Pages

Ads 468x60px

Yaz Sıcakları ve Gebelik


Kutsal, gururlu ve zor !!! Hele de yaz sıcaklarında…

Anne adayının her yönüyle kendisine daha çok dikkat etmesini gerektiren bir dönemdir gebelik. Sağlıklı bir bebek sahibi olabilmek ve rahat bir gebelik geçirebilmek her annenin ve babanın arzusudur. Bu sadece yaşadığımız topluma sağlanacak bir katkı değil, aynı zamanda tüm evrene de bir kazanç olarak kaydedilecek bir uğraşıdır.

Çevresel faktörler özellikle gebelik döneminde kadınları diğer zamanlara göre daha fazla etkiler. Sadece kadınları mı ? Bütün evi etkiler, Toplumun olduğu gibi ailenin de temel direği olan kadını etkileyen her şey hepimizi etkiler.
Özellikle yazın sıcak aylarında gebeliğin getirdiği yük biraz daha ağırlaşır. Bu dönemde anne beslenmesine, giyimine, temizliğine daha çok dikkat etmelidir. Çünkü sıcak ek bir yük olarak gebeliğe eklenir.

Yeryüzüne ulaşan güneş – ya da ultraviyole – ışınlarının insan ve insan derisi için pek çok faydasının yanısıra gözardı edilemeyecek zararları da vardır. Yaşamın diğer dönemlerinde olduğu gibi gebelik döneminde de güneşten bilinçli şekilde yararlanılmalıdır. Tüm biyolojik olayların başlaması ve sürdürülmesi, kemik yapımına yardım eden vitamin D’ nin üretimi, hastalık yapan mikropların yok edilmesi ve insan psikolojisine olumlu etkileri ile güneş ışınlarının yaşamsal gerekliliği tartışılamaz. Ancak bu ışınların güneş yanığı, deri kanseri oluşumu, çeşitli alerjik reaksiyonlar ve erken deri yaşlanmasına yol açtığı, hele de ten rengi açık olan insanlarda bilinen gerçeklerdir. Bu nedenle gebelerin, özellikle 11.00-15.00 saatleri arasında güneş ışınları daha dik ve etkili geleceğinden, gün ortası saatlerde dışarı çıkmamalarında fayda vardır. Geniş kenarlı şapkalar, güneş ışınlarını yansıtan açık renkli giysiler ve sağlıklı güneş gözlüklerinin kullanılması yararlı olur. Yaz aylarında herkesin ve özellikle yüksek risk grubunda olan gebelerin, bilinen güneşin zararlı ışınlarının köyü etkilerini azaltan koruyucu kremleri kullanmak gebeliğe zarar vermez, aksine koruyucu etkileri gebeyi rahatlatacaktır. Bu arada bu çok faktörlü kremlerin çocuk, hatta bebeklerde de kullanılması yararlı olacaktır. Yazın özellikle güneş ışınlarından yararlanmak için, ışınların dik gelmediği, şiddetinin daha az olduğu sabah ve öğleden sonra güneşlenmek, gebelik döneminde daha çok tercih edilmelidir.

Hangi Meyve Kaç Kalori?
Hangi Meyve Kaç Kalori?
Güneş sadece ışınları ile değil, ısısıyla da dünyamıza yarar sağlamaktadır. Ancak bu her zaman herkese uygun olmaz, örneğin gebelikte zaten az da olsa yükselmiş vücut ısısı nedeniyle yaz sıcakları gebeliği yorucu hatta bazen riskli kılar. Sıcaklık artışları kan basıncının da artmasına neden olabilir, yada buna eğilim varsa ortaya çıkarabilir. Bu nedenle gebelerin günün sıcak saatlerinde korunmasız olarak dolaşmaları, kan basıncında artışlara ve bunun neden olabileceği istenmeyen hastalıklara yol açabilir. Bu nedenle yazın ter emici, rahat, hafif, kolay değiştirilebilir ve yıkanabilir giysilerin tercih edilmesi gerekir.

