünkü ‘açlık’ hissinin bastırılması gerekiyor!”


Bir günlük örnek mönü


SABAH
Aç karnına bir bardak su için. Ardından büyük bir kase içine; yulaf ezmesi, taze meyve parçaları koyun. Bu karışıma yağsız süt, yoğurt ya da meyve suyuyla hacim kazandırın.

ARA
Bir patates salatasının içine bolca salatalık doğrayın. Bu, salatanızın hem hacmini artıracak, hem de daha doyurucu olacak.

ÖĞLE
Sade suya tirit tarzı çorbanızın hacmini artırmak için kepekli makarna ve sebzelerden faydalanın. Makarna yerine bulgur, yarma, pirinç gibi bakliyatlar da kullanabilirsiniz. Kurubaklagiller de çorbaya ayrı bir lezzet ve hacim katar. İsterseniz içine arada bir tavuk, balık ya da et parçaları atın. Eğer zengin bir çorba içme şansınız yoksa; balık ya da tavuk filetosunun yanında bol salata ve sebze yiyebilirsiniz. Ardından küçük bir sütlü tatlı ya da meyve alabilirsiniz. Bol bol su içmeyi unutmayın!Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

İşte kulak çınlamasının nedeni

Kulak çınlaması sanıldığı kadar basit bir olay değil aksine ciddi hastalıkların habercisidir..

Atatürk Üniversitesi (A.Ü) Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Enver Altaş, toplumun yaklaşık yüzde 30′unda kulak çınlaması görüldüğünü, özellikle 40 yaş üzerindekilerde bu duruma daha sık rastlandığını söyledi.
Kulak çınlamasının hastalık olmadığını belirten Altaş, “Kulak çınlaması bir hastalık değildir, çeşitli hastalıkların belirtisidir. Birçok hastalık kulak çınlaması şeklinde kendini gösterir. Kulak çınlaması, tümör ve damar hastalıklarının habercisi olabilir” dedi.

Kulak çınlamasının uğultu, gürültü, ince bir ses, rüzgar sesi ya da nabız vuruşu şeklinde kendisini gösterdiğini kaydeden Altaş, “hayatı tehdit eden çınlamalar, genelde nabız vuruşu şeklindedir” diye konuştu.
Kulak çınlamasının, objektif kulak çınlaması ve subjektif kulak çınlaması olarak iki gruba ayrıldığını aktaran Altaş, objektif çınlamada, hastayı muayene eden doktorun çınlama sesini duyduğunu belirterek, “objektif kulak çınlamaları,
atar damar ve toplar damar arasındaki kısa bağlantılardaki hastalıkların, damar tümörlerinin belirtisi olabilir” dedi. Subjektif kulak çınlamalarında ise, çınlama sesini sadece hastanın kendisinin duyduğunu vurgulayan Altaş, “kulak çınlamalarının yüzde 90′ı subjektif çınlamadır. Subjektif kulak çınlamasında, kulakla ilgili çınlamaların yanında, kulak dışı sebepler de mevcuttur. Kulak dışı hastalıklar, yaşa bağlı olarak ortaya çıkar” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Altaş, subjektif kulak çınlamaları olan hastaların kulaklarında kireçlenme, iç kulak tümörleri, kandaki yağ miktarında artış, guatr hastalıkları, diyabet, kansızlık, depresyon, psikolojik problemler, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkların olabileceğini anlattı.

“KULAK ÇINLAMASINI CİDDİYE ALIN”

Kulak çınlamalarının birçok hastalığın belirtisi olduğu için ciddiye alınması gerektiğinin altını çizen Altaş, “tümör ve damar hastalıklarının sebep olduğu kulak çınlamaları, hayatı tehdit edici olabilir. Bunun için kulak çınlamaları mutlaka ciddiye alınmalı. Kulak çınlaması olan hastalar, mutlaka muayene olmalı” dedi.

İlaçların yüksek dozda kullanılmasının işitme kaybına neden olabileceğini belirten Prof. Dr. Altaş, kulak çınlaması görülen hastaların baş, boyun, kulak ve burun muayenesi olması gerektiğini söyledi.

Hastanın teşhisi konduktan sonra kulakta kireçlenme, iç kulak tümör hastalıkları gibi durumlarda cerrahi uygulamanın mümkün olduğunu ifade eden Altaş, şöyle devam etti:

“Kulak çınlaması görülen hastaya öncelikle psikolojik destek verilmelidir. Tümör ve damar problemlerinin dışında hayati bir tehlikesinin bulunmadığı hastaya anlatılmalıdır. İşitme sinirlerini kuvvetlendiren iç kulağın beslenmesini arttıran çeşitli ilaçlar kullanılmalıdır. Çınlama görülen hastalara aşırı yorgunluk, stres, uykusuzluk gibi vücudu genel anlamda etkileyen nedenlerden uzak durmaları önerilir.”