Aşırı sıcaklarda gebelerin dikkat etmesi gereken bir diğer önemli konuda besin zehirlenmeleridir. Özellikle yaz aylarında yiyecekler hızla bozularak, toksin ve bakteri oluşumuna neden olurlar. Açık yerlerde satılan ve temiz izlenimi vermeyen gıdaların tüketilmemesi oluşabilecek hastalıkların önlenmesinde önemli yer tutar.
Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde sık sık, ancak azar azar yemek yemek yararlıdır. Bu yemek düzeni yazın daha da önem kazanır. Böylece gebeliğe bağlı olarak büyüyen rahimin basınç etkisi azaltılacak, mide yanması gibi yakınmalar olmayacak ve zaten ileri gebelik dönemlerinde zorlaşan nefes alıp verme bir kat daha zorlaşmayacaktır.
Yaz aylarında bol miktarda sıvı gıdalar tüketilmeli, terlemeyle vücuddan eksilen tuz ve su muhakkak alınmalıdır. Teleme ile kaybedilen tuz ve mineraller, dengeli bir şekilde daha çok taze meyveler ile karşılanmalıdır. Gebelikte süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi yararlıdır, gerek protein ve gerekse mineraller özellikle kalsiyum bu yolla sağlanabilir. Yağlı gıdalardan kaçınmak hele de yaz sıcaklarında kaçınmak gerekir. Terleme ile kaybedilen sıvının yerine konması anne adayı ve bebek için çok önemlidir. Günde en az 2,5 litre sıvı alınması gereklidir yazları. Ancak daha çok su tüketmenin yararları daha fazladır. Taze meyve suları kolalı ve kutu meyva sularına tercih edilmelidir. Bilindiği gibi çoğu kutu meyve sularında çabuk bozulmalarını önlemek amacıyla konulan özellikle anne karnında gekişmekte olan bebeğe zararlı kimyasal maddeler vardır, bu nedenle tüketilmeleri sakıncalı olur.

Alkol ve sigara kullanmanın ne sağlıkla nede gebelikle bağdaşmadığını bir kez daha hatırlatmakta yarar var ! !

Sıcakta terlemeyle birlikte deride birçok bölge nemli kalacağı için mantar enfeksiyonlarına yaz aylarında daha rastlanır. Bu nedenle özellikle vücudun kıvrımlı bölgeleri kuru tutulmaya çalışılmalı ve sık sık ılık duşlar yapılmalıdır. Özellikle vajinal enfeksiyonlar erken doğuma yol açabileceği için vajinal akıntılarda veya idrar yolları iltihabını düşündürecek bulgular – idrar ederken yanma, koyu ve kokulu idrar etme, sık sık idrara çıkarma gibi – varlığında hemen hekime başvurulmalıdır.

Hastalıklar ortaya çıkmadan önlenmesi her zaman daha kolay ve daha az yorucudur. Çok küçük noktalara dikkat edilerek ileri de oluşabilecek sorunlar engellenebilir.
Sağlıklı ve mutlu gebelikler…….
Kaynak.7gunsaglik.com.tr

Doğumda Anne Ölüm Oranları

Kisa Bilgi : Sağlık Bakanı Recep Akdağ, anne ölümlerinin yüz binde 70′lerden, yüz binde 15′lere kadar gerilediğini söyledi.

Ardahan’daki değerlendirme toplantıları ve incelemelerinin ardından Kars’a dönen Akdağ, Sim-Er Otel’de Sağlıkta Dönüşüm Projesi Kars İl Değerlendirme Toplantısı’na katıldı.
Kars Valisi Ahmet Kara, Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş, Sağlık İl Müdürü Dr. Fahri Sevinç ve sağlık çalışanlarının katıldığı toplantıda konuşan Bakan Akdağ, “Bildiğiniz gibi Türkiye’de 8 yıldır bir dönüşüm programı uyguluyoruz. Bununla da ciddi bir mesafe katettik. Dolayısıyla bu çerçeve üzerinde teşhisler yaparak, politikalar geliştirip, değerlendirmeler yaparak sistemimizi geliştiriyoruz. Bu, canlı bir organizma gibidir. Sürekli gelişme gösteriyor. Finansmandan tutun, ödeme biçimlerine, organizasyon şekillenmelerine, ortaya koyduğumuz yeni düzenlemelere, hem çalışanların hem de vatandaşların davranışını değiştirme noktasındaki çalışmalara varıncaya kadar bir dizi kontrol düğmelerimiz var. Kontrol düğmeleriyle adeta oynayarak, bunlarla değişiklikler yaparak iyi ve kaliteli sistem kurduk.” diye konuştu.
Sağlık göstergelerinden de söz eden Bakan Akdağ, şunları söyledi:
“Bu anlamda Türkiye’de son 7 yıl içinde hatırı sayılır biçimde ortalama yaşam süresi artmıştır. Bunu sadece sağlıkla da ilişkilendirmemek lazım, refah seviyesi de arttı. Anne ölümleri; 1998 yılında yapılmış bir son araştırma vardı. Bu araştırma da yüz binde 70 idi. Bugün ise anne ölümleri yüz binde 15′lere, on altılara kadar geriledi. Bebek ölümleri yine 1998′lerde binde 43 idi. Bu sene bebek ölümlerini binde 10′un altında bekliyoruz. Bu de en gelişmiş ülkeleri yakalama noktasına geldiğimizi gösteriyor.”
Bakan Eroğlu: Referanduma ‘evet’ demek için 40 sebep var
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, referanduma ‘evet’ demek için 40 ayrı sebep olduğunu, ‘hayır’ demek için ise hiçbir sebebin bulunmadığını söyledi.
Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Gümüşhane’ye gelen Bakan Eroğlu, beraberindeki heyetle birlikte Vali Enver Salihoğlu’nu makamında ziyaret etti. Valilik ziyaretinin ardından AK Parti İl Başkanlığına geçen Eroğlu, burada partililere referandum ile ilgili açıklamalarda bulundu. 12 Eylül tarihinde yapılacak olan referandumun çok önemli olduğunu, parti tarafından çıkarılan kitapçıkta vatandaşların “Evet” demesi için 40 tane sebep sıralandığını aktaran Bakan Eroğlu, vatandaşların “Hayır” demesi için hiçbir gerekçenin bulunmadığını ifade etti. Eroğlu, “Hayır demek için bir tane sebep göstersinler. Muhalefet bunun kıyısından köşesinden bakıyor. İçeriğine giremiyorlar. Çünkü bu maddeleri teker teker okuduğu zaman vatandaşlarımız görecek ki, fişleme bitecek, yırtdışına çıkışlar, memurlara sendikal haklar, kadınlara, gençlere, engellilere, gazilere ve şehit yakınlarına pozitif ayrımcılık yapılacak. Bu maddeler teker teker incelediği zaman, bunların 73 milyon vatandaşımızın lehine olan maddeler olduğu anlaşılacaktır. Hepsine vatandaşlarımız vicdanları ile baş başa kaldıkları zaman evet diyeceklerdir.” diye konuştu.
“Evet” oyu verilmesi ile herhangi bir partiye oy verilmiş olmayacağının altını çizen Bakan Eroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Diğer partiler bunu maalesef ‘evet’ diyince sanki AK Parti’ye oy veriyormuş gibi telakki ederek siyasi polemik konusu yapıyorlar. Bu doğru değildir. Başbakanımızın ifade ettiği gibi üstünlerin hukuku için değil, hukukun üstünlüğü için ‘evet’ dememiz lazım. Daha fazla demokratik hayat, vatandaşın önünün açılması, Avrupai standartlara yakın anayasa için ‘evet’ demesi lazım. Binlerce ‘evet’ denmesi gereken sebep var. Bu konuda da sizlere çok büyük vazife düşüyor.”

Kaynak.7gunsaglik.com.tr

Tatilde Aldığınız Kiloları Verin

Tatil, anlamı gereği bir mola. Hem işe, hem sorumluluklara, hem şehir trafiğine, hem de sıcaktan bunalmaya; bir de tüm kış düzenli olarak sürdürdüğümüz diyetimize mola verdiğimiz yaz tatili sonrasında beslenmemizi hemen toparlamamız gerekiyor. Nasıl mı?
Ara öğünlere dikkat!
Diyetisyen Taylan Kümeli tatil hatalarından en büyüğünün öğün atlamak olduğunu söylüyor. Özellikle geç kalkmayla birlikte yapılan geç kahvaltı, öğleden sonraya kayan ikinci öğün sonrası gecenin geç saatlerine sarkan akşam yemeği ile gün noktalanırken azalan öğün sayısıyla birlikte metabolizmamız da yavaşlar. Dolayısıyla tatil sonrası yapılacak en önemli adımlardan biri tekrar eski yeme düzenine geçmemiz olacaktır; yani ara öğünleri ihmal etmemeye. Böylece metabolizma da hızlanacak ve alınan kilolardan kurtulmak kolaylaşacaktır.