Altaş, işitme kaybına neden olan kulak çınlamaları için maskeleme yönteminin kullanıldığını belirterek, “işitme kaybına neden olan kulak çınlamalarında, çınlamayı maskeleyen cihazlar, işitme cihazına eklenir ve hastaların bu çınlamayı duyması engellenir. Hastaların önemli bir kısmı bu yöntemden fayda görmektedir” diye konuştu.

KBB Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Altaş, kulak çınlamasından şikayetçi hastaların koyu kahve, alkol ve sigaradan uzak durmalarını önerdi.Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Antipsikotik İlaçlar Çocuk Diyabeti Sebebi mi?

Seroquel, Abilify ve Risperdal gibi antipsikotik ilaçlar yeni bir araştırmaya göre bir yıllık kullanım sonucunda çocuklarda şeker hastalığı riskini oluşturuyor.

Bu ilaçlar genelde şizofreni hastalığında kullanılmaktadır. Çocuklarda çift kutuplu bozukluk, dikkat eksikliği hiperaktivite ve depresyon gibi ruh hali bozukluklarının tedavisi içindir. Reçeteli bu psikiyatrik ilaçlar yan etki olarak diyabet yapıyor.

Tip 2 diyabet riski yüksek. Yetişkinlerde daha önceden de bilinen bu gerçeğin çocuklarda görülmesi yeni saptanan bir durumdur. Son yıllarda çocuklarda görülen diyabet oranları 7 kat artmıştır. 14 ila 20 yaş arası gençlerde de bu oran 5 kat artmıştır. Bu ilaçlar duygu durumunu düzenlerken içerdikleri kimyasallar diğer sorunlara yol açmaktadır. Anksiyete bozukluklarını tedavi ederken diyabet gelişme riski var oluyor.Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Diyabet ve Prediyabette Aile Öyküsü Faktörü


İnsanlar genelde prediyabet sürecini bilmezler. Diyabetten önce gelişen bir süreçtir.

Ailede obezite veya diyabet öyküsü olan kişilerde prediyabet riski daha yüksektir. Kan şekeri düzeyleri diyabetten daha yüksektir, bu risk tip 2 diyabette artar. Çalışmalarda 5400 kişi incelenmiş ve kan şekeri düzeyleri normal diyabetten daha yüksek olan 2600 prediyabet hastası belirlenmiştir. Ailede diyabet ve prediyabet görülen kişilerde bu risk artmaktadır ve prediyabet normal diyabetten çok daha ciddidir.

Yeni bulgular ve sorular da ortaya çıkmıştır ve çalışmalar halen yürütülmektedir. Alman çalışmaları ve North Shore Üniversitesi araştırmacıları bu sonuçlara varmıştır. Zaman içinde bu hastaları izlemek ve sonuç ile değerleri saptamak yararlı olacaktır. Kilo kaybı veya artışı bu süreci nasıl etkiliyor görülecektir. Aile faktörü bu hastalıkta çok önemlidir ve kilo faktörü de durumu etkilemektedir. Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Çevre Baskısı Gıda Seçimlerinizi Etkileyebilir

Çevre, mahalle, aile, akraba ve en önemlisi akran- yakın arkadaş baskısı yemek seçimlerinizi etkileyebilir.

İngiliz araştırmacılara göre, sağlıklı beslenmeyi teşvik kampanyaları halk sağlığı politikalarını etkiliyor. Sağlıklı beslenme bilinse dahi arkadaş etkisiyle baskılarla yanlış gıdalara yönelebiliyoruz. Liverpool Üniversitesi’nden baş araştırmacı Eric Robinson kanıtlara ve akran baskılarına bakarak yeme davranışları sosyal bulaşıcı fikirler üzerinde bir tutarlılık görmüştür.

Yani gıda seçerken etrafımızdan etkileniyoruz. Sağlıklı beslenmeyi vurgulamak için daha fazla halk kampanyaları düzenlenmeli. 8 kişiden 7si arkadaş ve çevresinden etkilenerek gıda seçimi ve yemek seçimi yapıyor.

Öneriler ve etkilemeler alışveriş ve beslenmede öne çıkıyor. Düşük ya da yüksek kalorili gıda olarak ayrım yapılmıyor çevreden görülen edinilen alışkanlık ve fikirler önemli oluyor. Sosyal normlar beslenme düzenimizi etkiliyor. Sosyal gruplar yeme alışkanlıklarımızı değiştiriyor. Yalnız yemek yemek bu durumda daha sağlıklı karar vermek adına daha önemli. Sözel ve davranışsal hareketler motive olup olmamamızı etkiliyor..Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

40 Yaşından Sonra Beslenme Değişimleri

Yaşlanmayla birlikte kilo durumunuzun da değişmesi gerekmez, ama sağlıklı beslenme düzenine geçmelisiniz.

Kadınlar 40’lı ve 50’li yaşlardan itibaren beslenme durumlarına dikkat etmeliler. Hormon aktiviteleri böylece daha sağlıklı işleyebilir. Hormonal değişiklikler vücut yapısını değiştirebilir. İnce kalma ve menopoz sorunlarını azaltmak için sağlıklı beslenmek gerek.