Tatille birlikte alkol
Alkol tatillerde özellikle uzun yaz gecelerinin en çok tüketilen içeceklerinden biri olur. Taylan Kümeli, 1 gram alkolün 7 kalori alımına neden olduğunu düşündüğümüzde aldığımız kaloriyi epey artırmış olduğumuzu söylüyor. Tatil sonrasında vücudun toparlanmasına yardımcı olma amacıyla su tüketimi artırılmalı ve alkolün verdiği zararın telafisi için sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeliyiz.

Susuz kalmayın
Yaz aylarında en çok ihtiyaç duyulan şey sıvı… Su içmeyi sevemeyenler için bu ihtiyacı karşılamak asitli ve kalorili sıvılara kalıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz bu noktada kişinin en güzel yapacağı şeyin kendine hedef koyması olduğunu söylüyor. Günlük 2 litre su içmek kaydıyla istediğinde maden suyu (kalp, tansiyon, böbrek hastalıkları gibi sodyum kısıtlaması gerektiren bir rahatsızlık yok ise) ayran, kalorisiz içecekler (diyet içecekleri günde 1 kutu geçmemekte fayda var) içilebilir. Yazın terle birlikte kaybedilen mineraller, vücutta halsizlik bitkinlik yaratabilir; bunun engellenmesi için gerekli olan mineral takviyesini de kişi maden suyu ile karşılayabilir.

Abur cuburlara hayır
Tatilde fast food tarzı abur cubur besinleri yüksek miktarlarda tüketmeye başlar ve bunları bir anda favori yiyeceklerimiz haline getiririz. Fazla miktarda şeker ve yağ içeren, dolayısıyla yüksek enerji alımına neden olan bu besinleri tatil sonrasında beslenme düzenimizden çıkardığımızda ve sağlıklı besinlere yöneldiğimizde kalori alımımız da bu çerçevede azalacaktır.

Egzersiz şart
Tatilde öğün atlama, yetersiz sıvı tüketme, besin öğelerini yetersiz alma gibi faktörlerin etkisiyle yavaşlayan metabolizmayı canlandırmak için tatil sonrası dönemde egzersize ağırlık vermemiz gereklidir.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz’dan örnek tatil mönüsü…
Kahvaltı
2 dilim esmer ekmek
2 dilim peynir veya 1 dilim peynir + 1 yumurta
Bol çiğ sebze (domates, salatalık, maydanoz)
2 adet ceviz
3-4 adet zeytin
Şekersiz çay / yeşil çay (mümkünse dal tarçın bekletilmiş)

Ara
1 meyve

Öğle
Izgara et / tavuk / balık
Salata

Ara
1 – 2 meyve
1 bardak süt / yoğurt
1 paket diyet bisküvi veya 1-2 dilim ekmek yerine geçenler

Akşam
Zeytinyağlı sebze yemeği
1 kase yoğurt
2 dilim esmer ekmek

Ara
1 – 2 meyve
1 bardak süt / 1 kase yoğurt

Kaynak.7gunsaglik.com.tr

Omega 3 Yağ Asitleri Klopidogrel Direncini Düşürür mü?

Klopidogrel (clopidogrel) trombositlerin birleşerek pıhtı oluşturmalarını engelleyen (antiplatelet) ilaçlardandır. Bazı hastaların klopidogrele direnci olduğundan, bu hastalar özellikle anjiyoplasti (CPI) sonrasında kullanımına ihtiyaç duyulduğunda bu tedaviden yarar sağlayamazlar.
Omega 3′ün antiplatelet ve antitrombotik etkileri iyi bilinmektedir; güvenirlikleri de yüksek olduğundan iki antiplatelet etkiyi birlikte değerlendirerek sonuçların araştırılması fikri doğmuştur.
Medscape (re:HeartWire) ‘de yayınlanan bu çalışmanın sonuçları, omega 3′ün klopidogrel ile alınacak sonuçları iyileştireceği beklentisini desteklediğinden, araştırmacı Dr. Grzegorz Gajos ve arkadaşları: “şimdi omega 3′ün klopidogrel direncini ortadan kaldırıp, klinik sonuçları iyileştirdiğine dair uzun dönemli çalışmalara ihtiyaç vardır” demişlerdir.
Kaynak.7gunsaglik.com.tr

Tip 2 Diyabetin Çaresi Var

Şeker hastaları bu hastalıktan kurtulamayacaklarını düşünür. Bu düşünceyi çürüten Genel cerrah Alper Çelik, tip 2 diyabetli hastaları ameliyatla tedavi ediyor..

diyabet

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Alper Çelik, Türkiye’de her yıl yaklaşık 32 bin kişinin diyabet ya da diyabete bağlı hastalıklar sebebiyle hayatını kaybettiğini bildirdi.

Hastaneden yapılan açıklamaya göre, dünyada, tip 2 diyabet hastalarını ameliyatla tedavi edebilen 8 doktordan biri olan Doç. Dr. Çelik, geçen yıl ameliyat ettiği hastalarıyla birlikte basın toplantısı düzenledi.

Toplantıya, Hindistan’da metabolik cerrahi ameliyatlarını gerçekleştiren Dr. Suren Ugale de katılarak, dünyada yapılan metabolik cerrahi uygulamalarıyla ilgili bilgi verdi.

Doç. Dr. Alper Çelik, toplantıda yaptığı konuşmada, geçen yıllarda yaklaşık 300 ameliyat yaptığını, hastalarının insülin tedavisini bıraktığını, hap kullanmadıklarını, karaciğer, böbrek gibi organlarını ve gözlerini kaybetmekten kurtulduklarını, ayak yaralarının iyileştiğini belirtti.

Yapılan ameliyatın hastalarda yüzde 95 oranında başarılı olduğuna, hastaya faydasının ise yüzde 100 oranında olduğuna dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:

”Ameliyatta başarının ne olduğunu çok iyi tanımlamak gerekiyor. Yüksek ünitelerde insülin ve yüksek miktarlarda ilaç kullanmak zorunda olan hastanın, ameliyat sonrasında insülin ve ilaç kullanma miktarlarında ciddi oranlarda düşüş oluyor. Bazı hastalar insülini bırakarak çok düşük miktarlarda ilaç ile hayatını sürdürebiliyor. Bunu da başarılı sayarsak, başarı oranı yüzde 100′dür. Bu ameliyatın riski ise herhangi bir sindirim sistemi ameliyatından daha fazla değildir.”

TEDAVİ İÇİN HER YIL YAKLAŞIK 13 MİLYAR LİRA
Şeker hastalığının artık kader olmadığını ifade eden Çelik, şu bilgileri verdi:

”Dünya Sağlık Örgütü rakamlarına göre, çağın vebası olarak adlandırılan diyabet hastalığından dünyada her yıl yaklaşık 4 milyon insan, tip 2 diyabet hastalığı yüzünden hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise son 10 yıl içerisinde şeker hastalığı yüzde 50 oranından fazla bir şekilde arttı. Türkiye’de her yıl yaklaşık 32 bin kişi diyabet ya da diyabete bağlı hastalıklar sebebiyle hayatını kaybediyor. Bu rakam günde yaklaşık 87 kişi gibi çok yüksek bir seviyede. Ancak bu ameliyat sayesinde, şeker hastalığı bir kader olmaktan çıkmıştır.