Balık. Kalp hastalıklarından korur. Haftada en az 2 kez tüketilmelidir. Somon ve alabalık omega 3 içerir.
İncelmek. Hormon seviyeleri, menopoz belirtileri ve hastalık riskleri sebebiyle fazla kilolarınızı verin. Kalp hastalığı ve meme kanseri riskini azaltır. Sıcak basmaları riski de azalır.
Kemikler için kalsiyum. Günde 1000-1200 mg kalsiyum almak gerekir. Östrojen desteği, kemik sağlığı için osteoporozu önlemek adına tüketilir.

Şişkinlik sorunları. Menopozda birçok kadın şişkinlik sorununu yaşar. Hormon dalgalanmaları buna sebeptir. Vücut aşırı su tutar, tuzu azaltmak gerekir. İşlenmiş karbonhidratı kesin. Sağlıklı lifler tahıllar tüketin. Meyve ve sebzeye önem verin.

İçki durumu. İçecekleri tüketmeden önce iki kere düşünün. Kırmızı şarap az tüketildiğinde kalbi korur. Menopoz döneminde alkolün yararından çok sakıncaları öne çıkar.
Soya. Bitkisel içerikli beslenmek gerek. Meme kanseri ve östrojen düzeyleri açısından soyalı ürünler tüketmeden önce doktorunuza danışın.



Buzlu bitki çayı için. Sıcak içecekler yerine ferahlatan şeyler için. Buzlu meyve çayları idealdir. Sıcak içecekler sıcak basmasına iyi gelmez. Kilo kaybı için de bu içecekler gayet uygundur. .Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Yağ Yakımına Yardımcı Zayıflama Hareketleri

Spor salonuna gitmek için vaktiniz yoksa evde ve kendi çevrenizde kolayca yapabileceğiniz sporlar da var.

İşte en faydalı kardiyo egzersizleri ve basit hareketler. Jessica Alba, Halle Berry gibi dünyaca ünlü yıldızlar bu yöntemlerle formunu koruyor. Yağ ve kalori yakmak için bu önerileri mutlaka dikkate alın.

Paten kaymak. 30 dakikada 425 kalori yakar. Uyluk, bacak, popo kasları için çok etkilidir. Çekirdek dengeyi koruyarak iç bacakları da sıkılaştırır. Eklemlere fazla baskı uygulamaz. Koruyucu dizlik, başlık gibi donanımlarınızı takın. Orta ve tempolu sıklıkta kayın.

Koşu. 30 dakikada 374 kalori yakar. Koşucuların kilolu olduğunu kimse görmemiştir. Büyük oranda yağ yaktırır kasları güçlendirir. Popo ve bacak kasları güzelleşir. Hızınızı kendinize göre ayarlayın.

İp atlamak. 30 dakikada 340 kalori yakar. Yine aynı şekilde kas gruplarının birçoğunu güçlendirerek yağ yakar. İpin kulpunu sıkıca tutun. Vücudunuz dik konumda olsun. Hızınızı artırarak atlayın.

Hulahop. 30 dakikada 300 kalori yakar. Genişçe bir çember de işinizi görür. Hızınıza göre hulahopu bel etrafında çevirin. Beyonce gibi sıkı kalçalara kavuşacaksınız.

Tenis. 272 kalori yakar. Tenis kortu ve raket bulamasanız bile duvar tenisi, masa tenisi gibi türlerini oynayabilirsiniz. Zorluğu gittikçe artırın mesela mesafeyi ve hızınızı artırın.

Dans. 221 kalori yakar. Latin şarkıları eşliğinde kendinizi ritme kaptırın ve yavaş dans etmeyin.
Tempolu yürüyüş. Düzenli olarak tempolu yürüyüş yapmak kilo verdirir kas yaptırır.
Tırmanış gibi uç sporlar da yüksek oranda kalori yaktırır. .Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Hamilelikte Piercing Kullanımı Sakıncalı Mı?

Her insanın cildi farklıdır farklı maddelere değişik tepkiler gösterir.

Hamile cildi çok hassastır yabancı madde kullanımı tenden bebeğe ve gebeye zarar verebilir. Peki hamilelikte piercing kullanımı riskli midir? Eğer gebelik öncesinde de takı mücevher piercing kullanıyorsanız gebelikte de devam edebilirsiniz ancak gebelikte yaptırmayın. Çünkü normal hayatınızdaki cildiniz bu dönemde hassaslaşır. Gebelikte evre evre vücut değiştikçe bu maddeler size ve bebeğinize zarar verecektir.

Özellikle göbek piercingi sezeryan doğumda çok risklidir ve doğum gerçekleşemeyebilir. Doğumdan önce en azından çıkartılması mutlaka gerekir. Bebek içinizde büyüdükçe piercing ve benzeri takılar ona da batacaktır. Göğüs ucu piercinglerinde ise göğüsler genişledikçe süt bezeleri rahatsız olur ki emzirme döneminde yine çıkarılması gerekir. Eğer bu takıları takmakta direnirseniz bakımı ve temizliğini çok iyi yapmanız sürekli kontrole gitmeniz gerekir.
Kaynak.7gunsaglik.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...