Türkiye’deki kamu kurum ve kuruluşları, diyabet hastalığının tedavisi için her yıl yaklaşık 13 milyar lira harcıyor. Tip 2 diyabet hastalarına uyguladığımız tedavi sayesinde artık kilo problemleri, şeker hastalığına bağlı organ kayıpları ve ilaç-insülin ihtiyacını sona erdirmek mümkün. Ayrıca şeker hastalarında ileriki yıllarda ortaya çıkması muhtemel diyaliz tedavileri, göz ameliyatları, kalp ameliyatları gibi pek çok ameliyatın da yapılmasına gerek kalmayacak. Bu ameliyat ile ülke ekonomisine katkı sağlanırken, adı geçen diğer ilave tedavi yöntemlerine olan gereksinimin de önüne geçilerek kamunun sağlık hizmetlerinde bir rahatlama yaratılacak.”

Tedavi olduktan sonra sağlığına kavuşan Çelik’in hastaları da şeker hastalığı nedeniyle yaşadıkları sıkıntılardan, ameliyat sonrasında değişen ve kalitesi artan yaşamlarından kesitler sundu.

Basın toplantısına, metabolik cerrahi ameliyatı olan sunucu-oyuncu Erhan Yazıcıoğlu, tiyatro sanatçısı İlyas İlbey, İzmir Çiğli Belediye Başkanı Metin Solak ve İzmir Buca Belediye Başkanı Ercan Tatı da katıldı.Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Meyveler Diyabet Riskini Ne Kadar Azaltır?

Yaban mersini, üzüm ve elma, tip 2 diyabet rahatsızlığı için düşük bir risk içeriyor.

Meyve suları ise çok şekerli olduklarından bu riski artırıyor. Meyveler içerdikleri şekerden ötürü diyabette önerilmese de bu 3 meyve riskli değil. Bu konudaki çalışmalar birbiriyle çelişmektedir. Bazılarına göre şeker içerdiğinden diyabeti tetikliyor. Bazılarına göre meyve suyu gibi tehlikeli değil ve bu 3 meyve tüketilebilir. Bazı meyveler şeker hastalığında şekeri düşürmek için özellikle yararlı.
1984’ten 2008’e kadar olan çalışmalara göre diyabet, kalp hastalığı ve kanser ve şeker hastalığı tanısı bu meyveleri tüketenlerde %7 daha az ortaya çıkmıştır. Haftada en az 2 kez yaban mersini, üzüm ve elma tüketenler bu sonuca dahildir. Meyve suyunu fazla tüketenlerde ise bu hastalıklar %21 daha fazla ortaya çıkmıştır.Kaynak.7gunsaglik.com.tr,

Kış Aylarının Şifalı Bitki ve Çayları

Bugünlerde en çok grip haberleri okuyorsunuz hatta sizde veya çevrenizde solunum yolu hastalıkları görülmeye başlandıysa bu bitkileri kullanın..

Grip ve soğukalgınlığının en yaygın görüldüğü günler geldi. Hastalığa yenilmemek ve bağışıklık sistemimizi güçlendirmek adına çaresiz değiliz. İşte griple savaşta yardım alabileceğimiz bitkiler...

Burnunuz akmaya başladı, vücudunuz kırılıyor. Bugünlerde çoğumuzun yaşadığı sorunlar bunlar... Türk Fitoterapi Derneği Başkanı ve Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Sezik, "Afrika Sardunyası kökünden elde edilmiş standart ekstrakttan (çözelti) üretilmiş ilacın solüsyonunu kullanmaya başladığınızda, belirtilerin gerilediğini göreceksiniz "diyor.

Sezik, en önemli olanın, belirtiler azalınca veya geçince ilacın kesilmemesi, en az 1 hafta daha devam edilmesi olduğunu söylüyor. Afrika sardunyası kökünün bağışıklık sistemine pozitif etkileri olduğunu belirten çalışmalar da bulunuyor. Kullanımda devamlılık, belirtilerin geri dönmesini önlediği gibi bağışıklık sistemine olan etkisi de önem taşıyor. Prof. Dr. Sezik, Avrupa İlaç Kurumu' nun, bu bitkinin soğuk algınlığı belirtilerini giderici olarak kullanılabileceğini kabul ederek, geleneksel bitkisel tıbbi ürün olarak sınıflandırdığını söylüyor.

BOĞAZ AĞRISINDA SENTETİK GARGARA KULLANMAYIN

"Her boğaz ağrısında hemen sentetik maddelerden hazırlanan gargaralardan kullanmayın" diyen Prof. Dr. Ekrem Sezik, gargaranın adaçayı ile hazırlanması gerektiğini söylüyor. İşte kolaylıkla hazırlayabileceğiniz doğal bir gargara tarifi:

Hazırlanışı:

Porselen bir kupaya 1 poşet adaçayı koyun ve üzerine kaynar su ilave edip 10 dakika kadar bekletin. Hazırladığınız bu sıvı ile günde 5 - 6 defa gargara yapını. Her defasında taze hazırlamanız gerektiğini unutmayın. Hazırladığınız gargaranın boğazınızın ağrı ve yanmasına iyi geleceğini göreceksiniz.

SIVI İHTİYACINIZ İÇİN IHLAMUR VE ADAÇAYI

Son yıllarda yapılan araştırmalar, sarmaşıktan elde edilen özütten hazırlanan şurupların, iyi birer göğüs yumuşatıcı ve balgam söktürücü olduğunu gösteriyor. Bu sorunda, her şeyden önce bol sıvı alınması gerekiyor ve bu sıvı alımının; ıhlamur, adaçayı gibi bitkisel çaylarla yapılması öneriliyor. Bu şekilde hem soğuk algınlığının belirtileri azalıyor hem terleme sağlanıyor hem de hasta rahatlatılmış oluyor.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ EKİNEZYAYLA GÜÇLENDİRİN

Bağışıklık sistemini güçlendirmede en etkili ürünün ekinaseya (ekinezya) olduğu belirtiliyor. Bu bitkinin toprak üstü kısımlarının sıkılması ile elde edilen usareden, damla şeklinde bitkisel ilaç elde etmek mümkün görülüyor.

"Bitkinin en etkili formu budur " diyen Prof. Dr. Ekrem Sezik, sonbaharda damla ile yapılacak 3 - 4 haftalık kürlerin, bağışıklık sistemini harekete geçirdiğinin gösterildiğini söylüyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar ekinaseyanın enfeksiyonun başlangıcında kullanılması halinde, belirtilerin hafiflediğini ve enfeksiyon süresinin kısaldığını gösteriyor..Kaynak.7gunsaglik.com

Sağlıkta Online Soru-Cevap Fırsatı

Sağlık Bakanlığı’nın en yeni projesi Twitter üzerinden soru cevap olanağı.. İsteyen herkes merak ettiklerine cevap buluyor..

Her fırsatta yenilmesi gereken maydanoz ve limonu sofranızdan eksik etmeyin çünkü...
Sağlık Bakanlığı, ''Twitter'' üzerinden uzman eşliğinde soru-cevap hizmetinin ilkini gerçekleştirdi. Vatandaşlar saat 14.00-15.00 arasında, griple ilgili merak ettiklerini sosyal paylaşım sitesi aracılığıyla sordu.

Prof. Dr. Hürrem Bodur tarafından cevaplanan sorular arasında, ''Nezle ile grip aynı şey midir?'', ''Grip en çok hangi aylarda yaşanır?'', ''Grip aşısı ne zaman kullanılmalıdır?'', ''Gripte antibiyotik etkili midir?'', ''Kuş gribi ve diğer griplerle nasıl mücadele edebilirim?'', ''Gripken duş alabilir miyim?'', ''Kuş gribi ve domuz gribi bir salgın bu sene de olur mu?'', ''Hamileyken grip olduğumda antibiyotik kullanabilir miyim?'' yer aldı.

Vatandaşların yönelttikleri, ''Doktorlar grip olur mu?'', ''Grip cinsel gücü etkiler mi?'', ''Annem grip olunca yaptığı yemeği yesem ben de grip olur muyum?'' gibi tebessüm ettiren sorular da dikkati çekti.

Bakanlığın, uzman eşliğinde soru-cevap hizmeti bundan sonra da devam edecek. Antibiyotik, zehirlenmeler, obezite, beslenme, diyabet, HIV/AIDS gibi vatandaşları yakından ilgilendiren konularda 15 günde bir, Sağlık Bakanlığı'nın Twitter hesabı üzerinden yöneltilen sorular, uzmanlar tarafından yanıtlayacak..Kaynak.7gunsaglik.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...